AiLeVaDiSi FoRuM  

Go Back   AiLeVaDiSi FoRuM > GeneL Forum > AileVadisi öğrenci Yardım

AileVadisi öğrenci Yardım Bu forum altında senelik ödevlerden üni sorularına kadar her çeşit paylaşım yapıLa biLir

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 12-09-2007, 09:24 PM   #21 (permalink)
Co-Admin B
 
SiBeL YıLDıZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2007
Mesajlar: 50,120
SiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant future
Standart

3- Köstere Cu - Zn - Pb Yatağı (Torul - Gümüşhane) : Köstere pclirıetalik yatağı damar şeklindedir. Başlıca kalkopirit» sfalerit ve galenden oluşan cevherleşme üst Kretase yaşlı dasitlerin içinde bulunmaktadır (Şekil 107). A,GÜMÜŞ (1974) bu yatağın içindeki belirgin düşey zonlanmadan dolayı plütonizmaya bağlı hidrotennal bir kökeni savunmaktadır. Yataktaki zonlanma derine doğru basitleştiril*miş şekliyle şöyledir; Galen - Sfalerit = Kalkopirit - pirit.
Zamantı Çinko ve Kurşun Yatakları (Develi - Kayseri) : Bu yöredeki kurşun ve çinko cevherleşmeleri kırıklar içinde damarlar halinde veya karstik boşluklar içinde düzensiz yığınlar halinde bulunmaktadır, tik cevherleşmenin hidrotermal karakterde (mezctermal) olduğu, ancak daha sonradan oksidasyon ve sementasyon zonu olaylarına bağlı olarak özellikle karstik boşluklar içinde sroitsohit ve serüsit minerallerinin oluştuğu düşünülmektedir. Cevherleşme Permo - Karbonifer veya Permo - Triyas yaşlı karbonatlı kayaçlar içinde muhtemelen Tersiyer yaşlı bir PlütcmizmAyla ilişkili olarak bulunmaktadır.
Bolkardağ Kurşun ve Çinko Zuhurları (Ulukışla - Niğde) :
Hidrotermal (mezotermal) kökenli birincil cevherleşme Devoniyen yaşlı mermerler içinde kırık zonlarına bağlı olarak bulunmaktadır ve başlıca galen ve sfaleritten müteşekkildir. Oksidasyon ve sementasyon zonlarının çok iyi geliştiği bu zuhurlarda süperjen olarak smitzonitj, serüsit mineralleri ile altın ve gümüş zenginleşmesi mevcuttur, Bolkardağ hidrotermal cevherleşmesinin Tersiyer yplı bir plütonizma ile ilişkili olduğu düşünülmektedir.
Otlukilise Demir Yatağı (Gürün - Sivas) :
Başlıca hidroter*mal (mezotermal) kökenli siderit ile süperjen hematit ve limonitten oluşan cevherleşme üst Kretase yaşlı kalkerler içindeki bir kırık zonundadır. Damar ve yığın şeklindedir. Tersiyer yaşlı bir plü*tonizma ile ilişkili olduğu düşünülmektedir.
Duruluca Ni - Co - Bi Zuhurları (Divriği - Sivas) :
Damar şek*lindeki cevherleşmelerde gersdorfit, rammelsberjit, saflorit, skütteridit, bizmutinitj, nabit bizmut gibi mineraller saptanmıştır. Hipo - mezotermal oluşumlu bu damarlar yöredeki Tersiyer yaşlı plütonik kayaçlarla ilgilidir.
BPLOM XIV GABRO VE PERİDOTİTLERE BA6LI MADEN YATAKLARI :
l, GABRO VE PERİDOTİT KAVRAMI :
Sınıflamalarda belli sınırlar içinde tanımlanan gabro ve peri*dotitlerin yanında mineralojik bileşimleri ve oluşumları bakımından bu kayaçlara yakın bütün plütonik kayaçlar geniş anlamda gabro ve peridot terimi ile ifade edilebilirler. Böylece geniş anlamda gabro ve peridotit terimiyle ifade edebileceğimiz kayaçlar doğada belli beraberlikler halinde bulunurlar ve bir aile teşkil ederler.
Gabro ve peridotit ailesini teşkil eden kayaçlar genellikle mafik ( =melanokrat: % 65-90 koyu renkli mineral) veya ultramafik (=holomelanokrats % 90-100 koyu renkli mineral) niteliktedir. Pet-rolojik olarak gabro ve peridotit ailesine ait olmakla beraber ör*neğin anortozit, lökogabro gibi bazı kayaçların içerdiği koyu renk*li mineral oranı çok daha azdır.
Gabro ve peridotit ailesini teşkil eden kayaçlar genellikle bazik (% 52-45 SiO2) veya ultrabazik (< % 45 SiO2) niteliktedir. Piroksenitler petrolojik olarak gabro-peridotit ailesine ait olmak*la beraber % 52"den fazla SiO2 içerebilmektedir. Buna karşılık bazı bazik ve ultrabasik kayaçlar (örneğin, nefelinli siyenit/ melteijit, vb.,'.) gabro ve peridotit ailesine ait değ 1:1 vler.
Bu nedenle gabro ve peridotit ailesi kayanlarını tam olarak mafik-ultramafik ve bazik-ultrabazik kayaçlarla Özleştirmemek gere*kir. Diğer taraftan granit ailesine ait kayaçlarla beraber buluna*bilen bazı çok ufak gabro kütleleri nasıl granit ailesinden ayırmak mümkün değilse, gabro ve peridotit ailesi kayaçlarıyla birlikte oluşup, birlikte bulunan bazı granitleri de bu aileden saymak gere*kir. Bütün bu nedenlerle gabro ve peridotit ailesi kavramı minera*lojik ve kimyasal etkenlerden ziyade oluşum (köken) etkenine bağlıdır.
Birçok maden yatağı konum, zaman ve köken bakımından gabro ve peridotitlerle ilişki halindedir. Ancak bu ilişkiler, granitlere bağlı cevherleşmelerden farklı olarak çok daha çeşitlidir. Zira gabro ve peridotit ailesi kayaçları kendi içlerinde köken bakımın*dan farklı gruplara ayrılırlar.
Ilı GABRO VE PERİDOTİTLERE BAĞLI YATAKLARIN OLUŞUMU :
Gabro ve peridotitlere bağlı yatakların büyük bir çoğunluğu ortomagmatik dönemde oluşmuşlardır. Yani cevher mineralleri bağlı olduğu magmatik kayaç ile yaklaşık aynı zamanda ve benzer koşul*larda (~70ö~120Q°C) oluşmuşlardır. 3u tür yataklar için bazı yazar*lar doğrudan ortomagmatik yatak deyimini kullanmaktadırlar.
Ortomagmatik dönemde faydalı mineral veya bileşiklerin deriş*mesi manto kökenli bazaltik bir magmanın diferansiyasyonu ile müm*kün olmuştur. Cevherleşmenin ortomagmatik evrenin erken veya geç bir safhasında gerçekleşmesine bağlı olarak Erken magmatik ve Geç Magmatik yataklar ayırt edilir.
Erken magmatik yatakların oluşmasında sıvı halde karışmazlık ile erken kristalleşme ve yerçekimi nedenlerine bağlı diferansiyas-yon olayları etken olmuştur. Özellikle nikel-bakır sülfürlerinin oluşumu sıvı halde karışmazlık olayına, elmas ile bazı platin, kro-mit, titanornanyetit yataklarının cl'iç-Jmu erken kristalleşme ve yer*çekimi olayına bağlıdır.
Geç nagmatik yatakların olv^-n^s-.nda ise sırayla kristalleşme rol oynamıştır. Ortoıregmatik dönemin erken evrelerinde silikatların kristalleşmesinden sonra cevherli bileşikler arta kalan sıvı içinde derişmişlerdir. Bazı kromit, platin, titanomanyetit yataklarının oluşumu geç magmatik niteliktedir.
Gabro ve peridotitlere yatakların çok küçük bir kısmı pegma-titik veya hidrotermal dönemlerde oluşmuşlardır. Pnömatclitik ve pirom-?4-^ccr.atik yataklar gelişmemiştir.
III ı YATAKLANMA ŞEKİL VE YERLERİ ;
Gabro ve peridotitlere bağlı yatakların hemen hemen hepsi bağlı oldukları kayaçların içinde (intraplütonik) bulunurlar. Bun*ların yataklarıma şekilleri oluşum koşullarıyla yakından ilişkili*dir.
Ortomagmatik oluşumlu cevherlo.~::olerin bir kıornı saçınım ha*lindedir. Bu yataklardaki cevher mineralleri beraber oldukları ka*yacın herhangi bir minerali gibi kristallermişlerdir. Bazen saçı-nımlar daha sık bulunarak siliyren'leri oluştururlar. Katmansı, podiform, yığın, kese, torba, cep şeklindeki yataklanmalar da ola*ğandır. Damar şeklindeki yataklar daha enderdir. Pegmatitik ve hidrotermal oluşundu cevherleşmelerin yataklanma şekilleri grani-tik kayaçlara bağlı yataklarda olduğu gibidir.
Cevher minerali veya bileşiklerinin diferansiyasyon nedeniyle, diğer kayaç yapıcı minerallerden ayrı olarak, fakat ana kayaç için*de derişmesine segregasyon denir. Bu nedenle bazı yazarlar saçınım, şiliyren, katmansı şekildeki yataklar için segregasyon yatakları deyimini kullanırlar. Diferansiyasyon sırasında magma haznesinin herhangi bir kesiminde derişmiş sıvıların tektonik kuvvetlerle ye kayaçlar içine itilmesine enjeksiyon denmektedir. Bazen katılaşan ve sonra tekrar ergiyen cevher kütlelerinin de enjeksiyon yapabile*ceği düşünülür, özellikle yığın, kese, torba ve damar şeklindeki ortomagmatik cevherleşmeler enjeksiyon ile oluşmuştur. Segregasyon erken magmatik bir cevherleşmeyi, enjeksiyon ise geç magmatik bir cevherleşmeyi işaret eder. Erken magmatik segregasyon cevherleşme*leri senjenetik ve otoktontur. Bazı geç magmatik cevher mineralle*rin ilk oluşan silikatları çimentolaması durumunda, yine senjene*tik ve otokton bir cevherleşmeden bahsedilebilir. Ancak geç rı^^-tik enjeksiyon cevherleşmeleri için epijenetik ve allokton nitelik*lerini kullanmak gerekir. Şunu da unutmamak gerekir ki gabro ve pe*ridotitlere bağlı cevherleşmelerin büyük bir çoğunluğu tektonik de-formasyona uğramıştır. Böylece yataklanma şekli tektonik yüzeyler olan gelişigüzel sınırlarla belirlenmiştir.
Cevher çoğu kez benekli yapıdadır. Kromit cevherleşmelerinde şu tür yapılara rastlanabiliri
Som yapı
Benekli yapı
Leopar yapı (Kromit taneleri birkaç cm çapındaki hacimlerde gruplanmışlardır.)
Orbiküler yapı (Kromit taneleri halkalar oluştururlar.)
Bantlı yapı (Kromit taneciklerinin oluşturduğu kuşakla v çok kez tekrarlanırlar.)
Bantlı yapı mostra, hatta yatak ölçeğinde de gözlenebilen bir yapıdır. Diferansiyon olaylarına bağlı olarak magmatik bantlaşma meydana gelmekte, böylece kayaç ve cevherleşmeler birçok kez teh-rarlanabilen katmansı, batlı görünümlerini kazanmaktadırlar.
Geniş anlamda gabro ve peridotitlere bağlı olarak ele aldığı*mız yataklar, ayrıntıda köken bakımından bağlı oldukları kayaç gruplarına göre dört çeşittir?
Stratiform Masiflere Bağlı Yataklar :
Genellikle lopolit, bazen de l.akolit, bizmalit, fakolit, sil veya dayk şeklinde yataklanmış gabro-peridotit ailesi kayaçlar alttan yukarı doğru bazik nitelikten asit niteliğe doğru bir sıralanma, katmanlaşma gösterir*ler. Stratiform masifler daima orojenik olmayan kıtasal kabuklar yer almışlardır. Yerleşme yaşları genellikle Antekambriyen'dir. Bu masiflere bağlı Cr, Fe, Ti, Ni, Cu cevherleşmeleri saçınım veya katmansı şekilde yataklanmışlardır.
Ofiyolitlere Bağlı Yataklar:
Ofiyolit topluluğuna ait ka*yaçlar eksiksiz ve istiflenmiş olarak bulunabilirler veya tektonik itilmeler nedeniyle melanj haline gelebilirler. Ofiyolitlere bağlı en tipik cevherleşme kromittir. Bu kromit için ofiyolitik kromit deyimi kullanılır. Diğer taraftan ofiyolitik kroraite genellikle orojenik kuşağı içinde rastlanıldığından Alpinotip kromit yatağı deyimi de kullanılır. Bu kromitler Stratiform masiflere bağlı krcmitlerden farklı olarak genellikle podiform, yığın, kese, torba gibi şekiller halindedir veya tamamen tektonik yüzeylerle sınır*lanmışlardır. Ender olarak istifli ofiyolit topluluklarının bulunduğu yerlerde katmansı yataklar da bulunabilir. Bütün bu yatakların ortak bir özelliği postmagmatik hidrotermal metasomatik değişimle uğramış olmalıdır. Bu değişimler yan kayaçların serpantinleşmesini, asbest, kemarerit, uvarovit gibi minerallerin oluşmasını sağlamıştır. Oysa bu tür değişimler Stratiform masiflerde izlenmez.
Ofiyolit topluluğu gabro ve peridotit ailesi kayaçların yanın*da volkanik-ve tor tul kayaçlar da içerir. Bu sonunculara bağlı cev*herleşmeler volkanizmaya bağlı maden yatakları bahsinde ele alına*caktır.
Kimberlitlere Bağlı Yataklar s Antekambriyen yaşlı kıta kabuğunun büyük grabenlerinde yer alan kimberlitler baca veya pipo şeklinde yataklanmışlardır. Bu kayaçların en karakteristik bir mi*nerali olan elmas, kayaç yapıcı mineral durumundadır.
__________________
SiBeL YıLDıZ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-09-2007, 09:24 PM   #22 (permalink)
Co-Admin B
 
SiBeL YıLDıZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2007
Mesajlar: 50,120
SiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant future
Standart

4- Şarnokitik Karmaşıklara Bağlı Yataklar : Özellikle gabro ve anortozit içeren şarnokitik kayaçlar Fe-Ti cevherleşmesi bakı*mından çok önemlidir. Hepsi Antekambriyen yaşlı olan şarnokitik karmaşıklarda yataklarıma şekli saçınımlı, katmansı veya yığın şek*lindedir.
IV, KiMYASAL VE MÎNERALOJÎK BÎLESÎM l
Gabro ve peridotitlere bağlı yatakların en karakteristik mi*nerali kromittir. Aslında bir spinel çeşiti olan kromit'in ve diğer önemli minerallerin bileşimleri şöyledir?
Kromit : (Mg,Fe+2) (Cr,Al,Fe+3)2Oıt -ferrokromit: FeCr2Ojt
-magnezyokromit2MgCr2Otf S
Titanomanyetit
îlmenit
Pirotin
Pentlandit
Pirit
Kalkopirit
Kübanit
Valeriit
Elmas
Kemererit
üvarovit
Manyezit
Manyetit
(FejTDgO,,
FeTi03
FeS
(Fe,Ni)9S8
FeS 2
Cu FeS2
Cu Fe2S3
(Mg,Fe)5(Al,Cr)(Sİ3A1O10)(OH)8
Ca3Cr2(SiO^)3
MgC03
Nabit platin, îridyum, paladyum, osmiyum: Pt,Ir/Pd,Os
Bu minerallerin yanında gabro ve peridotitlerin kayaç yapıcı minerallerinin olması doğaldır. Bunlar başlıca plajiyoklaz (Labıa-dor, bitovnit, anortit), ortorombik piroksen (enstatit, bronzit, hipersten), monoklinik piroksen (ojit), olivin ve bazı spinel çe*şitleridir. Gabro ve peridotitlere özel bazı hidrotermal-metasoma-tik değişim mineralleri de bulunabilir; Serpantin, talk, tremolit, aktinot, vb.
Cevher mineral veya bileşiklerini bağlı oldukları kayaç grup*larına göre belli parajönezlere ayırmak mümkündür. Bu parajönezler-den başlıcaları şunlardır:
Cr - Fe : Of iyolitik kromitler genellikle dünit ve peridotit*lere bağlıdır. Bu kayaçlar genellikle az çok serpantinleşmişlerdir. Stratiform masiflere ait kromitler ise genellikle gabro, norit, anortozit gibi kayaçlara bağlıdır.
Fe - Ti : En karakteristik başlılıkları şarnokitik karmaşıklar iledir.
Pt - ir - Pd = Os : Aslında bu elementler asla tek başlarına nabit halde bulunmazlar. Daima kendi aralarında bileşikler halindedir*ler. Dünit, piroksenit, krornitit gibi kayaçlar içinde bulunabilirler.
Ni - Cu : Daha ziyade stratiform masiflerdeki gabro ve noritlere bağlı olarak bulunurlar.
Gabro ve peridotitlere bağlı cevherleşmelerde süksesyonu sapta*mak mümkün olduğu halde yatak çapında bir zonlanmadan bahsetmek veya yatakların dağılımının bir zonlanmaya uygun olduğunu söylemek zordur.
V, EKONOMiK ÖNEM l
Gabro ve peridotitlere bağlı maden yatakları arasında özellikle Türkiye bakımından en önemli olanı kromit cevherleşmeleridir. Meta-lürjik kromit Cr/Fe oranı 3 'ten fazla ve som (masif) yapıda olan kro-
mit cevheridir. Ofiyolitlere bağlı kromit cevherleri, dolayısıyla
Türkiye’dekiler genellikle bu türdedir. Kimyasal kromitte krom bakımından çok daha fazla bir zenginlik, buna karşılık gang mineralleri ve bilhassa silis bakımından fakirlik aranır. Stratiform masiflere bağlı bazı kromitler bu türdedir. Refrakter kromit daha ziyade alü-min bakımından zengindir. Stratiform masiflere bağlı çoğu kromitler bu türdedir.
Kromit yataklarında tenor CraOa olarak ifade edilir. Kromit dı*şındaki ekonomik bakımdan önemli metalik cevher yatakları Ti, Pt grubu, Ni ve Cu yataklarıdır.
Tenoru TiOa olarak ifade edilen titan cevherleşmeleri (ilmenit, titanomanyetit) daima demir cevherleşmeleri ile birlikte bulunur. Ancak bu yataklarda Fe genellikle ekonomik değildir.
Platin grubu elementlerinin (Pt,Ir,Rd,Os) nabit alışımları en*der olarak birincil yataklardan itibaren işletilir. Bu tür cevher mineralleri daha ziyade gabro ve peridotitlere yakın kırıntı yatakla*rından itibaren elde edilirler. Bazen kromit için de aynı durum söz konusudur. Diğer taraftan platin pirotin^ pentlandit, pirit ve kal-kopirit içinde saklı olarak bulunabilmekte ve bu şekilde de büyük eko*nomik öneme sahip olabilmektedir.
Nikel (pirotin, pentlandit, nikelli pirit) ve bakır (kalkopirit, kübanit, valeriit) genellikle ekonomik olarak, beraberce bulunurlar. Bu tür cevherleşmeler ayrıca kobalt (sülfür, arseniyür halinde veya pentlandit, serpantin mineralleri içinde) ve altın (sülfürler içinde) bakımından da önemli olabilirler.
Endüstriyel hammadde olarak en önemli yataklar elmas yatakları*dır. Kimberlitlere sıkı şekilde bağlı olan elmas, bu kayaçlara yakın kırıntı yataklarından itibaren de elde edilebilmektedir.
Gabro ve peridotitlere bağlı diğer endüstriyel hammaddelerden başlıcaları asbest, manyezit, talk ve olivindir:
Asbest lifi ve yalıtkan özellikli minerallere verilen genel bir isimdir. Başlıca olivin ve amfibol minerallerinin postmagmatik dönem*de hidrotermal ayrışması ile oluşmuştur. Damarcıklar veya paralel şe*ritler halinde bulunan asbestin oluşumunda gerilimler ve buna bağlı olarak kırıklanmalar önemli rol oynamıştır. Başlıca asbest çeşitleri şunlardır?
Krizotil - asbest % Mg6(Si.,Oıo) (OH)8
Amfibol - asbest s
-Tremolit asbest ;Ca2 Mg5 (Si^On ) (OH)2
-Riebekit asbest = krokidolit:Na2 (Fe,Mg) 3Fe£3 (SitOn ) (OH)2 -Grünerit asbest = amosit .:Fe7(Siı,Oıı ) (OH)2
Amyant dokunabilir nitelikte, iplikimsi asbestler için kullanı*lan ticari bir isimdir.
Manyezit •. MgCO> Postmagmatik dönemde hidrotermal etkenle stok-verk, damar veya yığın şeklinde oluşmuştur.
Talk : Mgs (Siı»Oıo ) (OH) 2. Tektonik deformasyona uğramış kesimler*de, hidrotermal etkenlerle oluşmuştur.
olivin' : (MJrFe) 2SiOı». Kayaç yapıcı bir mineral olan olivin, dü-nitlerde olduğu gibi, bol bulunduğu yerlerde refrakter hammadde ola*rak önem kazanmaktadır.
V, ÖRNEKLER
l- Bushveld Cr ve Pt Yatakları (Güney Afrika) : 450 km uzunlu*ğunda, 240 km genişliğinde bir alanı kaplıyan lopolit şeklindeki Bushveld karmaşığı stratiform bir masiftir. Prekambriyen yaşlı tortul kayaçlar arasında kalan bu lopolitte tabandan tavana doğru saptanan başlıca litolojik birimler ve cevherli seviyeler şöyledir (Şekil 110) j
Taban Zonu : Piroksenit, peridotit
Kritik Zon ; Katmansı norit, piroksenit, anortozit'in ardışıklı olarak yer aldığı bu zonda birçok ayrı seviyede kromit bantları bu*lunmaktadır. En fazla 3-4 m kalınlığına ulaşan bu bantlar dünyanın en önemli kromit rezervini oluşturmaktadır. Kritik zon içinde yer alan bazı dünit pipolarında ayrıca ekonomik miktarda nabit platin bulunmaktadır.
__________________
SiBeL YıLDıZ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-09-2007, 09:25 PM   #23 (permalink)
Co-Admin B
 
SiBeL YıLDıZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2007
Mesajlar: 50,120
SiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant future
Standart

Merensky Seviyesi :
Kalınlığı birkaç desimetre olmasına karşılık, çok düzenli şekilde kilometrelerce (250 km) devam eden bir seviyedir. Başlıca iri taneli norit bileşimindedir. Çok yüksek tenörde platin içermesi bakımından dünya çapında ekonomik öneme sahiptir. Platin başlıca pirit, pirotin ve pentlandit içinde saklı olarak bu*lunmaktadır. Daha az miktarda platin arseniyür olarak veya paladyumla beraber nabit halde de bulunabilmektedir. Ortalama tenor 6 gr/ton civarındadır.
Esas Zon :
Norit, gabro ve anortozitten oluşmuştur. Titanomanyetit seviyeleri içerir.
Üst Zon :
Gabro ve diyoritten oluşmuştur. Vanadyumlu manyetit bant ve yığınları içerir. Asit Kayaçlar Granit ve granofirden oluşmuştur. Asit kayaçlar içindeki pegmatitik pipolara bağlı olarak kassiterit, granofirlere bağlı olarak da kassiterit, şeelit, volframit ve kalkopirit bulunmaktadır.
Sonuç olarak Bushveld karmaşığı içinde yer alan krom ve platin cevherleşmeleri esas itibarıyla katmansı, ortomagmatik, erken magma-tik oluşumlardır. Ekonomik bakımdan bu karmaşıkta ikincil öneme sahip titanomayetit cevherleşmeleride benzer şekilde oluşmuşlardır. Buna karşılık en üstteki asit kayaçlarda rastlanan kalay, volfram cevher*leşmeleri pegmatitik, pnömatolitik kökenlidir.
2- Great Dyke Cr Yatakları (Rodezya = Zimbabve) : Great Dyke ismi ( =Büyük Dayk) Rodezya'da yaklaşık 500 km uzunluğunda, 6-9 km genişliğinde bir hat boyunca yer alan gabro ve peridotit ailesi kayaçların meydana getirdiği kütleye verilmiştir. Bu kütle aslında bir dayk değil Prekambriyen yaşlı granit ve metamorfitler içine NNE-SSW yönünde bir hat boyunca yerleşmiş bir dizi bazik ve ultrabazik kayaç sokulumudur. Bu kayaçlar Bushveld karmaşığındakine benzer şekilde stratiform bir yapıya sahiptir (Şekil 111). Tabanda büyük ölçüde ser*pantinleşmiş dünit ve harzburjit bulunur. Bunların üzerine piroksenit ve kromitit bantları içeren serpantinitler gelir. Kromit bantlarının sayısı 6 ile 11 arasındadır. Her bant yaklaşık birkaç desimetre kalınlığındadır.
Katmansı kromitit içeren serpantinitlerin üzerinde piroksenitler, en üstte de norit bulunmaktadır. Piroksenit ve norit arasında platin içeren sülfürlü mineraller yer almaktadır.
Great Dyke kromit yatakları katmansı, örtornagmatik, erken mag-matik yataklara örnek teşkil ederler.
3- Sudbury Ni ve Cu Yatakları (Kanada) : Yaklaşık 60 km uzunluğunda, 30 km genişliğinde olan Sudbury karmaşığı stratiform bir masif niteliğindedir. Tabanda Prekambriyen yaşlı gnays, metavolkanit, tor*, tul kayaçlar ve klastik kayaçlar bulunur. Taban kayaçları ayrıca bir granit sokulumuna uğramıştır. Tavanda yine Prekambriyen yaşlı volkanitler, kiltaşları ve kireçtaşları ile kumtaşları bulunur. Bizzat Sudbury masifi ise altta norit, ortada kuvars diyorit, üstte granofirden oluşmuştur (Şekil 112).
Cevherleşme başlıca norit - taban kayacı kontağında yer alır. Masif yapıda merceksi yığın, saçınım, damarcık veya breş çimentosu halindeki cevherleşme kontaktan oldukça uzakta taban kayaçları için*de de bulunabilmektedir. Kontaktan uzaktaki bu tür cevhere yöresel olarak "offset" adı verilmektedir.
Başlıca cevher mineralleri pirotin, pentlandit ve kalkopirit-tir. Bu minerallerden elde edilen nikel (1,5 %) ve bakır (l %) dı*şında sudbury yataklarından ekonomik olarak platin, kobalt, altın, gümüş vb. elementleri de üretilir.
Sudbury karmaşığının ve ona bağlı maden yataklarının oluşumu hakkında çok çeşitli fikirler ileri sürülmüştür. Masifin kıvrımlanmış bir dayk veya sil olduğu veya çok büyük bir meteoritin dünyaya çarpması sonucu oluştuğu gibi görüşler günümüzde terkedilmiştir. Ar*tık sudbury karmaşığının stratiform yapıdaki bir lopolit olduğu ka*bul edilmektedir. Diferansiyasyon sırasında sıvı halde karışmazlık nedeniyle sülfürler silikatlı ergiyikten ayrılmıştır. Katılaşma sı*rasında sülfürlü ergiyiğin bir kısmı norit içinde artakalarak saçı-nımlı cevheri, bir kısmı masif cevheri/ diğer bir kısmı ise enjek*siyon ile damarcık veya breş çimentosu halindeki cevheri oluşturmuş*tur.
4- Egersund llmenit Yatakları (Norveç) : Bu yataklar Prekambriyen yaşlı Egersund şarnokitik karmaşığı içinde yer almışlardır. Şarnokitik karmaşık başlıca anortozit, norit ve monzonitten oluşmuştur. Cevher anortozitler içinde merceksi yığınlar halindedir. Asıl yığınlardan itibaren çok sayıda cevher apofizi yan kayaç içine uzanır.
Cevher ilmenitli norit niteliğindedir. Cevherde ortalama % 39 ilmenit (% 18 TiO2) dışında plajiyoklaz, hipersten, biyotit, manye*tit ve apatit mineralleri de mevcuttur.
Egersund şarnokit karmaşığı ve ona bağlı ilmenit yataklarının ileri derecede metomorfik koşullarda metasomatik olarak oluştuğunu ileri sürenler bulunduğu gibi magmatik diferansiyasyon ürünü oldu*ğunu düşünenler de vardır.
5- Mir elmas yatağı (Yakutistan - Rusya) s Alt Ordovisiyen yaşlı karbonatlı kayaçlar içinde, Liyas yaşlı, pipo şeklinde bir yataktır.
(Şekil 113). Yaklaşık 500 m çapında olan piponun 1000 m'ye kadarolan derinliği bilinmektedir. Pipo çok çeşitli köşeli kayaç parçaları (amfibolit, gnays, şist, kumtaşı, kireçtaşı, kömür, eklojit, vb.) ile bunları çimentolayan kimberlit'ten ibarettir. Elmas kimberlitin ka*yaç yapıcı bir ninerali olarak bulunmaktadır. Kimberlitin diğer baş*lıca mineralleri olivin, flo'jopit, kronlu diopsit, enstatit, pirop, il*menit ve spineldir. Elmas tenoru yaklaşık 0,5 karat/ton1 dur ( = 0,1 gr/ton).
Elmasın erken magmatik şekilde kimberlitik magmadan itibaren, derinde, yüksek ısı ve basınç koşulları altında kristalleştiği düşü*nülmektedir. Elmasın assimilasyon ile oluştuğu ve eklojitlerden iti*baren taşındığı veya postmagmatik dönemde pnömatolitik ve hidroter-mal şekilde oluştuğu görüşleri daha az taraftar bulmuştur.
6- Kimberley Elmas Yatağı (Güney Afrika) : Elmas içeren kimberlitlere adını vermesinden ve dünyanın en eski ve en ekonomik elmas yataklarından birisi olması bakımından meşhurdur. Yaklaşık 500 m çapında, bir pipo şeklindedir (Şekil 114). Derinliği 1000 m’den fazladır. Prekambriyen, Paleozoik ve Mesozoik yaşlı çeşitli kayaçların içinde bulunan piponun dolgusu Mir elmas yatağına benzer şekilde çeşitli kayaç parçaları ile bunları çimentolayan kimberlitten ibarettir. Elmas kimberlit içinde, kayaç yapıcı mineral olarak saçınım ha*linde bulunur. Diğer başlıca mineraller olivin, flogopit, kromlu gröna ve ilmenittir. Elmas tenoru yaklaşık 0,2 karat/ton1dur (0,04 gr/ton) .
Elmasın erken magmatik safhada, derinde oluştuğu, daha sonra kimberlitik magma içinde yataklanma yerine taşındığı düşünülmektedir.
7- Türkiye Kromit Yatakları : Türkiye dünyada en çok kromit üreten ülkelerden biridir. Krom cevheri maden ihracatımızın en başta ge*len ürünü olmuştur. Yurdumuzda geniş alanlarda mostra veren ofiyolitlere bağlı olarak çok sayıda kromit yatak ve zuhuru saptanmıştır. Bunlardan en önemlileri şunlardır.
Elazığ (Guleman, Kefdağ, Soridağ, Kundikan)
Muğla (Üçköprü, Kandak, Meşebükü)
Denizli (Karaismailler, Tavas, Mevlutlar)
Erzurum, Erzincan (Kopdağ)
Bursa (Çatak)
Kütahya (Dağardı)
Eskişehir (Kavak)
Türkiye'deki kromit yataklarının hepsi az çok serpantinleşmiş dünit, harzburjit, lerzolit gibi kayaçlar içindedir. Bu kayaçlar ofiyolitik karmaşıklara aittir. Yurdumuzdaki ofiyolitik kayaçların, dolayısıyla onlara bağlı ofiyolitik kromit yatakların, Alpın oroje-nezi sırasında Mesozoik"te oluştuğu düşünülmektedir. Ancak bazı araştırıcılar Hersinyen yaşlı daha eski ofiyolitlerin varlığından bahsederler. Okyanus ortası sırtı, okyanus adaları veya ada yayları gibi ortamlarda oluşmuş bu ofiyolitlerin yerleşme yaşları ise olu*şum yaşlarına göre daha gençtir. Türkiye'deki ofiyolitlerin bugünkü tektonik konumlarına genellikle üst Kretase veya daha genç yaşlarda yerleştikleri düşünülmektedir.
Alpin orojenik kuşakları içinde yer aldığından Alpin Kromit olarak da tanımlanan Türkiye kromitleri manto kökenli magmanın er*ken magmatik diferansiyasyonu sonucu oluşmuşlardır. Çoğu merceksi veya düzensiz yığışımlar halindedir ve tektonik yüzeyler tarafından sınırlanmışlardır. Stratiform masiflerin düzenli katmansı yatakla*rından ayırt edebilmek için bu tür kromitler için genel anlamda "podiform kromit" deyimi de kullanılır.
A- Elazığ Yöresi Kromit Yatakları : Şark kromit havzası olarak da bilinen Elazığ ili Maden ilçesi yakınlarında Türkiye'nin en önem*li kromit yatakları bulunur. Bu yörede yaşlıdan gence doğru şu lito-lojik birimler vardır (Şekil 115);
Metamorfik kayaçlar: Mermer, şist, fillat.
Ofiyolitik kayaçlar: Serpantinit, dünit, peridotit, gabro, norit.
Üst Kretase flişi
Alt Eosen breş ve çakıltaşı
Alt Eosen flişi
Metamorfik kayaç blokları da içeren ofiyolitik kayaçlar Kuzey" den Güney'e doğru üst Kretase flişi üzerine itilmişlerdir. Kromit yatak ve zuhurları ofiyolitik karmaşığın serpantinit, dünit ve peri*dotit gibi kayaçları içindedir. Elazığ yöresi kromit yatakları belli başlı üç kesimde bulunur: Guleman kesimi, Soridağ kesimi, Kef dağı kesimi.
a) Guleman Kesimi : En çok üretim yapılmış kesimdir. ESE-WNW doğrultusunda 2000 m'lik bir hat boyunca Serpantinit içinde kromit kütleleri sıralanmıştır. Guleman kesimindeki cevher kütleleri tekto*nik sürüklenme nedeniyle her boyutta merceğimsi veya yumurtaya ben*zer yığınlar haline dönüşmüştür. Budinaj yapıları olağandır. Boyut*lar birkaç santimetreden birkaç 10 m"ye kadar değişmektedir. Kırık-lanmış, ekaylanmış serpantinitler içindeki bu tip cevhere, yine bu kesim içindeki Kündikan zuhurlarına izafeten, Kündikan tipi kromit adı verilmiştir (Şekil 116).
Guleman kesiminde kromit cevheri masif, çok iri taneli ve yük*sek tenörlüdür (% 50-52 CraOs). özellikle makaslama yüzeylerinde ke-mererit, uvarovit, kromlu tremolit gibi postmagmatik mineraller bol miktarda gelişmiştir.
Soridağ Kesimi : Bu kesimde kromit, kısmen serpantinleşmiş peridotit içinde, katmansı haldedir (Şekil 117). Burada "damar" olarak nitelendirilen katmansı yataklanmalar birbirlerine paralel konumludur. Bu şekilde Soridağ kesiminde birkaç yüz metre arayla 10'un üzerinde zuhur bilinmektedir. Mostra uzunluklarının 1000 m'yi aşabilmesine karşılık kromit seviyelerinin kalınlıkları son de*rece değişkendir. Aynı bir seviye içinde kalınlık birkaç m ile birkaç cm arasında değişebilir hatta tamamen yok olabilir. Böylece tespih şeklinde dizilmiş merceğimsi yapılar, budinaj yapıları görülür. Diğer taraftan kromit seviyeleri çok sayıda fay tarafındanparçalanıp bölünmüşlerdir.
Soridağ kromitleri nispeten daha ince tanelidir. Ortalama tö-nör yüksektir (% 48-51 CraOa). Kemererit ve uvarovit az miktarda mevcuttur.
c) Kefdağ Kesimi s Burada başlıca iki tane katmansı yatak bulunmaktadır. Batı Kefdağ yatağı yaklaşık 500 m uzunluğunda, 30 - 35 m kalınlıkta ve dike yakın bir eğimdedir (Şekil 118). Kısmen serpantinleşmiş peridotit içindeki yatakta kromit masif bantlı veya benekli bantlı yapıdadır. CraOs tenoru oldukça düşük (% 39-40 CraOs) buna karşılık A12O3 tenoru yüksek (% 15-16 A1203) olan Kefdağ kromiti refrakter niteliktedir.
Doğu Kefdağ yatağı Batı Kefdağ yatağına benzemektedir. Ancak farklı doğrultu ve eğime sahiptir.
__________________
SiBeL YıLDıZ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-09-2007, 09:25 PM   #24 (permalink)
Co-Admin B
 
SiBeL YıLDıZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2007
Mesajlar: 50,120
SiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant future
Standart

B- Üç Köprü Kromit Yatağı (Göcek, Muğla) : Muğla İli İçinde mostra veren ofiyolitlere bağlı olarak çok sayıda kromit yatağı bu*lunmaktadır. Üç Köprü kromit yatağı bunlardan sadece biridir, fakat Etibank tarafından işletildiğinden önem taşımaktadır. Kromit az ser*pantinleşmiş harzburjit içinde, katmansı şekildedir. Eğim dike ya*kındır. Uzunluğu yaklaşık 250 m, genişliği yaklaşık 50 ro'dir. Kalın*lık 2-6 m'dir.
Cevher masif bantlı veya benekli bantlı yapıdadır. Ortalama te*nor % 47 Cr2O3'tür.
C- Kopdağ (Erzincan-Erzurum) : Kopdağ'ın batı ve doğusunda Alt Kretase kireçtaşları üzerinde, buraya tektonik olarak yerleşmiş ofi~ yolitik karmaşık bulunmaktadır. Ofiyolitik karmaşığın kısmen serpan*tinleşmiş peridotitleri içinde çok sayıda kromit zuhuru bilinmektedir.
Batı ve Doğu Kop dağı kromitleri Kündikan tipine benzer şekilde her boyutta parçalanmış, yuvarlaklanmış, budinaja uğramış, tektonik yü*zeyli yığınlar veya yumrular halindedir. Ortalama tenor % 50 CrzOa' tür. Kromitle beraber kemererit ve uvarovit minerallerine de rast*lanmaktadır.
8- Türkiye'de Gabro ve Peridotitlere Bağlı Diğer Yatak ve Zuhur*lar : Türkiye'de gabro ve peridotitlere bağlı demir, titan, platin, nikel, elmas zuhuru bilinmektedir. Buna karşılık yurdumuzda çok sa*yıda asbest, olivin ve özellikle manyezit zuhuru bilinmektedir, An*cak bunlar ekonomik bakımdan genellikle fazla önem taşımazlar.
BÖLOH XIII
NEFEL1NLI SİYENİT VE KARBONAT ÎTLERE BAĞLI P!ABEN YATAKLARI ;
I. NEFELÎNLt SÎYENÎT VE KARBONATİT KAVRAMI :
Sınıflamalarda belli sınırlar içinde tanımlanan nefelinli si*yenit ile bu kayaca yakın özellikteki feldispatoidli monzosiyenit, esseksit, teralit, urtit, ijolit, melteijit, vb. gibi kayaçlar do*ğada genellikle beraberce bulunurlar ve bir aile oluştururlar. Bu kayaçların en önemli petrografik özellikleri silisçe fakir olmaları*dır. Silis açığı nedeniyle kuvars yerine feldispatoid cinsi mine*raller teşekkül etmiştir. Ferromagnezyen mineraller sodik piroksenler (eğirin, eğirin ojit) ve sodik amfibollerdir (riebekit, arfvedsonit, barkevisit). Titan çok boldur ve sfen, perovskit, ilmenit, titano-manyetit, rütil gibi minerallerin bileşimine girmiştir. Flu*or ve fosfor da apatitin bileşimindedir.
Nefelinli siyenit ve yakın özellikteki diğer feldispatoidli kayaçlarla birlikte bulunan haçka bir kayaç da karbonatitlerdir. Karbonatitler başlıca iri kalsit veya dolomit minerallerinden oluş*muşlardır. Ayrıca ankerit, siderit ve rodokrozit gibi minera.11^-içerebilirler. Karbonitler birçok bakımdan sokulum kayaçlarına ben*zer. Stok, baca veya dayk şeklinde bulunurlar. Nefelinli siyenit ailesindekikayaçlar karbonatitleri genellikle konsantrik halkalar halinde sararlar (Şekil 108). Karbonatit ve nefelinli siyenit hal*kalarının etrafındaki kayaçlar çok değişik ^aşta ve nitelikted-' -"' Bu kayaçlar genellikle fenitleşme denilen bir değişime uğramışlar*dır.
Fenitleşme nefelinli siyenit ve h.~ r be n ati t karmaşıkları etra*fındaki yan kayaçların metasomatik olarak SiO2bakımından fakirleş*mesi/ buna karşılık alkalen elementler (Na,K) bakımından zenginleşmesi anlamına gelmektedir.
Nefelinli siyenitler ve karbonatitler en fazla birkaç km ge*nişliğinde küçük karmaşık kütleler halinde, kıtasal ortamlarda olmuşlardır. Daima büyük graben zonlarına yakın yerlerde bulunmaları önemli bir özellikleridir.
gayftıar ibateler nedeniyle önemlidirler. Bazı yazarların bu cevher*leşmeler için kullandığı alkalen kayaçlara bağlı cevherleşmeler deyimi oldukça sakıncalıdır. Zira alkalen kayaçlar nefelinli siye*nitler dışında, alkalen element lerce zengin siyenit ve granitleri de kapsamaktadır.
Ilı NEFELfNLÎ S İ YEN î T VE KARBONAT ÎTLERE BA^LI YATAKLARIN KÖKENLİ :
Bu yatakların şekil, cevher ve gang minerallerinin incelenme*siyle aşağıdaki türde cevherleşmelerin var olduğu anlaşılmaktadır.
ortomagmatik (intraplutonik)
pegmatitik
pnSmatolitik - hidrotermal
pirometascmatik (»kontakt metasomatik)
Cevherin ilk kaynağı, daha sonraki derişme ve yerleşme meka*nizması hakkındaki varsayımlar ise oldukça tartışmalıdır. Zira bu cevherleşmelerin bağlı oldukları nefelinli siyenit ve karbonatit-lerin oluşumu da en çok tartışılan konulardandır?
Bazaltik bir magmanın evrimiyle söz konusu kayaç ve cev*herleşmeler meydana gelebilir.
Volkanojenik yataklar içinde masif sülfit yatakları jeolojik ve ekonomik özellikleri bakımından ayrı bir öneme sahiptir. Bu ne*denle burada ayrı olarak ele alınacaklardır.
l- Masif Sülfit Yatakları : Literatürde volkano-sedimenter, pi-ritik, masif piritik, tabakalı sülfit yatakları gibi deyimlerle eş anlamlı olarak kullanılmaktadır. Masif sülfit yataklarının tanımı aşağıdaki özellikler ile belirlenir?
a)sübwarin ortamda oluşmuş volkanojenik yataklardır.
Başlıca mineralleri sülfürlerdir ( = sülfit). Bunlar içinde pirit çoğu kes en önemli yeri kaplar.
Cevher gövdesinin önemli bir kısmı masif niteliktedir. Yani bu kesimde sadece cevher ve gang mineralleri bulunur.
Masif cevher kütlesi katmansı, mercek veya merceksi yığın şeklindedir.
Masif cevher kütlesi arasında yer aldığı kayaçlarla uyumlu*dur (konkordan). Bu nedenle masif sülfit yatakları için stratiform deyimi de kullanılır.
Masif sülfit yataklarının tanımına giren özelliklerinin yanın*da genellikle geçerli olabilecek şu özellikleri de belirtmek gerekirj
a) Başlıca şu elementler için ekonomik önem taşırlar.
Pirit
Cu, pirit
Zn, Cu, pirit
- Pb, Zn, Cu, pirit
Au ve Ag gibi bazı metaller de bu yataklardan itibaren elde edilebilirler.
Masif sülfitli cevher kütlesine çoğu kez damar, stokverk ve saçınımlı cevher eşlik eder. Bu sonuncular genellikle kaba piroklastitler içinde yer almışlardır.
Masif sülfitli cevher kütlesi, damar, stokverk ve saçınım şeklindeki cevher birlikte var olduklarında zonlü bir dağılım gös*terirler. Bu yapısal zonlanma şöyledir (Şekil 120);
Masif cevher en üsttedir.
Storkverk ve damar şeklindeki cevher masif cevherin altındadır .
Saçınımlı cevher stokverk ve damar şeklindeki cevherleşmeyle hem beraber bulunur, hem de bunları alttan ve yandan sarar.
Bazen masif cevher kütlesi volkanik veya volkano-tortul istiflenme içinde birçok kez tekrarlanır. Buna neden aynı bir merkezden itibaren oluşan volkanizma faaliyetlerinin belli zaman aralıklarında tekrarlanması ve her faaliyete ekzalatif ve hidrotermal getirimlerin eşlik etmesidir.
Masif sülfit yataklarında genellikle mineralojik ve jeokim*yasal bir zonlanma mevcuttur. Pb, Zn, Cu ve pirit cevherleşmeleri bir arada bulunduğunda Pb ve Zn en üstte, Cu bunların altında, pi*rit ise en altta bulunur.
Masif sülfit yataklarının hemen üzerine genellikle silis ve demir bakımından çok zengin tortul kayaçlar gelir (Şekil 121, 133,137) .
Bu özelliklere ve diğer bazı niteliklere göre masif sülfit ya*takları tiplere ayrılp.ıçtır. Belli başlı tipler ile bunlara dünya ve Türkiye'den örnekler aşağıda verilmiştir.
A- Kuroko Tipi Masif Sülfit Yataklar : "Kuroko Tipi" deyimi Japonya'dn Kosaka maden bölgesinde bulunan masif sülfit yataklar ile bunlara benzeyen d:.c~r yataklar için kullanılır. Bu yatakların en önemli özelliği Miyosen yaşlı dasitik kalko-alkalen volkanizma-ya bağlı olmalarıdır. Ada yayı niteliğindeki bu bölgede bakır, çin*ko, kurşun ve gümüş cevherleşmesi dasitik kaba piroklastitlerin içinde veya heraen üzerinde bulunur. Daha ender olarak bazı cevher*leşmeler dasitik lav domlarının ayrışmış takke kısımlarında yer al*mışlardır. Hemen hemen her yerde cevherleşmenin üzerinde jaspilit niteliğinde demir ve silisçe zengin tortul kayaçlar izlenir. Kuroko tipi cevherleşmeler düzensiz mercekler veya merceksi yığınlar ha*lindedir. Yatakların uzunluk ve genişlikleri 100-200 m civarındadır. Kalınlık birkaç m ile 50 m arasında değişir. Yataklar içinde mine*ralojik bileşim, yapı ye doku bakımından belirgin bir zonlanma mev*cuttur. Saptanan dört ayrı zon yukarıdan aşağıya doğru şöyledir (Şekil 121);
Baritçe Çok Zengin Cevher : Barit ve onun içinde seyrek olarak bulunan sülfürlü minerallerden ibarettir. Bu zon pek yaygın değildir. Kalınlığı ve sülfürlü mineral içeriği çok değişkendir.
Masif Siyah Cevher : Bu zonda en bol olarak bulunan sfalerit ve galen siyah renkli bir cevheri C =Kuroko) oluşturmakta, böy*lece hem bu zona, hem de bu tip yataklara adını vermektedir. Polimetalik nitelikteki siyah cevher zonunda ayrıca pirit, kalkopirit,tetraedrit, barit gibi mineraller bulunur. Gümüş galejıe bağlı ola*rak mevcuttur. Masif siyah cevherin yataklanma şekli katmansıdır.İnce taneli cevherde bantlı, kolloform (jel), sferolitik yapılara rastlanır.
Masif Sarı Cevher : Başlıca kalkopirit ve piritten oluşan sarı cevher (= oko) yapı ve doku olarak üstteki masif siyah cevhere benzer. Ancak sfalerit, galen, tetraedrit, barit gibi minerallerin oranı son derece azalmıştır.
Saçınımlı Sarı Cevher : Bu zonda pirit ve kalkopirit saçı*nım, stokverk veya damarcık şeklinde bulunur. Kalkopirit oranı aşa*ğıya doğru azalır. Silisleşmenin yoğunluğu nedeniyle bu zona silisli cevher ......... keiko) zonu da denir. Çoğu kez jips veya anhidrit mineralizasyonları silisli cevhere eşlik eder. Saçınımlı sarı cevher zonunda yapı nispeten daha iri tanelidir. Saçınımlı cevher zonu dasitik breşler içinde derine doğru gittikçe zayıflayarak kaybolur,veya alttan dasitik lav domu ile kesin olarak sınırlanır.
Kuroko tipi cevherleşmelerde hidrotermal ayrışmaya ilişkin olarakda yukarıdan aşağıya doğru 4 zon ayırt edilir.
Montmoriyorit - Zeolit Zonu : Cevherden uzakta, tavan kayaç*ları içindedir.
Serisit - Klorit - Pirit Zonu : Cevherin üstündeki tavan kayaçları içindedir.
Kuvars - Serisit - Klorit Zonu : Cevher ile birliktedir.
Kuvvetli Silisleşme Zonu : Tabandaki kayaçlar içindedir.
Cevher dokusuna ve 3ifs/32S oranına ilişkin araştırmalar kuro-ko tipi yataklarda masif cevherin magmatik kökenli olduğunu ve de*niz suyuyla olan reasiyon sonucu çökeldiğini göstermiştir. Bu ba*kımdan yatak volkano-tortul niteliktedir. Silisli cevher ise volka-nojenik hidrotermaldir.
Ortalama tenor yaklaşık olarak şöyledir? Cu % 2, Zn % 5, Pb % 1,7, Ağ 200 g/ton.
B- Doğu Poııtid "Masif" Sülfit Yatakları : Batı'da Samsun'dan Doğu"da Rus hududuna kadar uzanan Doğu Pontid Kuzey zonunda yüzler*ce sülfürlü cevher yatağı veya zuhuru bilinmektedir. Bu yatak veya zuhurların çoğu araştırıcılar tarafından Kuroko tipine benzeyen ma*sif sülfit yatakları olarak kabul edilmektedir. Ancak Doğu Pontid sülfürlü yatakları kendilerine özgü bazı niteliklerle Kuroko tipin*den ayrılırlar. PEJATOVIC (1979) bu yataklar için Pont id tipi deyi*mini kullanmıştır.
Doğu Pontid sülfürlü yataklarının başlıcaları şekil 122'de işa*ret edilmiştir. Bunlar Batı1dan Doğu'ya doğru Akköy, Piraziz, Laha-nos, Köprübaşı, Harköy, israil, Kutlular, Çayeli-Madenköy, Murgul, îrsahan ve Kuvarshan yataklarıdır.
Bu yatakların başlıca özellikleri aşağıda maddeler halinde be*lirtilmiştir.
"Sübmarin ortamda oluşmuş volkanojenik yataklardır.
Başlıca mineralleri pirit, kalkopirit, sfalerit ve galen gibi sülfürlerdir. Ekonomik bakımdan
- Cu, pirit
Zn, Cu, pirit
Pb, Zn, Cu, pirit, (Sb) birlikleri için önem taşırlar. Son iki parajönez Doğu Pontidler için daha karakteristiktir. Au ve Ağ daima dikkati çekecek oranda mevcuttur.
Çoğu kez saçınım, stokverk, damarcık ve breş dolgusu şek*lindeki cevherden meydana gelmişlerdir. Masif (som) nitelikteki cev*here genellikle az rastlanır. Bunlar varolduklarında fazla kalın de*ğildirler. Bu özellik masif sülfit yatakları tanımına nispeten aykırı düşmektedir. Ancak diğer bütün özelliklerin masif sülfit yatakları tanımına uyması veya bu tanımı desteklemesi bakımından araştırıcılar Doğu Pontid masif sülfit yatakları deyimini kullanmaktadır. ASLANER (1977) Doğu Pontidlerde saçınım, stokverk, damar şeklinde bulunan cevherleşmelerin ayrı bir tip teşkil ettiğini ancak bunların masif sülfit cevherleşmeleri ile bir arada bulunabileceğini belirtir.
Masif cevher varolduğunda katmansı, mercek veya merceksi yı*ğın şeklindedir. Yataklar bir bütün olarak düzensiz mercekler halindedir.
Cevher kütlesi arasında yer aldığı kayaçlarla her zaman uyumludur (konkordan, stratiform).
üst Kretase (Senoniyen) yaşlı dasitik lav ve özellikle piro klastitlere bağlı olarak oluşmuşlar ve yerleşmişlerdir. Bu cevherli dasitlerin stratigrafik dizinim içindeki yerleri Doğu Pontidler Ku*zey zonunda şöyledir (Şekil 123);
Alt Bazik Seri : Jura-Alt Kretase yaşlı bazik volkanitler/piroklastitler ve mermer seviyeleri
Granit sokulumu : Alt ve üst Kretase sınırına yakın bir za*manda
Cevherli Dasit : üst Kretase (Senoniyen) yaşlı cevherli da*sitler ve piroklastitleri kendilerinden daha yaşlı kayaçlar üzerine Austrik yaşlı bir uyumsuzluk ile gelmektedir. Bazen cevherli dasit tabanında bu uyumsuzluğu daha iyi belirleyen konglomeralar bulunur.
volkano - Tortul seri : üst Kretase (Senoniyen) yaşlı bu seri çok karmaşık olup, değişik kayaç çeşitleri içerir :
Volkano - Tortul (s.str.) Kayaçlar : înce tabakalı kireçtaşı, kumtaşı, Tufit ve Tüf niteliğinde çok iyi istiflenmiş kakaçlardır. Tabanlarına yakın kesimde kılavuz bir seviye olan kırmızı kireçtaşları bulunur. Bazı yerlerde volkano-tortul kayaçların Paleosen'e ge*çiş yaptıkları saptanmıştır.
Bazaltlar - Genellikle kırmızı kireçtaşları ile birlikte, pillov-lavalı olarak görülürler.
Genç Dasitler : Nispeten daha az ayrışmış hornblendli ve*ya biyotitli, bazen iri kuvarslı dasitler ve bunların piroklastik ürünleridir.
Volkano-tortul seri içindeki bu kayaçların varlığı, önemleri, birbirlerine göre olan konumları bir yerden diğerine göre değişir.
üst Bazik seri : Tersiyer yaşlı bazalt ve andezitlerden oluş*muştur. Kalın bir seri oluşturur.
Tersiyer Tortul Sayaçlara - Genellikle kumtaşı ve kireçtaşı niteliğindeki bu kayaçlar yöresel olarak mevcuttur.
Stratigrafik dizi içindeki kayaçların petrografik, jeokim*yasal ve diğer bazı özellikleri, cevherleşmenin oluştuğu üst Kretaze sırasında, Doğu Pontidlerin bir volkanik yay niteliğinde olduğunu işaret eder. Cevherleşme yitim (subduction) zonu üzerindeki kalko-alkalen volkanizma ile ilişkilidir.
Genellikle tavan kayaçları silis ve demirce zengin tortul (kırmızı kireçtaşları} veya volkano-tortul kayaçlardır. Mor renkli genç dasitler de çoğu yerde tavanı veya tektonik olarak yan kayacıteşkil eder.
Mineralojik,jeokimyasal, yapısal ve dokusal zonlanmalar arz ederler. Bu zonlanmalar Kuroko tipi yataklarınkine benzeri Galen ve sfalerit varolduğunda en üsttedir. Çoğu kez barit ve sülfasel mineralleri bunlara eşlik eder. Galen ve sfalerit sonunda cevher çoğu kez stokverk veya damarcıklar halindedir. Masif cevhere daha ender rastlanır. Galen ve sfalerit zonunun altında kalkopirit-pirit zonu bulunur. Kalkopiritin pirite göre olan oranı derine ve yana doğru azalır. Doğu Pontidlerde bazı masif sülfit ya*taklarında kurşun ve çinko mineralleri çok azdır. Bu durumda en üst*teki cevher masif olsun veya olmasın kalkopiritten veya kalkopirit -piritten müteşekkildir.
Mineralojik zonlanmaya uygun olarak Pb ve Zn en üstte, Cu daha aşağıda bulunur, Cu/pirit oranı derine doğru azalır. Ağ, Sb, As, Bi, Cd gibi elementler en üstte Pb ve Zn ile beraber bulunurlar. Au ise Cu ve pirit ile birliktedir. Saçınım, stokverk, damarcık şeklindeki cevherleşmelerde saçınımların, damar aşlarının, damarcıkların yoğunluğu derine ve ya*na doğru tedrici olarak azalır. Net sınırlı cevherleşmeler azdır. Masif cevher varolduğunda üsttedir. Kolloform (jel) yapılara varolduklarında en üst seviyelerde rastlanır. Masif cevher nispeten daha ince tanelidir.
Başlıca hidrotermal ayrışmalar silisleşme, karbonatlaşma, kloritleşme, serisitleşme ve killeşme niteliğindedir. Silisleşme cevherleşmeyle en sıkı ilişkili olanıdır.
Cevherleşmeler bazen volkanik veya volkanojenik istif için* de tekrarlanarak bulunurlar.
Doğu Pontid masif sülfit.yatakları Kuroko tipi yataklardan özellikle yaşları, siyah cevherin ve sarı,cevherin genellikle masif olmayan yapısı ve tekrarlı olabilmeleri bakımından ayrılırlar.
Doğu Pontidlerdeki masif sülfit yatakların oluşumu için başlı*ca iki görüş ileri sürülmektedir :
Senjenetik ekzalatif-sedimenter cevherleşme
Epijenetik hidrotermal cevherleşme
Aslında bu yataklar polijenetik olarak teşekkül etmişlerdir. Getirimlerin niteliği ve ulaştıkları ortama göre değişik yapıda cev*herleşmeler oluşmuştur. Böylece hidrotermal eriyikler deniz dibine erişemedikleri yerlerde saçınım, stokverk, damarcık, breş dolgusu şeklindeki cevherleşmeleri meydana getirmişlerdir. Araştırmalar bunların mezotermal olduklarını göstermiştir. Dasitik kayaçları aşa*rak deniz dibine varan hidrotermal eriyik ve ekzalasyonlar ise masif ve gerçek anlamda volkano-tortul cevherleşmeleri oluşturmuşlardır
__________________
SiBeL YıLDıZ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-09-2007, 09:25 PM   #25 (permalink)
Co-Admin B
 
SiBeL YıLDıZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2007
Mesajlar: 50,120
SiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant future
Standart

Doğu Pontidlerdeki masif sülfit yataklarının başlıcaları (Şekil 122) en karakteristik özellikleri ile aşağıda sıralanmıştır.
Bl- Murgul Bakır ve Pirit Yatakları (Artvin-Göktaş) (Şekil 124): Doğu Karadeniz'in halen işletilmekte olan en önemli iki yatağı bura*dadır. Bunlar yân yana duran Anayatak (= damar) ve Çakmakkaya yatak*larıdır. Yörede değişik önemde daha birçok zuhur bulunur. Çok eski devirlerden beri (MÖ. 316) işletilmekte olan Murgul yataklarından Ana*yatak 1000' m uzunluğunda, 700 m genişliğinde düzensiz mercek biçimin*dedir. Ekonomik cevher kalınlığı 70-100 m arasındadır. Çakmakkaya 800 m uzunluğunda, 250 m genişliğinde, 100-150 m kalınlığında yine düzensiz mercek şeklindedir.
Başlıca cevher mineralleri kalkopirit ve piritten ibarettir. Sfalerit, galen ve tetraedrit az miktarda mevcuttur. Gang mineral*leri olarak kuvars, kalsit, ankerit, siderit, kalseduan, ametist, kil mineralleri ve jips izlenir. Jips Anayatak'ta önemli miktarda ve masif halde bulunabilmektedir.
Cevherleşme dasitik tüf ve breşler içindedir. Alt sınır geçiş*lidir. Tavan ise oldukça nettir. Hem Anayatak'ta hem de Çakmakkaya1 da tavanda mor renkli genç dasitler bulunur. Bazen cevher ile mor renkli dasitler arasında ince bir seviye olarak steril, ayrışmış, dasitik vitrik tüfler (pümis tüfler) izlenir. Anayatağın Kuzeybatı*sında durum biraz değişiktir. Burada cevherli dasit ve ince vitrik tüflerin üzerinde volkano-tortul serinin bir üyesi olan bazaltlar bulunur (Şekil 125). Bu bazaltlar güneybatıya doğru kaybolurlar.
Cevherleşme yoğun saçınım, stokverk, breş dolgusu ve damar ha*lindedir. Cevher genelde derine doğru fakirleşmektedir. Ancak yer*sel tektonik özelliklere bağlı olarak derinde de bazı zengin zonlar bulunabilmektedir.
Murgul bakır-pirit yataklarının oluşum yaşı üst Kretase'dir. Cevherleşmeyi hemen takip eden bir aşınma dönemine ait cevher çakıl*ları yörede üst Kretase yaşlı volkano-tortul seri içinde bulunmuştur.
Ortalama bakır tenoru Anayatak'ta % 1,4, Çakmakkaya'da % 1,0 dir. Pirit alt ürün olarak elde edilmektedir. Yatakta bulunan Zn, Pb, Ağ gibi diğer elementler değerlendirilmemektedir.
Yataklar volkanojenik hidrotermal (mezptermal) oluşumlardır o Ancak bazı sferolitik ve kolloform (jel) yapılar cevherleşmenin kıs*men çok düşük ısılarda gerçekleştiğini göstermektedir.
B2- Kuvarshan Bakır Yatağı (Artvin) ; Günümüzde artık işletil-memektedir, ancak tarihte Doğu Karadeniz'in en önemli bakır yatağı olmuştur. Kuvarshan bakır yatağı çok kuvvetle kırılmış ve kıvrılmış bir yerde bulunmaktadır. Tabakalar dike yakın eğimli, hatta bazen ters vaziyettedir (Şekil 126).
Cevher mostrası yoktur, ancak sondaj verilerine göre masif cevher dasitik piroklastitler ile volkano-tortul kayaçlar arasındadır. Saçxnxrolı cevher dasitik piroklastitler içindedir. Cevher ma*sif zonda kalkopirit ve piritten, saçınındı zonda ise piritten mü*teşekkildir. Bu özellikleriyle yatak kısmen ekzalatif-sedimenter, kısmen de hirotermal özelliktedir ve gerçek anlamda bir masif sül-fit yatağıdır.
B3- Irsahan Bakır-Çinko Yatağı (Artvin) : Geniş bir senklina-lin Doğu Kanadı altında, Kuvarshan ile aynı bir tektonik hat üze*rinde bulunmaktadır (Şekil 127) . Önemli bir mostra vermeyen bu ya*takta masif sfalerit cevheri mevcuttur.
B4- Madenköy Bakır-Çinko-Pirit Yatağı (Çayeli-Rize) : Bu ya*takta cevherleşme esas itibariyle yeraltında örtülü olarak bulun*maktadır. 3 türlü yataklarıma saptanmıştır?
a) Mercek şeklinde masif cevher : Yaklaşık 450 m uzunluğunda, 200-300 m genişliğinde, 20-25 ra kalınlığında 3 adet mercek vardır. Bunlar çok büyük açılarla Kuzey-batı'ya doğru eğimlidirler. Mercekler mor rankli türler ve bazaltlar ile ardışıklanmışlardır. Mor tüfler ve bazaltlar Üst Kretase yaşlı volkanotortul serinin üyele*ridir. Nitekim biraz daha üst seviyelerde kırmızı kireçtaşları ve dar anlamdaki diğer volkano-tortul kayaçlar izlenir (Şekil 128).
Mercek şeklindeki masif cevherin başlıca mineralleri sfalerit, kalkopirit ve pirittir» Her bir mercek içinde sfalerit üstte, kal*kopirit ortada, pirit ise altta daha zengin olarak bulunur. Başlıca gang mineralleri kuvars ve barittir.
Bant şeklinde masif cevher : Sahanın güney-batısında, fazla yaygın olmayan, 1-2 m kalınlığında, birkaç ayrı seviyede, bant şek*linde (ince katmanrı/ nnnif cevhere rastlanmıştır. Hepsi ror tüfler içindedir. Başlıca cevher mineralleri sfalerit ve kalkopirittir. Pirit daha az miktardadır.
Saçınım ve stokverk şeklindeki cevher : En alttaki masif cevher merceğinin tabanında, dasitik tüfler içindedir. Yaklaşık 20 m kalınlığındadır. Cevher mineralleri yine sfalerit, kalkopirit ve pirittir. Bunların tenoru derine doğru tedrici olarak azalır. Yanal olarak da saçınım ve stokverk şeklindeki cevher yerini damarcıklara bırakır. Masif cevher marccklori'arasında mor tüfler de yer yer saçınımlı cevher içerirler (Şekil 128).
Sahada hidrotermal ayrışma olarak silisleşme, serisitleşme, kloritleşme, piritleşme, karbonatlaşma görülür. Cevherli kısımlar*dan dışa doğru silisleşme-serisitleşme-kloritleşme şeklinde bir zonlanma saptanmıştır.
Madenköy yatağı gerçek masif cevher içermesi, tekrarlı olması ve ekonomik değeri bakımından önem taşır. Masif cevherde ortalama tenor şöyledir: Cu % 3,6, Zn % 6,4. Volkano-sedimenter yataklara tipik bir örnek teşkil eden masif cevher ekzalatif-sedimenter veya ALTUN'a (1977) göre hidroterraal-sedimenter kökenlidir. Saçınım ve stokverk şeklindeki cevher ise hidrotermal olarak ve kısmen orna-tımla meydana gelmiştir. Yatak eğimli konumunu daha sonra tektonik nedenle kazanmıştır.
B5- Kutlular Bakır-Pirit Yatağı (Sürmene-Trabzon) : Kutlular Sürmene yöresinde çember şeklinde dizilmiş birçok yataktan biridir. Burada dasitik tüfler ile volkano-tortul seriye ait bazaltlar ara*sında mercek şeklinde masif cevher bulunmaktadır (Şekil 129) , Mer*ceğin uzunluğu yaklaşık 150 m, genişliği yaklaşık 80 m'dir. Kalın*lık 40 m1 ye kadar erişir. Masif cevher başlıca pirit ve kalkopirit-ten ibarettir. Ortalama bakır tenoru % 1,5 kadardır. Masif cevher merceği bir diyabaz daykı tarafından katedilmiştir.
Alttaki dasitif tüfler de saçınım ve stokverk halinde pirit mineralizasyonu içerir. Kutlular bakır-pirit yatağının masif cev*heri tipik volkano-tortul niteliktedir. Saçınım ve stokverk halin*deki pirit ise hidrotermaldir. Yatağın oluşumunda Kaldera şeklin*deki bir yapının rol oynadığı sanılmaktadır.
B6- israil Bakır-Pirit Yatağı (Tirebolu-Giresun) : Dasitik tü ve breşler üstünde masif cevher bulunur. Masif cevher başlıca pirit ve az kalkopiritten oluşmuştur. Saçınım, stokverk ve breş dolgusu cevher daha alttadır. Yatak üzerinde önemli bir oksidasyon zonu (demir şapka) gelişmiştir.
B7- Harköy Bakır, Çinko, .Pirit, Yatağı (Tirebolu-Giresun) (Şe*kil 130) : Yörede dasitik piroklastitler ve bunların üzerine gelen volkano-tortul serinin kireçtaşı, kumtaşı, tüf, tüf it gibi kayaçla-rı bulunmaktadır. Dasitik piroklastitler in üzerindeki cevher başlı*ca pirit, kalkopirit ve sfaler itten müteşekkildir. Aynı mineraller
dasitik piroklestitler içinde saçınım ve stokverk halinde de mev*cuttur. Yatak üzerinde önemli bir oksidasyon zonu (demir şapka) ge*lişmiştir.
B8- Harşit Köprübaşı Bakır, Çinko, Kurşun Yatağı (Tirebolu-Gi-resun) (Şekil 131) : Dasitik piroklastitler tîst Kretase yaşlı vol-kano-tortul serinin ince tabakalı tüf, tüfit, kumtaşı, kireçtaşı gibi kayaçları ile örtülmüşlerdir. Masif, stokverk ve saçınım şek*lindeki cevher dasitik piroklastitler içindedir. Masif ve stokverk cevher üst seviyelerde, piritin egemen olduğu saçınım şeklindeki cevher ise yan ve alt seviyelerde bulunmaktadır. Genelde merceğimsi olarak bulunan yatağın uzunluğu 300 m, genişliği 130 m'dir. Ekono*mik cevherin maksimum kalınlığı 80 m'dir. Cevher başlıca pirit, kal-kopirit, sfalerit, galen ve tetraedrit'ten oluşmuştur. Yer yer bur-nonit, antimonit, realgar, bornit gibi minerallere de rastlanır. Gang mineralleri kuvars, kalseduan, barit ve kil'dir. Dasitik pirok*lastitler ile volkano-tortul serinin tabanında yüzeysel ayrışmaya bağlı olarak ayrıca malakit, azürit, kovellin, kalkozin, kalkantit, limonit, jips, kükürt gibi mineraller de mevcuttur.
Harşit Köprübaşı yatağı ekonomik bakır, çinko ve kurşun dışın*da önemli miktarda gümüş ve antimuan içermektedir. Birçok yazar bu yatağın dacitik volkanizmaya bağlı olarak önce ekzalatif sedimenter, daha sonra da volkanojenik hidrotermal olarak teşekkül ettiğini dü*şünmektedir .
__________________
SiBeL YıLDıZ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-09-2007, 09:26 PM   #26 (permalink)
Co-Admin B
 
SiBeL YıLDıZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2007
Mesajlar: 50,120
SiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant future
Standart

B9- Lahanos Bakır, Çinko, Pirit Yatağı (Espiye-Giresun) (Şekil 132) : Dasitik piroklastitler tabakalı tüf ve tüfitler ile örtül*müştür. Daha üstte volkano-tortul serinin spilitleşmiş bazaltları bulunmaktadır. Cevher başlıca iki ayrı seviye halinde, katmansı olarak dasitik piroklastitler içindedir* Yatak yaklaşık 700 m uzun*luğunda, 300 m genişliğindedir. Cevherli seviyelerin kalınlığı 20 m kadardır. Başlıca cevher mineralleri pirit, kalkopirit ve sfalerit-tir. Gang mineralleri kuvars ve barittir. Yatak içinde derine doğru bakır tenoru azalmakta, pirit tenoru ise artmaktadır.
Lahanos yatağının tekrarlı biçimde ekozalatif-sedimenter olarak teşekkül ettiği, ancak volkanojenik hidrotermal cevherleşmelerin de varolduğu düşünülmektedir.
B10- Piraziz Bakır-Çinko-Kurşun ve Pirit Yatağı (Giresun) : Dasitik piroklastitler içindeki cevher damar, damarcık, stokverk ve saçınım halindedir. Geniş bir alanda mostra vermektedir. Çok zengin bir mineralojik bileşime sahiptir. Başlıca cevher mineralleri pirit, sfalerit, tetraedrit, burnonit, galen ve kalkopirittir. önemli gang mineralleri ise kuvars, kalsit, barit ve kil'dir. Yatak volkanojenik hidrotermal oluşumludur.
C- Besshi Tipi Masif Sfllf.it Yataklar : "Besshi tipi" deyimi Japonya'da Shikoku maden bölgesinde bulunan masif sülfit yataklar ile bunlara benzeyen diğer yataklar için kullanılır. Bu yatakların en önemli özelliği ada yayları oluşumunun erken safhasında teşekkül etmeleridir. Andezit, bazalt, bunların piroklastik ürünleri ile vol*kanojenik kırıntılı derin deniz tortul kayaçları (çamurtaşı, şeyi, çört, vb.) ile birlikte bulunurlar. Katmansı şekilde yataklanmış Besshi tipi masif sülfit yataklarının başlıca cevher mineralleri pi*rit ve kalkopirittir. Sfalerit ve galen de bol miktarda bulunabilir. Kuvars ve barit en Önemli gang mineralleridir.
üst Mesozoik yaşlı Besshi tipi yataklar yüksek sıcaklık meta-morfizmasına uğramışlardır. Yurdumuzda bu tipe benzeyen bir yatak saptanmamıştır.
D- Kıbrıs Tipi Masif Sülfit Yataklar : ismini bakır kelimesin*den alan Kıbrıs adasındaki Troodos masifinde çok sayıda bakır yata*ğı bulunmaktadır. "Kıbrıs tipi" veya başka bir deyişle "ofiyolitle-re bağlı" bu masif sülfit yataklarının en önemli özelliği ofiyolit topluluğunun bazaltları içinde yer almalarıdır. Kıbrıs'da Troodos masifinin esasını oluşturan ofiyolitler alttan üste doğru şu lito-lojik birimleri içerirf
Ultramafik karmaşık: Az çok serpantinleşmiş dünit ve peridotit
Gabro karmaşığım Gabro, tronjihemit
Levha dayk karmaşığı: Diyabaz, dolerit, tronjihemit daykları
Pillov-lava'lı karmaşık: Ayrışmış taban lavları, toleitikalt pillov-lava'lar ve alkalen üst pillov-lava'lardan müteşekkildir.
Masif sülfit cevherleşmeleri Kıbrıs'ta pillov-lava'lı karmaşı*ğın değişik seviyelerinde bulunabilmektedir, örneğin Kıbrıs'ın en tanınmış yataklarının yer aldığı ramasos'ta cevherleşme taban lavları ile üst pillov-lava1lar arasında (Şekil 133) veya alt ve üst pillov-lava1lar arasındadır (Şekil 134).
Kıbrıs'ta ofiyolitlerin tortul örtüsü demir ve manganezce çok zengin ince bir şeyi ile başlar. Bu şeyi Kampaniyen yaşındadır. Da*ha üstte Maaştriştiyen-Alt Miyosen yaşlı karbonatlı tortul kayaçlar bulunur. Bunlarında üstünde üst Miyosen ve daha genç karasal klas-tik kayaçlar yer alır.
Kıbrıs'ta cevherleşme iki ayrı şekilde bulunabilir:
Masif cevher Başlıca, pirit, kalkopirit ve sfaleritten oluş*muştur. Diğer sülfürler iz halindedir.
Stokverk Şeklindeki Cevher : Ayrışmış bazaltlar içindedir. Başlıca piritten oluşmuştur. Diğer sülfürler daha az miktardadır. Bazaltların ayrışması killeşme, kloritleşme ve bilhassa damarcıkların yakınında silisleşme şeklindedir. Kayaç içinde ayrıca saçınım halinde pirit bulunur. Stokverk cevher daima masif cevherin altındadır. Derine doğru stokverk cevheri oluşturan damarcıkların oranı azalır. Cevher küt*lesinin lavlarla örtülü olduğu durumlarda tavanda ince bir limonit tabakası mevcuttur. Cevher kütlesi mostra veriyorsa üstte demir şap*ka (gossan) gelişmiştir. Demir şapkanın boşluklarında altın ve gü*müşçe zengin oksidasyon ürünleri bulunmaktadır.
Kıbrıs'taki masif sülfit yatakları başlıca bakır, çinko ve pi*rit bakımından ekonomik önen taşımaktadır. Kıbrıs tipi masif cülfit yatakların masif cevheri volkano-tortul (= ekzalatif sedimenter)
olarak teşekkül etmiştir. Bunlar okyamîo r ofiyolitik volkanizmanın bazaltları ile birlikte oluşmuşlardır. Stokverk cevher*leşme ise aynı volkanizmaya bağlı olcorak hidrotermal şekilde meyda*na gelmiştir.
E- Ergani Bakır-Pirit Yatakları (Maden-Elazığ): Güneydoğu Ana*dolu'da Torid Tektonik biriminin ofiyolit kuşağı içinde birçok ben*zer yatakla birlikte yer alırlar. Ergani yatakları "Kıbrıs tipi" yataklara büyük benzerlik gösterirler.
Bölgenin genel jeolojik özellikleri de Kıbrıs Troodos masifi*nin özelliklerine büyük ölçüde benzemektedir. Burada yoğun olarak serpantinleşmiş ultramafik kayaçlar (dünit, peridotit, piroksenit), gabrolar, diyabaz daykları, diyabaz ve pillov-lava'lar bulunmakta*dır. Bu ofiyolitik birliğe ait kayaçları çörtler, Maastriştiyen yaşlı çamurtaşları ve üst Kretase-Alt Eosen yaşlı bir fliş üstler.
Ergani'de Kuzey-batı'dan Güney-dogu'ya doğru 9 km'lik bir hat boyunca birçok yatak veya zuhur bilinmektedir. Başlıcaları şunlar*dır;
tteiss Yatağı : Cevher katmansı halde, tavan ve taban kayaç*ları ile uyumlu olarak bulunmaktadır. Yaklaşık 50 m genişliğinde, 10 m kalınlığındaki cevherin tavanında çamurtaşları tabanında diya baz ve pillovlavalar bulunmaktadır. Taban kayaçları saçınım ha*linde bir miktar cevher içermektedir. Pirit ve kalkopirit başlıca cevher mineralleridir. Weiss yatağı tipik bir ekzalatif - sedimenter oluşumdur.
Anayatak : Türkiye'nin en eski ve en Önemli yataklarından biridir. Burada alttan üste doğru şu litolojik birimler mevcuttur;
Serpantinit ve gabro.
Diyabaz-pillov-lava-volkanit karmaşığı.
Piritli çört ve manyetiti! klorititler.
Siyah çamurtaşları
Kırmızı-yeşil çamurtaşları (Maastristiyen)
Bütün bu birimler yoğun şekilde faylanmış olarak bulunurlar. Cevherleşme serpantinit ve gabro biriminin üstünde, kırmızı-yeşil çamurtaşları biriminin altındaki diğer birimler içindedir (Şekil 135). Merceksi yığın, stokverk, damar, damarcık ve saçınım şeklin*dedir. Oldukça düzensiz olarak yaklaşık 500 m genişliğinde, 250 m genişliğinde bir alanda mostra vermektedir. Başlıca cevher mineral*leri pirit ve kalkopirittir. Pirotin, manyetit, sfalerit diğer önem*li metalik minerallerdir, özellikle pirit ve kalkopiritten itibaren türemiş oksidasyon ve sementasyon zonu mineralleri öncelikle işle*tilmiştir. Bugün bu tür minerallere az rastlanmaktadır. Klorit, ku*vars, kalsit, ankerit ve siderit başlıca gang mineralleridir. Kobalt iz unsur olarak mevcuttur.
Anayatak kısmen ekzalatif-sedimenter, kısmen de volkanojenik hidrotermal özelliği de "Kıbrıs tipi" bir masif sülfit yatağıdır.
c) Kısabekir Yatağı : Burada cevher serpantinit ve diyabazlar içinde stokverk, damar ve damarcık halindedir. 100 m uzunluğunda, 30 m genişliğinde bir yerde mostra veren cevher başlıca pirit ve kalkopiritten ibarettir. Yatak daha ziyade volkanojenik hidroter-mal oluşumludur.
F- Küre Pirit-Bakır Yatağı (Kastamonu) % Ofiyolitik volkaniz-maya bağlı olarak oluşmuş bir masif sülfit yatağıdır. Ancak bu yö*redeki ofiyolitlerin Liyas öncesi olduğu düşünülmektedir. Liyas yaşlı şeyi, sleyt, fillit gibi kayaçlar bu ofiyolitleri örterler. Yaklaşık 150 m genişliğinde 40 m kalınlığındaki cevher merceğimsi yığın şeklindedir. En çok bulunan mineral pirit'tir. Kalkopirit ikincil önemdedir. Yatakta ayrıca kobalt mineralleri de mevcuttur. Küre bakır yatağının ekzalatif-sedimenter, kısmen de volkanojenik hidrotermal olduğu düşünülmektedir.
G- Rio Tinto Pirit-Bakır Yatağı (ispanya) : Cevherleşme Kar-bonifer yaşlı sleyt ve kuvarsitler ile riyolit ve riyolitik pirok-lastitler arasında masif halde bulunmaktadır. Riyolit ve riyolitik piroklastitler ayrıca stokverk şeklinde cevher içermektedir (Şekil 136). Başlıca mineraller pirit ve kalkopirittir. Yatak kısmen ckza-latif-sedimenter, kısmen de volkanojenik hidrotermal olarak oluş*muştur. Yatak üzerinde ayrıca bir oksidasyon ve sementasyon zonu gelişmiştir.
H- Horanda Tipi Masif Sülfit Yatakları (Kanada) : "Noranda tipi" deyimi Kanada'da Noranda bölgesinde bulunan, az çok metamorfizmaya uğramış, Prekambriyen yaşlı masif sülfit yataklar ile bunlara benze™ yen diğer yataklar için kullanalır.
Noranda bölgesinde cevherleşmeler riyolitik volkanizmaya bağlı olarak riyolitik piroklastitler içinde yer almışlardır. Masif cevher merceğimsi yığınlar halindedir ve genellikle demirli bir çört ile örtülmüşlerdir (Şekil 137). Masif cevherin altında riyolitik pirok*lastitler içinde daima stokverk ve saçınım halinde daha zayıf bir cevherleşme mevcuttur.
Pirit, pirotin, kalkopirit ve sfalerit en çok rastlanan cevher mineralleridir. Mineralojik bir zonlanma mevcuttur. Sfalerit va^ci duğunda masif cevherin en üst kısıtlında derişmiştir. Kalkopirit ve pirit daha altta, masif pirit ise en altta bulunur. Mineralojik bi*leşimden de anlaşılacağı gibi Horanda tipi yataklar özellikle bakır ve çinko bakımından ekonomik önem taşırlar. Bu yataklardan ayrıca altın ve gümüş1te elde edilir.
Bu yatakların en tipik özelliklerinden biri saçınımlı cevherin de yer aldığı taban kayaçlarının yoğun olarak kloritleşmiş olması*dır. Kloritleşme yanal olarak azalır.
Masif cevher ekzalatif-sedimenter olarak oluşmuştur. Stokverk ve saçınımlı cevher ise volkanojenik hidrotermal kökenlidir.
Comstock Lode Altın ve Gümüş Yatağı (Nevada, ABD) : Cevherleşme Tersiyer yaşlı asit volkanitlerin içinde kırıklarda ve breşik fay zonlarında gelişmiştir. Damar, damarcık, breş dolgusu ve saçınım şeklindedir. Yatakta başlıca cevher mineralleri pirit, kalkopirit, sfalerit, galen, altın ve gümüş tellürürler ile nabit altındır. Kavaro on önemli gang mineralidir. Comstock Lode volkanojenik hidro*termal bir yataktır.
Arapdağ Altın ve Gümüş Zuhuru (izmir) : Cevherleşme Tersiyer yaşlı dasitler içinde birbirine paralel damarlar halindedir. Cevher mineralleri pirit, kalkopirit, sfalerit, galen ve altın tellürürdür
Altın ayrıca pirit ve kalkopirit içinde de mevcuttur. Nabit altın çok azcb.ı-. Gümüş galene bağlıdır. Breşik zonlarda altın tenoru daha yüksektir. Yüzeysel ayrışma olaylarına bağlı olarak altın oksidasyon kuşağının eşit kısmında derişmiştir.
Arapdağ zuhuru volkanojenik hidrotermal bir oluşumdur.
4- Oruro Kalay ve Gümüş Yatağı (Bolivya) t Cevherleşme Tersiyer yaşlı asit volhanitlerin içinde damarlar halindedir. Oruro yatağı son derece zengin bir mineralojik bileşime sahiptir. En öneifli cevher minerali kassiterit1tir. Kassiterit dışında çok çeşitli sülfür ve sülfoantimoniyür mineralleri mevcuttur. Gümüş pirarjirit gibi sülfoantimoniyür mineralleri içindedir.
Oruro volkanojenik hidrotermal bir yataktır. Yurdumuzda benze*rine rastlannılmıştır.
5- Helen Demir Yatağı (Kanada) : Helen demir yatağı "Algoma ti*pi" yataklara bir örnek teşkil etmektedir. Algoma tipi demir yatak*larının ortak özellikleri Prekambriyen yaşlı yeşil kayaçlar birliği içinde yer almaları ve asit volkanik kayaçlara bağlı olmalarıdır.
Halen demir yatağı katmansı şekildedir. Tabanda riyolit, tavan*da çört bulunmaktadır. Başlıca cevher mineralleri siderit ve pirit*tir. Siderit altta, pirit ise üstte daha boldur. Yatak andezitik dayklar tarafından kesilmiştir (Şekil 138).
Yeşil şist fasiyesinde metamorfizmaya uğramış Helen yatağı ek-zalatif-sedimenter bir oluşumdur. Yurdumuzda bu tipte yatak bilin*memektedir.
6- Kirunavaara Demir Yatağı (isveç) : Kirunavaara demir yatağı yaklaşık 5 km uzunluğunda, ortalama 90 m genişliğinde katmansı bir yataktır. Yatağın derinliği 1250 m kadardır. Tabanda siyenit, tavan*da riyolitler bulunmaktadır (Şekil 139). Yan kayaçlar ve cevherleşme Prekambriyen yaşlıdır.
Başlıca cevher minerali manyetit1tir. En önemli gang minerali apatit'tir. Bu şekilde apatitli ve manyetitli cevher için "Kiruna tipi" deyimi kullanılmaktadır.
Yatağın oluşumu çok tartışmalıdır. Riyolitik lavlar ile köken-sel bir ilişkinin varlığı kabul edilmektedir. Ancak birçok yazar cevherleşmenin ortomagmatik dönemde sıvı halde karışmazlık olayına bağlı olarak geliştiğini ve sokulum şeklinde yerleştiğini düşünmeJc-tedir. Bazı yazarlar pnömatolitik bir oluşum ileri sürmektedirler.
Avnik Demir Yatağı (Genç-Bingöl) : Apatit ve manyetitli olması bakımından "Kiruna tipi" bir yatak olduğu kabul edilmektedir. Avnik demir yatağı katmansı yapılardan oluşmuştur. Uzunlukları 80 - 400 m, kalınlıkları 10-35 m arasında değişmektedir. Derinlik yaklaşık 50 m'dir. Katmansı yapılar Paleozoik (?) yaşlı gnayslar içindedir. Cevher ile yan kayaç kontağında genellikle ince bir amfibolit gelişmiştir (Şekil 140). Avnik demir yatağının oluşumu tartışmalı olmakla beraber, bazı araştırıcılar yöredeki gnaysların metamorfizmaya uğramış asit volkanitler olduğunu, yatayın da bu asit volkanitler ile köken bakımından ilişkili olduğunu düşünmektedir.
Lake Superior Bakır Yatakları (Michigan, ABD) : Prekambriyen yaşlı, çok geniş bir alana yayılmış bazaltların gözenekleri nabit bakır ile dolgulanmıştır. Bakırın iz unsur halinde ve senjenetik olarak lavlar içinde bulunduğu, daha sonra yanal göç ile gözeneklerin içine taşındığı düşünülmektedir. Bazı yazarlar bakırın derişmesini metamorfizma ile açıklamaktadırlar.
9- Turhal Antimuan Yataklarz (Tokat) : Turhal yöresinde Paleozoik (?) yaşlı metamorfik kayaçlar yüzeylenmektedir. Bunlar grafit şist, serisit şist, yeşil şist, mermer ve metadiyabaz cinsi kayaçlardır. Yörede metarorfitleri örten Kretase yaşlı kireçtaşları ile Tersiyer yaşlı marn, kil ve kumtaşları bulunmaktadır. Cevherleşme bir damar alanı içinde, Doğu-Batı doğrultusu boyunca, paralel damar*lar halindedir. Damarların hepsi metamorfik kayaçların içinde yer almıştır.
Daima dike yakın bir eğime sahip olan damarların uzunluğu ve derinliği 200 m'ye erişebilmektedir. Kalınlık ise birkaç cm ile bir*kaç m arasında değişir. Başlıca cevher minerali antimonit,. başlıca gang minerali ise kuvars'tır.
Turhal antimonit yataklarının oluşumu tartışmalıdır. Bazı yazar*lar bunların katmansı nitelikte olduklarını ve metadiyabazlarla kö*ken bakımından ilişkili olduklarını düşünürler. Ancak çoğu yerde an*timonit cevherleşmesinin epijrnetik teşekkülü belirgindir. Bu nedenle cevherleşmelerin metamorfitlerden daha genç bir plütonizmaya veya volkanizmaya bağlı olarak düşük ısılı hidrotermal (epitermel) şekil*de teşekkül ettiği düşünülmelidir.
10- İvrindi Antimuan Yatakları (Balıkesir) : Yörede metamorfik bir zemin üstünde Permiyen yaşlı klastik kayaçlar ile kireçtaşları bulunmaktadır. Bunların da üstünde Miyosen yaşlı andezit ve dasitler bulunur, ivrindi yöresinde çok sayıda antimuan cevherleşmesi özellikle Miyosen yaşlı volkanitler içinde damarlar halinde bulunmaktadır. Cevher minerali antimonit, gang minerali kuvars'tır.
ivrindi antimuan yalakları Miyosen volkan!elerine baljlı düşük ısılı hidrotermal (epitermal) oluşuklardır. Ancak bazı araştırıcı*lar cevherleşmelerin Paleozoik spilit ve diyabazları ile eş oluşumlu olduklarını ve sonradan kırık hatlarına hareket ederek bugünkü yerlerini aldıklarını ileri sürmektedir.
11- Almaden Civa Yatağı (ispanya) ; Dünyanın en önemli ve en eski civa yatağıdır. Almaden1de cevherleşme daima Siluriyen yaşlı kuvarsitler içinde katmansı şekildedir (Şekil 141) . Kalınlığı yaklaşık 3-5 m olan uç cevher seviyesi bilinmektedir. Tabanda Ordovisiyen yaşlı kiltaşları, tavanda Siluriyen yaşlı volkano-tortul kayaçlar mevcuttur.
Başlıca cevher minerali plan zinober kuvarsitin taneleri ara*sında, mikrokırıklarında ve hatta bazen kum tanelerinin içinde bu*lunmaktadır. Cevherleşmenin volkanojenik hidrotermal olduğu ve ter-cihan boşluklu kuvarsit içine yerleştiği düşünülmektedir.
12- Sızma-Lâdik Cıva Yatakları (Sarayönü-Konya) : Sızma ile Lâdik arasında kalan alanda çok sayıda cıva yatak ve zuhuru bulun*maktadır. Bu yörede Paleozoik yaşlı mermerler, fillitler ve kristalize kalkerler bulunmaktadır. Cevherleşme en çok fillit'in üstte bulunduğu fillit-kristalize kalker stratigrafik dokunakların da görülmektedir. Bu kesimlerde cevher katmansı şekildedir. Ancak cıva cevherleşmelerine kristalize kalker ve mermerlerin içindeki breşik fay zonlarında, kırıklarda ve çok küçük cepler içinde de rastlan*maktadır (Şekil 142).
Asıl cevher minerali zinoberdir. Antimonit, realgar, orpiment ve pirite de astlanmaktadır. Kuvars, kalsit ve flüorit başlıca gang mineralleridir.
Sızma-Lâdik cıva yatakları düşük ısılı hidrotermal (epitermal) oluşuklardır. Bazı araştırıcılar yatakların volkanojenik kökenli ol*duğunu, diğer bazı araştırıcılar ise granitik bir plütonizmaya bağlı olduğunu düşünmektedir.
Halıköy Cxva Yatağı (ödemiş-lztnir) : Cevherleşme tavanı gnays, tabanı mikaşist olan ters bir fay hattı içinde yer almıştır. Fay hattı boyunca gelişmiş killi bir ezilme kuşağı kılavuz niteli*ğindedir. Cevherleşme fay hattı içinde damar, damarcık ve saçınım şeklindedir (Şekil 143). Başlıca cevher minerali zinober, gang mi*nerali ise kuvars'tır. Halıköy cıva yatağının Tersiyer asit volkanizmasına bağlı düşük ısılı hidrotermal (epitermal) bir yatak olduğu düşünülmektedir.
Doğu Pontid Manganez Yatak ve Zuhurları : Doğu Karadeniz bölgesinde üst Kretase yaşlı volkano-tortul seri içinde yüzlerce küçük manganez yatak ve zuhuru mevcuttur. Ocaklı (Maçka-Trabzon) zuhuru bunlardan bir tanesidir (Şekil 144). Doğu Karadeniz manganez
cevherleşmeleri başlıca üç şekilde bulunur.
- Volkano-tortul kayaçlar (s.str.) içinde katmansı şekilde ek-zalatif-sedimenter olarak.
/olkano-tortul kayaçlar veya genç dasitik lav ve piroklastitler içinde damar, damarcık, stokverk, saçınım, breş dağılımı halindehidrotermal olarak.
__________________
SiBeL YıLDıZ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-09-2007, 09:26 PM   #27 (permalink)
Co-Admin B
 
SiBeL YıLDıZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2007
Mesajlar: 50,120
SiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant future
Standart

Aynı yerde hem ekzalatif-sedimenter, hem de hidrotermal olarak.
Bütün bu yataklarda başlıca cevher mineralleri pirolüzit ve psilomelandır. Gang mineralleri kuvars, kalseduan, rodokrozit ve kalsittir.
Doğu Karadeniz bölgesindeki manganez yatak ve zuhurları volka*no-tortul seriye ait volkanitlere bağlı, kırmızı kireçtaşlarıyla yaşıt oluşuklardır.
Keçiborlu Kükürt Yatağı (İsparta) : üst Tersiyer yaşlı riyolitik bir volkanizmaya bağlı olarak, riyolit daykları boyunca oluşmuştur. Tipik bir ekzalatif yataktır. Kükürt sıvamalar, damar*
cıklar ve düzensiz küçük yığınlar halindedir.
Cumaovası Perlit Yatakları (izmir) : Yurdumuzun pekçok ke*siminde önemli perlit yatakları bulunmaktadır. Bunların hepsi Neojen veya daha genç yaşlıdırlar. Cumaovası perlitleri Pliyosen yaşlı asit bir volkanizmanın ürünü olarak gölsel ortamda gelişmişlerdir.
BÖLÜK XVI
METAHORF1ZMAYA BAĞLI MADEN YATAKLARI
I. TANIM !
Metamorfizmaya bağlı yataklar geniş anlamda hem metamorfizma ile oluşmuş yatakları, hem de metamorfizma ile yeni bir mineralojik bileşim, yapı ve doku kazanmış yatakları kapsar.
Tanımdan da anlaşılacağı gibi metamorfizmaya bağlı yataklar konusunda başlıca iki grup yataktan söz edilebilir.
Metamorfizma ile oluşmuş yataklar ( = başkalaşım yataklara) :
Olağan bir kayacın metamorfizmaya uğraması ile ekonomik öneme sahip bir yatak oluşur. Bunlar genellikle endüstriyel hammadde yataklarıdır.
Metaraorf izmaya uğramış, yataklar ( = başkalaşvış yataklar):
Kökeni ne olursa olsun, önceden var olan bir yatak metamorfizmaya uğrayarak yeni bir mineralojik bileşim, yapı ve doku kazanır. Bunlar genellikle metalik maden yataklarıdır.
Yukarıdaki iki grubu da kapsayan metamorfizmaya bağlı maden yatakları için metamorfojenik veya başkalaşıma bağlı maden yatakla*rı deyimleri de kullanılır.
II,. METAMORFÎZMAYA BAĞLI YATAKLARIN OLUŞUMU;
Metamorfizmaya bağlı yataklar başlıca ısı ve basınç faktörleri*ne bağlı olarak meydana gelirler.
Yerkabuğu içinde ısının değeri jeotermik gradyana ve yükselen magmalara bağlıdır. Bu ısı değeri genellikle anateksi sınırının ısı*sı olan yaklaşık 650°C'den küçüktür (şekil 145).
Metamorfizma olaylarında rol oynayan en önemli iki basınç litostatik basınç ile yerkabuğu içindeki hareket ve sürtünmelerden ileri gelen yönlü basınçtır. Litostatik basınç genellikle 10 kilobarı aşmaz. Yönlü basınç ise kıvrımlarıma, faylanma, bindirme, blok ha*reketleri gibi tektonik olaylara bağlı olarak yerkabuğunun üst kısım*larında oldukça şiddetlidir. Buna karşılık derinlere inildikçe etkisi azalır. Metamorfizmaya bağlı yatakların oluşumunda buhar basıncı nispeten daha önemsiz bir rol oynar.
Isı ve basınç dışında su, karbondioksit ve metasomatik getirim-ler metamorfizmayı kontrol eden diğer faktörlerdir. Metamorfizma ka*tı ortamda iyonik difüzyon ile gerçekleşir. Ancak minerallerin ara*sında veya çok kısa mesafelerde dolaşan sıvı fazın varlığı da kabul edilmektedir.
Değişik faktörlerin etkinliklerine ve yatakların metamorfizma-ya uğramış veya metamorfizmayla oluşmuş olmalarına göre aşağıdaki çeşitler ayırt ediliri
Kontakt metamorfizma ile oluşmuş yataklar
Kontakt metamorfizmaya uğramış yataklar
Rejyonal metamorfizma ile oluşmuş yataklar
Rejyonal metarnorfizmaya uğramış yataklar
Dinamik metamorfizma ile oluşmuş yataklar
Dinamik metaraorfizmaya uğramış yataklar
Bütün bu çeşitleri aslında topoşimik ve metasomatik diye ikiye ayırmak mümkündür. Çok kısa mesafeler içinde gerçekleşen metasomato-zun, maden yataklarının oluşumu açısından, genellikle önemli bir ro*lü yoktur. Daha uzun mesafelerde gerçekleşen metasomatozda ise getirimler Steril migma niteliğindedir. Bununla beraber metasomatozla ilgili olarak kontakt metamorfik ve ender olarak da bazı rejyonal metamorfik yataklar meydana gelebilir. Yine bazı yenilenme olayları metasomatoza bağlı olabilir.
Diğer taraftan yukarıda sıraladığımız metamorfizmaya bağlı ya*tak çeşitlerini fasiyeslere veya fasiyes serilerine göre alt grupla*ra ayırmak mümkündür yeşil şist fasiyesinde metamorfizmaya uğramış yataklar, glokcfan şist fasiyesinde oluşmuş yataklar, vb., gibi.
l- Kontakt Metamorfizma ile Oluşmuş Yataklar : Plütonik kayaç-ların kontakt zonlarında bulunan yataklar az veya çok oranda metaso*matik şekilde meydana gelmişlerdir. Granitik kayaçlarla da yakından ilişkili olduklarından bu yataklar daha önceki kısımlarda pirometa-somatik başlığı altında ele alınmışlardı. Aslında bu tür yataklarda-ki cevher elementlerinin kaynağı ve kontakt metamorfizmanın cevher*leşme üzerine katkısı tartışma konusudur. Zira kontakt zonlarındaki yataklara ait cevher elementleri
Kontakt metamorfizmaya uğrayan kayaçlara ait olabilir.
Granitik kayaçtan itibaren metasomatik olarak gelebilir.
Granitin yerleşmesinden sonra hidrotermal olarak gelebilir.
Son iki açıklama ile cevher elementlerinin az veya çok uzaktan gelebileceği kabul edilse bile, bu tür yataklara ait gang mineral*lerinin kimyasal bileşimi yakın çevredeki kayaçlara bağlıdır.
Metasomatik kontakt metamorfizma ile oluşmuş yataklara örnek olarak volfram, demir, bakır, kurşun, çinko, vb., yatakları göste*rilebilir. Bu pirometasomatik yataklara burada tekrar değinilmeye*cektir .
Metasomatoz olmaksızın, olağan bir kayaçtan itibaren metalik bir maden yatağı oluşamaz. Ancak yeniden kristallerime sonucu oluşan bazı kayaç veya mineraller fiziksel özellikleriyle endüstriyel ham*madde teşkil edebilirler. Kontakt metamorfizmayla oluşan mermer, gröna, andaluzit, vollastonit, diaspor, zımpara taşı, grafit yatak*ları vb. gibi.
2- Kontakt Metamorfizmaya Uğramış Yataklar : Kontakt metamor*fizmaya uğrayan bazı cevherleşmelerde şu değişiklikler meydana ge*lebilir :
Demir Cevheri : Oksit, hidroksit veya karbonat halindeki demir mineralleri ısı yükselmesiyle önce hematite, daha sonra manyetite dönüşür. Söz konusu hematit yapraksı yapıdadır ve spekülarit diye de adlandırılır. Manyetitin tane boyutu kontakt metamorfizmanın şiddetiyle orantılıdır. Bu cevher minerallerinin yanında damirli, kalsiyumlu, silikatlı gang mineralleri oluşur.
Manganez Cevheri : Oksit, hidroksit veya karbonat halindeki manganez mineralleri ısı yükselmesiyle önce braunite, daha sonra hausmannite dönüşür. Bu minerallerin tane boyutu kontakt metamorfizme şiddeti ile orantılıdır. Cevher minerallerinin yanında manganezil kalsiyumlu, silikatlı gang mineralleri oluşur.
Alüminyum Cevheri : Boksit içindeki jibsit ve böhmit mine*ralleri alçak ısıda diaspora dönüşür ve böylece diasporit adı veri*len kayaçlar oluşur. Daha yüksek ısıda zımpara taşı meydana gelir. Zımpara taşı başlıca korendon, Spinel, manyetit ve andaluzitten oluşmuştur. n firit ve Sülfürlü Bakır, Çinko, Kurşun Cevheri : Sülfürler bileşimlerindeki kükürtü büyük oranda kaybederler. Kükürtün ortamdan uzaklaşmasıyla pirit pirotine dönüşür. Daha yüksek ısılarda pirotin monoklinik formuna veya manyetite dönüşür. Kalkopirit ve demir sül*fürden itibaren kübanit ve valeriit gibi mineraller oluşur. Sfalerit daha yüksek bir demir oranıyla yeniden kristallenir. Galen de yeni*den kristallenir.
Vanadyumlu Bitümlü Şistler : Bitümlü şist içinde dağınık halde bulunan vanadyum patronit halinde kristallenir.
Kömür : Grafite dönüşür.
3- Rejyonal Metamorfizme ile Oluşmuş Yataklar : Birçok endüstriyel hammadde yatağının oluşumu doğrudan rejyonal metamorfizmaya bağlıdır. Bu yataklar olağan bir kayacın yeniden kristallenme sonu*cunda kazandığı fiziksel özelliklerle oluşmuştur. Başlıca çeşitleri şunlardır; Amfibol asbest, zeolit, talk, dişten, sillimanit/ gröna, diaspor, zımpara taşı, mermer, kuvarsit, arduvaz şist, grafit, vb.
Metasomatoz olmaksızın olağan bir kayaçtan itibaren metalik bir maden yatağı oluşamaz. Buna karşılık, ender de olsa, bazı metalik cevher yataklarının metasomatik rejyonal metamorfizmayla oluşabile*ceği düşünülmektedir. Olağan bir kayaç içinde düşük tenörde dağınık olarak bulunan faydalı elementler, rejyonal metamorfizma ile az çok hareket ederek yöredeki daha müsait bir kayaç veya yapı içinde de*ri şeb ilmektedir. Bazı titan, bakır, demir ve manganez yatakları için bu açıklama yapılmaktadır.
4- Rejyonal Metamorfizmaya Uğramış Yataklar : Epijenetik iç kökenli bir mineralizasyonün yan kayaçlarla beraber metamorfizmaya uğradığını veya yerini metamorfizmadan sonra aldığını saptamak çoğu kez güçtür. Bu ancak ayrıntılı bir mineralojik ve yapısal bir ince*lemeyle mümkün olur. Yan kayaçlarla beraber metamorfizmaya uğramış cevherleşmelerde genellikle killeşme şeklindeki ayrışma zonlarının bulunmayışı diğer önemli bir kriterdir.
Dünyada rejyonal metamorfizmaya uğramış pek çok yatak bilin*mektedir. Bu yataklardan bazılarına daha önce değinilmişti;
Toroslar'daki diasporit yatakları
Witwatersrand altın ve uranyum yatakları
Lake superior elemi r. (takonit) yatakları
İtabira demir (îtabirit) yatakları gibi.
Bu ve diğer bazı cevherleşmelerde rejyonal metamorfizma ile şu değişiklikler meydana gelebilir.
Demir Cevheri : önceden yüksek ısılı koşullarda oluşmuş cev*herde ancak mekanik deformasyon oluşabilir. Düşük ısılı koşullarda oluşmuş kalıntı veya tortullaşmaya bağlı yataklarda hematit (spekülarit) ve manyetit oluşur. Bu tür yataklarda kuvars bol miktarda mevcuttur. Grünerit metamorfizmaya uğrayan demir yataklarının karakteristik bir mineralidir.
Manganez cevheri : Braunit ve hausmannit oluşur. Kuvars bol miktarda mevcuttur. Rodonit karakteristik bir mineraldir.
Alüminyum Cevheri : Boksit zayıf metamorfizroa koşullarında diasporite, yüksek metamorfizma koşullarında zımpara taşına dönüşür.
Pirit ve Sülfürlü Bakır, çinko, Kurşun Cevheri : Sülfürlerdeki kükürt oranı azalır. Böylece pirotin, kübanit, valeriit gibi mineraller oluşur. Ancak bu tür cevherleşmelerdeki asıl değişiklik*ler yapısal ve dokusal niteliktedir.
Fosfat : tri apatit kristalleri oluşur.
Kömür : Grafite dönüşür.
Dinamik Metamorfizma ile Oluşmuş Yataklar : Bu şekilde oluşmuş bir yatak bilinmemektedir. Bazı fay zonlarında grafit mevcuttur. Ancak bu grafitin yanal göç ile kırıklara sonradan geldiği veya kırıkların özellikle grafitçe zengin yumuşak kesimlerde oluştuğu düşü*nülmektedir.
Dinamik Metamorfizmaya Uğramış Yataklar : Bu yataklarda ya*tak ölçeğinde gerçekleşen kırılma, ezilme, kıvrılma gibi deformasyonların yanında mineral ölçeğinde de bazı değişiklikler meydana ge*lir, örneğin; Pirit, pirotin gibi mineraller kırılır.
Kalkopirit, galen gibi mineraller plastik deformasyon gösterirler (uzama, bükülme, vb. gibi) ve bazen ikizlenirler.
__________________
SiBeL YıLDıZ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-09-2007, 09:27 PM   #28 (permalink)
Co-Admin B
 
SiBeL YıLDıZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2007
Mesajlar: 50,120
SiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant future
Standart

Sfalerit çok hareketlidir. Diğer kırılmış minerallerin arağı*na girer.
III, METAMORFİZMAYA BAfiLI YATAKLARIN YATAKLANMA ŞEKiL VE YERLER î :
Her tür yatay: raetamorfizmaya uğrayabileceğinden bunlara ait bütün yataklanma şekillerine rastlanabilir. Alçak basınçtaki bir metamorfiz-ma ile yataklanma şekilleri pek değişmez. örneğin tortullaşmaya bağ*lı yatakların katmansı şekilleri aynen korunmuştur. Buna karşılık yüksek basınç koşullarında metamorfizmaya uğramış yataklarda yatak*lanma şekilleri önemli değişikliklere uğrayabilir?
Cevher sucuklu yapı kazanabilir (budinaj).
Damar şeklindeki cevherleşmeler yan kayaçla uyumlu bir yapı kazanabilir.
Cevher yan kayacın yapısına uyumlu olarak akma kıvrımcıkları şeklinde biçimlenebilir (Şekil 146).
Cevher kıvrımların eksen kısımlarında birikip, kanat kısımla*rında inceleb.llir, hatta yok olabilir (Şekil146) .
Metamorfizmaya bağlı yataklarda genellikle eşit taneli yapılara rastlanır. Çok ince taneli yapılar, kuşaklı yapılar (yollu, kollo-form, sferoidal), kovuklu ve hücreli yapılar yeniden kristallerime sırasında kaybolur. Tane boyutları metamorfizma derecesi ile orantı*lı olarak artar. Rejyonal metamorfizmaya bağlı cevherleşmelerde ta*neler uzun bir şekil alır. Bu tanelerin uzun eksenleri yaklaşık ola*rak birbirlerine paraleldir. Böylece yapraklı yapılar oluşur. Pirit, pirotin gibi mineraller kolayca kataklastik bir yapı kazanırlar.
Metamorfizmaya bağlı yataklar genellikle yaşlı yan kayaçlar içinde görülürler. Zira oldukça derinde gerçekleşen metamorfizmanın etkilediği kayaç ve yatakların erozyonla yeryüzünde mostra verebil*meleri için uzun bir jeolojik zaman gerekmektedir. Daha genç meta-morfik olaylara bağlı kayaç ve yatakların bir çoğu henüz derinde bulunmaktadır.
IV, KİMYASAL VE MİNERALOJİK BİLEŞİM
Metamorfizmaya bağlı yataklarda çok çeşitli mineraller varola*bilir. Metamorfizmaya uğramış âış kökenli yatakların parajönezleri, özellikle gang mineralleri bakımından, oldukça değişir. Çok çeşitli silikatlar oluşur. Buna karşılık nispeten yüksek sıcaklıkta teşek*kül etmiş olan iç kökenli yataklar metamorfizmaya uğradıklarında parajönezlerini büyük ölçüde korurlar.
Metamorfizma ile oluşmuş veya metamorfizmaya uğramış yataklara ait bazı metalik cevher mineralleri şunlardırı (Not: Pirometasomatik yataklara ait mineraller daha önceden verildiğinden burada tekrar*lanmayacaktır).
Manyetit
FeTiO 3
Tİ02
Mn2O3
Mn3Oı»
FeS2
FeS
CuFeS 2
CuFe2S3
ZnS PbS VS 2
Hematit (Spekülarit) îlmenit Rütil Braunit Hausmannit Pirit Pirotin Kalkopirit Kübanit Valeriit . Sfalerit Galen Patronit
Gang ve endüstriyel hammadde mineralleri genellikle silikat bileşimindedirj Feldispat, amfibol, piroksen, mika, talk, pirofil-lit, klorit, epidot, gröna (pirop, almanden), olivin, zeolit, vb. Bu sayılanlar dışında metamorfizmaya bağlı yataklarda rastlanan başlıca mineraller şunlardır:
Kuvars : SiO2
Kalsit : CaCOa
Korendon : Al 2O 3
Diaspor : A
Spinel
Sillimanit
Andaluzit
Dişten (=kyanit)
Staurotit
Grünerit
Rodonit
S f en
Apatit
Grafit
MgAl2(H
A16A1 Sİ05
A16A1SSİ05
A16A16Sİ05
FeAU (SİOO 202(OH) 2
Fe7(Siı,Oıı h (OH)2
(Mn,Fe,Ca)SiO3
CaTiSi05
Ca5(PQı,)a(
C
V.ZONLANMA:
Metamorfizmaya bağlı maden yataklarında zonlanma metamorfizme derecesine bağlıdır. Isı ve basınç koşullarının değişimine bağlı olarak mineralojik ve dokusal değişiklikler meydana gelir, örneğin, ince taneli pirit-iri taneli pirit-pirotin sıralanması.
VI, METAMORFİZMAYA BAĞLI YATAKLARIN EKONOMİK ÖNEMİ l
Metamorfizmaya bağlı yataklar metalik element olarak Fe, Ti, Mn, Cu, Zn ve Pb bakımından önem taşırlar. Dünyanın en önemli demir yatakları Antekambriyen yaşlı metamorfizmaya uğramış demirli jaspi-lit ve kuvarsitlerdir. Bu elementlere ilave olarak vanadyum ile pi-rometasoıziatik yataklara özgü volfram yatakları da işaret edilebilir.
Metamorfizmaya bağlı yatakların asıl ekonomik Önemi eı-.iüstriyel hammaddelerden ileri gelmektedir. Mermer, kuvarsit, arduvaz şist, diasporit, zımpara taşı, grafit, amfibol asbest, zeolit, talk, pire-fillit, sillimanit, andaluzit, dişten, gröna, apatit bunlardan baş-lıcalarıdır. Yakut (=rübi), jad (nefrit veya jadeit), kaplan gözü (amfibol enklüzyonlu kuvars) ve jasp (koyu renkli kalseduan) süs eş*yası yapımında kullanılan diğer ekonomik maddelerdir.
VII, METAMORFİZMAYA BAĞLI YATAKLARA ÖRNEKLER S
1- Broken - Hill Kurşun, Çinko Yatağı (Avustralya) : Dünyanın en önemli kurşun, çinko yataklarından biri olmasına karşılık oluşumu tartışmalıdır. Prekambriyen yaşlı sillimanit ve
grcnalı gnaylar içinde yer alan cevherleşmenin yataklarıma şekli oldukça karma*şıktır. Kıvrımlanmış mercek veya yığın şeklinde tanımlayacağımız
cevherleşme yan kayaçla uyumludur (Şekil 147). Başlıca cevher mi*neralleri gümüşlü galen, sfalerit ve kalkopirittir. Gang kuvars, kalsit, rodonit, manganlı hedenberjit ve flüorit'ten oluşmuştur.
Broken-Hill kurşun-çinko yatağının ilk önce tortullaşmaya bağ*lı olarak teşekkül ettiği, daha sonra rejyonal metamorfizmaya uğra*dığı düşünülmektedir.
Mina Ragra Vanadyum Yatağı (Peru) : Dünyanın en zengin va*nadyum yatağıdır. Katmansı veya mercek şeklindeki yatak yan kayaçla uyumludur. Tersiyer yaşlı bitümlü ve vanadyumlu şistler asit soku*lum kayaçlarının kontağında metamorfizmaya uğramışlardır. Cevher minerali patronittir.
Söke (Aydın), Milas ve Yatağan (Huğla) Zampara Taşı Yatak ve Zuhurları : Permo-Triyas yaşlı mermerler içinde, bu kayaçlara uyumlu mercekler halindedir. Bunlar rejyonal metamorfizmaya uğra*mış eski boksit yataklarıdır.
Marmara Adası Mermer Yatakları (Bandırma, Balıkesir) : Bölgeye "Marmara" denmesine neden olan mermerler Paleozoik yaşlı rejyonal metamorfik bir seriye aittir. Yurdumuzda daha pek çok yerde (Afyon, Kırşehir, vb.) önemli mermer yataklar mevcuttur.
BÖLOfl XVII MADEN YATAKLARININ YERYUVARI ve ZAMAN ÎCINDEKÎ DAĞILIMI
Benzer özellikteki maden yataklarının, birbirlerine yakın ola*rak, yeryuvarının belli kesimlerinde bulunduğu çok eskiden beri ira*den jeologlarının dikkatini çekmektediydi. Metallojenîk provens, maden provensi veya maden bölgesi adı verilen bu kesimlerin belli jeolojik (stratigrafik, petrografik, tektonik, vb.) özelliklere sa*hip olduğu da bilinmekteydi.
Son yıllarda jeolojide en önemli gelişme plaka tektoniği kura*mı olmuştur. Levha tektoniği, global tektonik veya küresel tektoni.' adları da verilen bu kuram ile yeryırvarının değişik kesimlerindeki iç ve dış kökenli olaylar açıklanmaya çalışılmıştır. Yeryuvarında, i bütün önemli jeolojik olayların (plütonizma, volkaniznıa, metamor-fizma, tortullaşma, tektonizma vb.) plaka hareketlerine ve nitelik*lerine bağlı olarak meydana geldiği ileri sürülmüştür. Maden yatak*larının oluşumu da bu olayların bir parçası veya sonucu olduğuna göre, plaka tektoniğinin maden jeolojisi bakımından önemi büyüktür. Günümüzde Paleozoik veya daha genç yaştaki maden yatakları dağılı*mının plakalarla ilişkisi açıkça ortaya konmuştur. Buna karşılık Paleozoik'ten daha yaşlı maden yatakların plakalarla ilişkisi tar*tışmalıdır.
Diğer taraftan belli tipteki maden yataklarının jeolojik de*virler boyunca belli zamanlarda daha yoğun olarak teşekkül ettiği saptanmıştır. Bu bazı maden yatağı tiplerinin zaman içindeki dağı*lımının gelişigüzel olmadığını göstermektedir.
Maden yataklarının yeryuvarı ve zaman içindeki dağılımıyla il*gili bilgiler bu yatakların aranmasında kullanabileceğimiz önemli kılavuzlardır.
I, MADEN YATAKLARININ PLAKALARA GÖRE DAĞILIMI l
Burada plaka tektoniği kuramının açıklamaları yapılmayacaktır. Sadece bazı Paleozoik veya daha genç yatakların plakalara göre ko*numu belirtilecektir.
1- Kıta Plakalarının İçinde : Kıta içleri maden yatakları bakımından oldukça fakirdir. Bununla beraber kıta içi sıcak nokta ci*varlarında (Şekil 148) ve kıta içi rift zonlarında (Şekil 149) bazı
cevherleşmelerin oluştuğu bilinmektedir. Bunlar alkalen granitlere bağlı Sn, F, Nb cevherleşmeleri ile nefelinli siyenit ve karbonatitailesi kayaçlarına bağlı Nb, PaOs (apatit), nadir toprak elementle*ri, Ba ve P cevherleşmeleridir.
Kıta içi rift zonlarına tekabül eden grabenlerde tortullaşmaya bağlı Cu, Zn, Pb, Ağ yatakları oluşabilmektedir. Kıta plakalarının içinde ayrıca bazı kalıntı, oksidasyon ve sementasyon ile kırıntı yatakları mevcuttur.
2- Kıta plakaları Arasındaki Rift Zonlarında : Bir kıta plaka*sının ikiye bölünmesi ve böylece oluşan iki kıta plakasının birbir*lerinden uzaklaşmasıyla belirlenen zonlarda başlıca şu tip cevherleşmeler oluşur (Şekil 150)
Kızıldeniz dibindeki cevherleşmeye benzer şekilde metalce (Cu, Pb, Zn) zengin çamurlar
Tortullaşmaya bağlı Mn yatakları
Karbonatlı kayaçlara bağlı Pb, Zn ve Ba yatakları. Bu yataklar için genellikle "Mississippi tipi" deyimi kullanılmaktadır.
Evaporitler
Okyanus Plakalarının içinde : Okyanus plakaları içinde, sı*cak nokta volkanitlerine bağlı önemli bir cevherleşme bilinrrıerıtolir. Sadece okyanus tabanı üzerinde oluşan tortullaşmaya bağlı Mn (Cu, Ni, Co) yumrularının varlığı belirtilebilir (Şekil 151).
Okyanus Ortası Sırtlar : Okyanus ortası sırtlarda okyanus kabuğu malzemesi veya başka bir deyimle ofiyolit oluşmaktadır. Ok*yanus ortası sırtlarda ofiyolit oluşumuyla beraber şu cevherleşmelerin de meydana geldiği bilinmektedir (Şekil 151)
Podiform kromit (Ni, Pt) yatakları
Kıbrıs tipi Cu-Pirit yatakları
Tortullaşmaya bağlı Fe, Mn yatakları
Pasif Kıta Kenarlarında : Amerika'nın doğu kıyılarına benzer ortamlarda tortullaşmaya bağlı Fe, Mn, Cur Pb, Zn, U yatakları ile evaporitler oluşabilir (Şekil 152).
Yitim Zonlannda : Okyanus plakasının diğer bir okyanus pla*kası altına veya kıta kabuğu altına dalmasıyla belirlenen yitim zonları maden yatakları açısından en önemli kesimlerdir. Yitim zonları yay şeklindedir. Bu nedenle yitim zonlarına bağlı olarak oluşan ma*den yatakları eşlik ettikleri plütonik, volkanik ve tortul kayaçlar gibi yay şeklindeki bir kesimde yer alırlar, özellikle kalko alkalen magmatizma ile belirlenen yitim zonlarının başlıca çeşitleri ve cev*herleşmeleri şöyledir.
A- Ada Yayı : Okyanus plakasının diğer bir okyanus plakası al*tına dalmasıyla belirlenen ada yaylarında (Şekil 153) yitim yönünde sırasıyla hendek (trench), dış yay, yay arası çukurluk, volkanik yay, yay gerisi havza ve yay gerisi kıtasal kenar kuşakları bulunur.
Hendek : Türbiditlerin oluştuğu bu kesim metalik maden ya*takları bakımından enteresan değildir. Ancak kömür ve petrol oluşumu bakımından önem taşır.
dış Yay : Bu kesimde okyanus ortası sırtlarda veya okyanus tabanında oluşmuş olmakla beraber, tektonik olarak ada yayına eklenen Podiform kromit (Ni, Pt)
Kıbrıs tipi Cu, pirit
Tortullaşmaya bağlı Fe, Mn yatakları bulunabilir. Bu yatak*lardan başka dış yaylarda
Serpantinitler içinde cıva yatakları
Altınlı kuvars damarları
Fe, Ni, Al kalıntı yatakları da görülebilir.
c. Yay Arası Çukurluk : Bu kesim özellikle kırıntı altın yatak*larının oluşumu için elverişlidir.
d.Volkanik Yay : Volkanik cevherleşme bakımından en zengin kesimdir;
Kuroko tipi masif sülfit (Pirit, Cu, Zn, Pb, Ağ, Au) yatakları
Besshi tipi masif sülfit (pirit, Cu, Zn, Pb) yatakları
Volkanizmaya bağlı Au, Ağ yatakları
Volkanizmaya bağlı Sb, Hg, As yatakları
Volkanizmaya bağlı S yatakları
Skzalatif sedimenter Fe, Mn yatakları
Granitleşmeye bağlı Fe, Au, Mo, Cu, Pb, Zn, Sn, W, Sb, Hg, vb. yatakları
Porfiri Cu (Au) yatakları
Porfiri bakır yatakları, Ada yaylarında da mevcut olmalarına rağmen, asıl And tipi magmatik kuşaklar için karakteristiktirler.
Yay Gerisi Havza : Okyanus kabuğu niteliğinde olan bu ke*simde okyanus ortası sırtlarında veya okyanus tabanında oluşan ya*tak tipleri görülür (Şekil 154). Bunlar, dışında bazı epitermal al*
tın, gürriiş damarlarına da rastlanmıştır.
Yay Gerisi Kıtasal Kenar : Bu kesimde granitleşmeye bağlı olarak Sn, W, 3i, Mo, F ve Sb yatakları görülür (Şekil 154).
B- And Tipi Magmatik Kuşaklar : Aktif kıta kenarı adı da veri*len bu kosimlar okyanus plakasının kıta plakası altına dalmasıyla belirlenir. Bu kuşakların ada yaylarında en önemli farkı yay gerisi havzalarının bulunmayışıdır. Bazen volkanik yay gerisinde bir tor*tullaşma havzası oluşabilse bile, tabanı okyanus kabuğu niteliğinde değildir (Şekil 155).
And tipi magmatik kuşaklarda hendek, dış yay ve yay arası çu*kurluğa ait cevherleşmeler ada yaylarında olduğu gibidir. Volkanik yaya ait cevherleşmeler de büyük ölçüde ada yaylarınkine benzer. Ancak burada daha ziyade Porfiri Cu (Mo, Au) yatakları hakimdir. Buna karşılık Kurcko tipi, Besshi tipi yataklar daha enderdir. Di*ğer taraftan And tipi magraatik kuşaklarda granitleşmeye bağlı Sn, W, Bi, Ko, F yatakları Porfiri Cu yataklarını takip eder şekilde magma*tik kucağın iç kesiminde mevcuttur.
7- Çarpışmış Plaka Sınırlarında : MITCHELL ve GARSON'a (1976) göre bazı maden yatakları çarpışmayla ilgili olarak plaka sınırla*rında ırisydana çelmektedir (Şekil 156) ;
Granitlere bağlı Sn, W, F yatakları
Granitlere bağlı Ağ, Ni, Co yatakları
Pegıuatitik mücevher taşı yatakları
Anortozitlere bağlı Fe, Ti yatakları
Tortullaşmaya bağlı U yatakları
Bu yataklar dışında yitim zonlarına, okyanus ortası sırtlara ve okyanus tabanına ait cevherleşmeler de tektonik yerleşmeyle bu kesim*de yer alabilirler.
8- Transform Faylar Boyunca : Okyanus ortası sırtlarını otele-yen transform faylar cevherli akışkanların yukarı çıkmasını ve bazı yatakların oluşmasını sağlamıştır. Okyanusal kabuk ortamında bu şe*kilde meydana gelen oluşuklar;
Kızıldeniz dibinde metalce (Cu, Pb, Zn) zengin çamurlar
Ni, Co, Ti ve Cu bakımından zengin peridotitler.
Transform fayların kıtasal kabuk içinde de uzanabileceği bi*linmektedir. Kıtasal kabuk içindeki transform faylara bağlı olduğu ileri sürülen cevherleşme tipleri şunlardır;
Karbonatitlere bağlı Nb, PaOs, Ce, Ba yatakları
Elmaslı kimberlitler
Bazı porfiri bakır yatakları.
__________________
SiBeL YıLDıZ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-09-2007, 09:27 PM   #29 (permalink)
Co-Admin B
 
SiBeL YıLDıZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2007
Mesajlar: 50,120
SiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant futureSiBeL YıLDıZ has a brilliant future
Standart

II, MADEN YATAKLARININ ZAMAN İÇİNDEKİ DAĞILIMI ',
Yeryuvarı oluştuğu zamandan beri jeolojik bir evrim içindedir. vr,vı-,,,-lv 4^5 milyar seneden beri manto ve kabuk içinde meydana ge*len jeolojik değişiklikler bu evrimin elemanları olmuştur. Diğer taraftan hidrosfer, atmosfer ve hatta canlı dünyasındaki (biyosfer) değişiklikler de önemli rol oynamışlardır.
Yeryuvarında zamanla ilgili olarak meydana gelen değişiklik*lerden bazıları şunlardır;
Yerkabuğunun kalınlaşması
Bazı elementlerin yerkabuğu içinde derişmesi
Yerkabuğunun düşey ve yanal hareketleri
İyonik difüzyon yoluyla bazı elementlerin üst mantoda derişme:
Başlangıçta çok redükleyici olan atmosferdeki oksijen oranı*nın gittikçe artması, böylece oksitleyici özelliğin kazanılması canlıların evrimi, kutupların yer değiştirmesi, vb.
Maden yatakları oluştukları ortamın bir parçası ve hatta onun aynasıdır. Ortamın özellikleri değiştikçe, doğal olarak, oluşan ma*den yataklarının türünde, biçiminde ve niceliğinde de değişiklikler olmaktadır. Bu değişiklikleri bütün maden yatakları için incelemek çok geniş kapsamlı olacağından burada sadece bazı yataklar ele alı*nacaktır .
1- DEMİR YATAKLARI:
Dünyanın bilinen en eski yatakları "itabira" tipindeki demir yataklarıdır, îlk örnekleri yaklaşık 3,8 milyar yıl önce olmuştur. 3,8 milyar yıl önce tek hücreli alglerin ortaya çıktığı, böylece denizin o sıradaki atmosferden farklı olarak oksitleyici bir nite*lik kazandığı ve demir yataklarının teşekkül ettiği düşünülmektedir. Bu tür yataklar Paleozoik başlangıcına kadar (570 M.Y.) oluşabilmiş-lerdir. Lake süperior ve Algoma tipindeki yataklar da yaklaşık aynı süreç içinde meydana gelmişlerdir.
Tortullaşmaya bağlı denizel oolitik demir yatakları ise Pa*leozoik, Mesozoik, ender olarak da Senozoik yaşındadır.
Kalıntı demir yatakları Paleozoikten beri bilinmektedir, an*cak en önemli rezervler Oligosen veya daha genç yaşlıdır.
Pirometasomatik demir yatakları özellikle permo-Triyas, üst Kretase veya Miyosen yaşlıdır.
2- BAKIR YATAKLARI :
Sudbury tipi bakır ve nikel yatakları 3,0 milyar yıldan Eosen1e kadar çeşitli zamanlarda oluşmuşlardır. Ancak en önemli re*zervler Prekambriyen'dedir.
Porfiri bakır yatakları tümüyle Prekambriyen sonrası oluşumlardır. En önemli rezervler üst Kretase Tersiyer yaşlıdır.
Volkanojenik masif sülfid yatakları zaman içindeki dağılıra, on geniş olan yataklardır. 3,0 milyar yıldan Miyosen1e kadar çeşit*li zamanlarda oluşmuşlardır. Doğu Karadeniz bölgesindeki bilinen
bütün masif sülfit yatakları üst Kretase yaşındadır.
Tortullaşmaya bayii bakır yatakları Grta-üst Proterozoik geçişinde, Devoniyenf Karbonifer ve Permiyen'de oluşmuştur. Miyosende oluşmuş birkaç küçük yatak da mevcuttur.
Pirometasomatik bakır yatakları diğer türlere göre rezerv bakımından daha az oranda bulunur. Bu yataklar üst Kretase ve Ter*siyer yaşlıdır.
3- KROM YATAKLARI :
Yeryuvarının bilinen ilk iç kökenli yatağı Grönland1daki 3,6 milyar yıl yaşındaki bir kromit yatağıdır. Daima gabro-peridotit ailesi kayaçlarına bağlı olarak oluşan Kromitlerin % 95'i Prekamb-riyen'de oluşmuştur. Daha sonra oluşan kromit yatakları genellikle düşük rezervli, buna karşılık Cr oranı yüksek oluşumlardır. Türkiye; kromit yatakları bu sonunculardan olup yerleşim yaşları üst Kretase veya biraz daha gençtir.
4- ALÜMİNYUM YATAKLARI :
Günürr.üzde alüminyum sadece boksitlerden itibaren elde edilme,. tedir. Boksitler ise kalıntı demir yataklarına benzer şekilde Pale*ozoik1 ton beri bilinmektedir. Türkiye'nin de yer aldığı Akdeniz provensinde boksit yatakları Alt ve üst Kretase arasında oluşmuştur.
1dJi
Vtirtzit Ayrışma Mineralleri Smitsonit
Kalamin Hemimorfit Hidrozinsit : Zn5(CO3)2(OH)6 Zinsit : ZnO
Villemit : ZnjjSiO,
Çinko, kurşun ve bakır'dan daha hareketlidir. Dolayısıyle birincil çinko mineralleri bulunsa dahi, oksidasyon kuşağında hiç izine rastlanmayabilir. Ancak, karbonatlı yan kayaçların veya gang minerallerinin bulunması halinde, yerinde çinko karbonatlar oluşur.
Demirli Mineraller .
Birincil Mineraller
Pirit
Markasit
Lölenjit
Mispikel
Kalkopirit
Siderit
Ankerit
Şamozit
Glokoni
FeS2
FeS2
FeAs2
FeAsS
FeCuS 2
FeCO3
Ca(Mg, Fe) (CO3)2
Fe^Al (AlSi3OIO) (OH)6nH20
K^5(Fe+3, Fe+2, Mg, Al) ,,_6
(Si, Al)8020(OH)ıl
Ayrışma Mineralleri
Gümmit
Autunit
Kalkolit. torbernit
Tüyamünit
Karnot.it
Uranotil
Koffinit
ÜO3nH20
Ca (U02)2(POlt)2 10-12 H2O Cu (U02)2(POlf)2 8-12 H20 Ca (002)2(^^)2 8 H20
K7 (Ü09),(VOU), 3 H,O
f. £. £. H t- f,
CaO(UO2)2(Si02)26 H20
USİO,.
Bilhassa uranyum ayrışma mineralleri çok bol çeşitlidir. Bunlardan birçoğu tortullaşmaya bağlı, yani birincil olarak da bulunabilir, üraninit ayrışma minerali olarak da bulunabilir,
g) Diğer Ayrışma Mineralleri
Cevher ve gang mineralleri ile yan kayaçlarda bulunabi*lecek silisyum, kaseduan (Si02) ve opal (SiO2 nH2O) gibi mineral*ler verir. Kuvars ayrışmaz.
Kalsiyum oksidasyon zonunda jips'in (CaSOt, 2H2O) ve bazı durumlarda ikincil olarak teşekkül eden kalsit'in (CaCOa) bileşi*mine girer.
Sülfürlerin bileşimindeki kükürt kısmen nabit kükürt ola*rak (S) oksidasyon zonunda kalır.
Antimonit oksidasyon kuşağında sarı, kahverengi antimuan oksitlerine dönüşür. Sülfo antimoniyürlerdeki antimuan da aynı ürünleri verir.
Orpiment, realgar gibi arsenik sülfürler güç ayrışırlar. Bunlar ve sülfoarseniyürlerdeki arsenik, siyah arsenik oksitlere dönüşebilir.
Gümüş, nabit gümüş (Ağ) ve arjantit (Ag2S) şeklinde ay*rışma mineralleri oluşturur.
Zinober genellikle ayrışmaz, ender olarak metazinober (HgS)t nabit civa (Hg) verebilir.
Molibdenit genellikle ayrışmaz, ender olarak povellit verir.
Nikelli mineraller bazı hallerde annaberjit (Ni38K20) ve garnierit (Ni^(Si^Oıo) (OH)tt4H20) verir.
Kobalt1 lı mineraller eritrit (Co3(AsO)28H20) verir
3- Süperjen Zonlanma :
Oksidasyon ve sementasyon olaylarına bağlı olarak gelişen süperjen zonlanmada düşey kesitte yukarıdan aşağıya doğru genel*likle şu bileşiklere rastlarız ;
Oksitler
Karbonatlar Oksidasyon kuşağı
Sülfatlar
Nabit mineraller
Süperjen sülfürler ^ Sementasyon kuşağı
Karbonatların pozisyonu yan kayacın veya gang mineralleri*nin cinsine göre değişir.
V, OKSÎDASYON VE SEMENTASYON ZONU YATAKLARINA ÖRNEKLER
Hemen hemen bütün yataklara?» lekenleri ne olursa olsun Oksi*dasyon ve sementasyon zonlarına az veya çok rastlanmaktadır. Se*mentasyon zonları öncelikle işletilmektedir. Bazı çok düşük tönör-lü yataklarda ancak sementasyon zonları ekonomik olabilmektedir. Doğu Karadeniz'de eski tarihlerde işletilmiş yüzlerce küçük maden ocağı genellikle bu yüzeysel zenginleşme zonlarında açılmış/ bi*rincil cevhere rastlandığında terkedilmiştir.
1- Porfirik Bakır Yatakları :
Bu yataklar aslında, ileride de değineceğimiz gibi graniti^ ve sübvolkanik kayaçlara bağlı olarak teşekkül etmiş intraplüto-nik yataklardır. Yataklarıma şekli saçınım veya stokverk biçimin*dedir. Kalkopirit ve pirit halindeki birincil cevherleşme daima çok düşük tenorlüdür. Bu yatakların ek"~ c,.:'!-. Lr.le gelmesi i.ncak yüzeysel ayrışma olaylarıyla gerçekleşmiştir. Zenginleşme semen*tasyon zonunda kalkozin ile belirlenmektedir. Dünyadaki başlıca örnekleri şunlardır :
Copper Cities (A.B.D.)
Chuquicamata (Şili)
Kerman - Sarçeşme (îran)
2- Ergani Bakır Yatağı (Elâzığ) s
Aslında ofiolitik volkanizmaya bağlı olarak gelişmiş bu yata*ğın en zengin kısmı olan sementasyon zonu öncelikle ve tamamiyle iş*letilmiştir. Bu zonun minerallerini bornit, kalkozin ve kovellin teşkil etmekteydi.
3- Zamantı Çinko Yatakları (Develi, Kayseri) :
Permo-Karbonifer veya Perrao-Triyas yaşlı kireçtaşları içinde hidrotermal olarak bulunan çinko ve kurşun cevherleşmelerinden iti*baren yüzeysel ayrışma ile oksidasyon ve sementasyon zonu mineral*leri teşekkül etmiştir. Bu şekilde meydana gelen minerallerden özel*likle smitsonit kireçtaşlarının karstik boşluklarını doldurarak önemli yataklar oluşturmuştur. Türkiye'de Toros'lar boyunca rastla*nan bu tür cevherleşmeler için "karbonatlı cevher" veya oksitli cev*her" deyimi kullanılmaktadır.
İÇİNDEKİLER
__________________
SiBeL YıLDıZ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
bİlİmİnİn, jeolojİsİ, maden, tanimi

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Forum Şartları


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 02:10 AM.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2
aBSHeLL
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Abshell-AileVadisi

Linkler

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314