AiLeVaDiSi FoRuM  

Go Back   AiLeVaDiSi FoRuM > SağLıK > Enfeksiyon-İnfeksiyon

Enfeksiyon-İnfeksiyon Şarbon,Domuz Gribi,Hapatitler

 

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 14-08-2009, 11:02 AM   #111 (permalink)
PoSTaCı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
AileVadisi.NeT
Üyelik tarihi: Aug 2007
Bulunduğu yer: MisTanbUL
Konular :
Mesajlar: 32,032
Rep Puanı : 833
Rep Derecesi : PoSTaCı is a splendid one to beholdPoSTaCı is a splendid one to beholdPoSTaCı is a splendid one to beholdPoSTaCı is a splendid one to beholdPoSTaCı is a splendid one to beholdPoSTaCı is a splendid one to beholdPoSTaCı is a splendid one to behold
İletisim :
Standart BRONŞİT: akut ve kronik bronşitin nedenleri, belirtileri, tanısı ve tadavisi


http://www.ailevadisi.net
BRONŞİT
Nefes aldığımızda, hava; burundan soluk borusuna oradan da akciğerlere geçer. Soluk borusu, akciğerlere giden iki kola ayrılır. Bu kolların her birine bronş denir. Bu bronşların, çeşitli sebeplere bağlı olarak iltihaplanmasına bronşit denir. Bronşit, akut ve kronik olmak üzere ikiye ayrılır. Şimdi bunları ayrı ayrı inceleyelim.
AKUT BRONŞİT
Soğuk algınlığından sonra görülen, yaygın ve bulaşıcı bir hastalık olup, bronşlarda şişme ve balgam artışı şeklinde kendini belli eder. Sebebi, sıklıkla solunum yollarının üst bölgesine yerleşen bakteri ya da virüstür. Çocuklarda görülme ihitmali fazladır.
AKUT BRONŞİTİN NEDENLERİ
Akut bronşitin en büyük nedeni virüslerdir. Vücut direnci düşerse bu virüsler iltihaba neden olurlar. Bronşlara zarar verirler. Bronşlar da bu duruma tepki vererek ,şişer ve balgam üretirler.
Grip ve nezle gibi soğuk algınlığından sonra da bu durumla karşılaşılabilir. Soğuk havalar, bu hastalıkların ortaya çıkmasında en önemli faktördür. Buna bir de ağızdan nefes almak eklenirse hava yeterince ısıtılamaz ve bronşit riskini arttırır. Sigara kullanmak ya da dumanına maruz kalmak, iltihaba neden olur ve bronşit gelişebilir.Çevresel faktörler de önemli bir etkendir. Fabrika dumanları, ani ısı değişiklikleri, çok kuru ya da çok nemli havalar bronşiti tetikleyebilir.
AKUT BRONŞİTİN BELİRTİLERİ
Hastalığın belirtisi öksürük ve öksürük sonrası gelen balgamdır. Şiddetli ve inatçı bir öksürük vardır. Öksürükle birlikte, iltihabın neden olduğu ağrı, göğüs bölgesinde daha şiddetli bir şekilde hissedilir. Ayrıca öksürük, hastalığın bulaşmasına neden olur. Havadan, hastalığın bulaşması gerçekleşir.
Balgam ise hastalık ilerledikçe, daha da fazlalaşır. Ayrıca hafif ateş, titreme, boğaz ve kaslarda ağrı hastalığın diğer belirtilerindendir. Hastalık ilerledikçe zatürreye yol açabilir.
BRONŞİT TANISI NASIL KONUR? (KRONİK VE AKUT)
Yapılan fizik muayene ve tetkiklerle bronşit tanısı konur. Diğer solunum yolu hastalıklarından ayırt etmek ve kesin tanı koymak için, akciğer filmi çekilir. Hastanın boğazından kültür alınır ve gerekli kan tahlilleri yapılır.
AKUT BRONŞİT TEDAVİSİ
Tedavide kullanılan ilaçlar, hastalığın belirtilerini ortadan kaldırmaya yöneliktir. Ateş düşürücüler, öksürük şurupları, ağrı kesiciler kullanılır. Balgamı kolay bir şekilde çıkarmak için, buna yönelik ilaçlar hastaya önerilir. Tedavinin fayda sağlaması için, sigarayı mutlaka bırakmak gerekir.
Antibiyotik tedavisi virüslere etki etmez. Dolayısıyla bronşit tedavisinde kullanılmaz. Fakat virüs yanında, bakteri de boğazda hastalığa neden olduğundan, antibiyotik kimi doktorlar tarafından hastalara önerilir.
KRONİK BRONŞİT
Hava kirliliği olan şehirlerde oturanlarda ve sigara içenlerde, kronik bronşit sık görülür. Yapılan çalışmalar,40-60 yaş arasındaki erkeklerin dörtte birinden fazlasında bu hastalığın görüldüğünü göstermektedir. Birbirini izleyen en az iki yıl içinde, en az birbirini takip eden üç ay süren ve balga çıkarmayla birlikte görülen öksürük, kronik bronşit olarak tanımlanmaktadır.
KRONİK BRONŞİTE NEDEN OLAN FAKTÖRLER
1. Sigara ; Kronik bronşit oluşumunun en büyük sebebidir. Günde 20 sigaradan fazla içenlerde, bu hastalığın gelişme ihtimali çok fazladır. Bronşlarda, mukus yapımını arttırır.
2. Hava kirliliği ; Sigara gibi, havanın kirli olması da bronşlarda mukus salgısını arttırır. Dumanlı havalarda, kükürtdioksitin fazla olduğu bölgelerde, bronşit riski artmaktadır.
3. Bunların dışında nemli yerler, tozlu ortamlar, kötü hava koşulları, solunum yollarında ortaya çıkan hastalıklar kronik bronşite neden olmaktadır.
KRONİK BRONŞİTİN BELİRTİLERİ
Hastalığın en çok görülen ve en önemli belirtisi uzun süren öksürük ve balgam çıkarmadır. Geceleri çok rahatsız edici bir öksürük vardır. Hastayı uykusundan uyandırır. Bronşlar daralmıştır. Hafif bir fiziksel aktivite sırasında bile, nefes almada güçlük çekilir. Hasta, çabuk yorulur. Nefes alıp verirken, kişinin solunumu hırıltılıdır. Yani sesli soluk alıp verir. Kronik bronşitte, ateş yükselmesine pek rastlanmaz.
KRONİK BRONŞİTİN TEDAVİSİ
Tedavinin ilk şartı sigaranın bırakılmasıdır. Sigarayı bırakınca, hastanın öksürmesinde ve balgam çıkarmasında azalma görülür. Hastanın, nefes alıp vermesinde belirgin bir değişiklik vardır. Kişi, çok daha rahat bir yaşam sürer.
Solunum yollarına yerleşen bakteri ve virüsleri yok etmek için ilaç tedavisi uygulanır. Bu tedavinin doğru uygulanması için, hastanın boğaz ya da balgam kültürü yapılır ve o mikroba uygun ilaç verilir.
Kirli havayı solumanın, bronşite neden olan bir faktör olduğunu belirtmiştik. Bronşiti olan kişilerin, imkanı varsa kışın, dumanın fazla olduğu zamanlarda, daha ılık ve temiz ortamlarda yaşamaları hastanın şikayetlerini azaltır.
Yapılan solunum egzersizleri ile hastanın daha rahat nefes alıp vermesi amaçlanır. Bu yöntem, fizyoterapistler tarafından kullanılır.Gerekirse hastaya oksijen tedavisi uygulanır.
Hastayı eğitmek, hastalığı hakkında bilgilendirmek de tedavinin bir parçasıdır. Bu şekilde hasta nasıl davranacağını bilir ve bronşitle yaşamaya alışır. Hastanın psikolojisini olumlu yönde etkiler.






imza
~ Aslında biz ne yaptıysak kendimiz yaptık. Çünkü ufacık bir ilgiyi aşk, iki kelime edeni kendimize dost sandık".

"O bir mesaj atar sen 30 defa okursun"
- Niye mi ?
- çünkü sen Av CısıN
PoSTaCı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 14-08-2009, 11:03 AM   #112 (permalink)
PoSTaCı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
AileVadisi.NeT
Üyelik tarihi: Aug 2007
Bulunduğu yer: MisTanbUL
Konular :
Mesajlar: 32,032
Rep Puanı : 833
Rep Derecesi : PoSTaCı is a splendid one to beholdPoSTaCı is a splendid one to beholdPoSTaCı is a splendid one to beholdPoSTaCı is a splendid one to beholdPoSTaCı is a splendid one to beholdPoSTaCı is a splendid one to beholdPoSTaCı is a splendid one to behold
İletisim :
Standart FARENJİT: Nedenleri, belirtileri, tanısı ve tedavisi


http://www.ailevadisi.net
FARENJİT NEDİR? KAÇ TİP FARENJİT VARDIR?
Ağız ve burun boşluğunun arka tarafında farinks denilen boğaz kısmı bulunur. Ağzımızı açtığımızda karşıda görülen farinks kısmı iltihaplanırsa farenjit oluşur. Genellikle kışın, mikrop ve virüslerin boğaza yerleşmesi sonucu ortaya çıkan bulaşıcı bir boğaz enfeksiyonudur. Bronşit oluşumuna neden olabilir. Kimilerinde uzun süreden beri vardır ve çok fazla rahatsız edici şikayetler gözlenmez. Bu durumda hastalık kronikleşmiştir. Müzmin farenjit denilen durum ortaya çıkar. Hastalığın çok şiddetli olduğu ve yeni yeni görüldüğü durum ise akut farenjit adını alır.
NİÇİN FARENJİT OLURUZ?
Boğazın arka kısmı mikroplara, toza, ısıya karşı hassastır. Hem akut hem de müzmin farenjitin nedenleri genelde mikroplar veya virüsler olsa da oluşmalarında arada küçük farklar bulunur. Kronik farenjitte sigara ve alkol kullanımı, alerji, virüs ve bakteriler, geniz akıntısı, kuru hava gibi nedenler etkilidir. Bunların çoğu boğazı tahriş eden nedenlerdir. Bunlardan başka boğazı tahriş eden durumlar da vardır. Aşırı sıcak ya da soğuk yiyecekler, bademcik iltihabı, asitli içecekler de farenjite sebep olabilir. Bir de burun tıkandığında farenjitin olması iyice kolaylaşır.
Akut farenjitte ise sebep genelde virüs ya da bakteridir. Yine tahriş edici nedenler de farenjitin oluşmasında rol oynar. Mevsimler, farenjit oluşumunda etkendir. Kapalı ortamlarda görülme sıklığı fazladır. Havada bulunan maddeler, bazı soğuk algınlıkları farenjite yol açabilir.
BELİRTİLERİ NELERDİR?
  • Boğazda ağrı, yanma, kuruluk hissi, kaşınma,
  • Yutkunurken zorlanma ve bunun uyurken rahatsız etmesi,
  • Öksürük,
  • Ateş, ses kısılması,
  • Halsizlik, yorgunluk,
  • Burnun akması,
  • Baş ağrısı.
Yalnız kronik farenjitte genelde ateş olmaz. Hastanın halsizlik gibi bir sorunu yoktur. Hastaya boğazında bir şey varmış gibi gelir. Boğazı temizleyince geçeceği hissi vardır. Fakat boğazı temizlemek daha çok tahriş eder.
Doktor muayenesinde boğazda kızarıklık ve şişlik, burunda şişlik, geniz akıntısı, burun akması gibi bulgular vardır. Doktorun muayenesi ve hastanın söyledikleri sonucu farenjit teşhisi konur. Herhangi bir tetkike gerek yoktur. Bazen gerekirse farenjite neden olan rahatsızlığı bulmak için doktor tetkik isteyebilir. Sinüzitten şüpheleniliyorsa film çekimi gerekir.
KİMLER RİSK ALTINDA?
Bu durumda kişisel özellikler ön plana çıkıyor. Örneğin ağızdan nefes alma bu hastalığa yakalanma riskini arttırır. Alerji, burun kemiğinde eğrilik, doğuştan gelen bir takım özellikler hastalığa yakalanmayı kolaylaştırır. Bunların dışında stresli bir yaşam sürmek, düzensiz yaşamak, sigara kullanmak, uyku bozukluğu hastalığa yakalanma ihtimalini arttırır.
FARENJİT TEDAVİSİ
Antibiyotik kullanımı hastalığın tedavisinde önemlidir. Bu, virüsler üzerine etkili olmasa da bakterileri ortadan kaldırmak için gereklidir. Böylece hastalığın iyileşmesi hızlanır. Antibiyotik kullanımından başka ateş düşürücü, ağrı kesici, alerjisi olanlar için alerjiyi önleyici ve öksürük kesiciler kullanılabilir. Geniz akıntısı için ilaç verilebilir.
Kronik farenjit için tedavi uzun sürer. Hem doktorun hem de hastanın yapması gerekenler vardır. Tedavide niçin kronik farenjit olduğu araştırılır. Hastalık genelde tamamıyla ortadan kaldırılamaz. Pastil kullanımı ise faydasızdır.
FARENJİTTEN KORUNMA YOLLARI
Farenjitten korunmak için sigarayı bırakmak gerekir. Boğazı tahriş eden aşırı sıcak ve soğuk yiyeceklerden kaçınılmalıdır. Boğazı temizlemek de tahriş edici olduğu için yapmamak gerekir. Tozlu ve kirli ortamlardan, kapalı yerlerden uzak durmak gerekir. Elleri sık yıkamak ise enfeksiyonu önlemeye yardımcıdır. Eğer alerjiniz varsa buna neden olan şeylerden korunmalısınız. Mide asidinin boğaza kaçtığı reflü gibi bir sorununuz varsa çay, kahve, alkol, kola gibi içecekleri azaltmak ve fazla yemekten kaçınmak gerekir.
Düzgün bir yaşam, düzenli yapılan spor ve vitaminsiz kalmamak farenjitten korunmayı sağlayan durumlardır.






imza
~ Aslında biz ne yaptıysak kendimiz yaptık. Çünkü ufacık bir ilgiyi aşk, iki kelime edeni kendimize dost sandık".

"O bir mesaj atar sen 30 defa okursun"
- Niye mi ?
- çünkü sen Av CısıN
PoSTaCı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 14-08-2009, 11:09 AM   #113 (permalink)
PoSTaCı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
AileVadisi.NeT
Üyelik tarihi: Aug 2007
Bulunduğu yer: MisTanbUL
Konular :
Mesajlar: 32,032
Rep Puanı : 833
Rep Derecesi : PoSTaCı is a splendid one to beholdPoSTaCı is a splendid one to beholdPoSTaCı is a splendid one to beholdPoSTaCı is a splendid one to beholdPoSTaCı is a splendid one to beholdPoSTaCı is a splendid one to beholdPoSTaCı is a splendid one to behold
İletisim :
Standart KABAKULAK: nedeni, belirtileri, yol açtığı hastalıklar, tanısı, tedavisi ve korunma y


http://www.ailevadisi.net
KABAKULAK VE NEDENİ
Virüslerin, tükrük bezlerinde enfeksiyon yapması ve burada büyümeye neden olmasıyla ortaya çıkan bulaşıcı bir hastalıktır. Kulağın alt tarafında şişlik oluştuğu için kabakulak denir. Çocukluk çağında görülür, fakat bu hastalığı geçirmemiş kişilerde yetişkinlik döneminde de görülebilir.
Kabakulak, kış ve bahar aylarında daha çok görülür. Hasta kişilerin öksürmesi, hapşurması ya da başkalarını öpmesi sırasında bu virüsler damlacıklarla beraber havada uçuşur. Bu ortamda bulunan kişiler de nefes alırken, solunum yoluyla bu virüsü kaparlar. Böylece hastalık insandan insana bulaşmış olur.
Hastalığın belirtileri, virüs vücuda girdikten sonra yaklaşık 3. haftada ortaya çıkar. Bu hastalığa bir kere yakalandıktan sonra vücut buna karşı bağışıklık kazanır. Tekrarlaması söz konusu değildir.
KABAKULAĞIN BELİRTİLERİ
  • Çenenin arka alt tarafında şişlik oluşur. Önce bir tarafta olur sonra diğer tarafta da görülür.
  • Tükrük bezlerinde ağrı vardır. Boğazda da ağrı hissedilir.
  • Ağız açıp kaparken, bir şeyler çiğnerken ağrı olur.
  • Hafif ateş ve baş ağrısı ortaya çıkar.
  • Hasta halsiz ve yorgundur.
  • Yumurtalıklarda iltihaplanma olursa, hasta karın ağrısı çeker.
  • Baş, şişlik olan tarafa doğru biraz yatık durur.
  • İştah kaybı görülür.
  • Hastalık şiddetli olursa ve iltihap yayılırsa boyunda tutulma olabilir.
  • Bulantı ve kusma buna eşlik edebilir.
  • Çok nadir vakalarda hastalık belirti vermeyebilir.
KABAKULAK HANGİ RAHATSIZLIKLARA YOL AÇAR?
Kabakulağa neden olan mikrop, kana girdiğinde yayılır ve diğer organlara da ulaşır. Buralarda iltihaplanmaya neden olur. Beyin zarına geldiğinde menenjite yol açabilir. Bu durumda baş ağrısı şiddetlenir ve hasta kusmaya başlar. Ense sertliği görülür. Mutlaka doktora başvurulmalıdır.
Sadece beyin değil, başka yerlerde de iltihaba neden olur. Böbrekte, pankreasta, sinirlerde iltihap oluşabilir. Kadın ve erkekte yumurtalıkların iltihabı sonucu kısırlık gelişebilir. Hastalığın şiddetli seyrinde ve yayılmasından sonra sağırlık görülebilir. Kabakulak, gebeliğin erken döneminde ortaya çıkarsa düşük gelişebilir. Gözyaşındaki bezler şişerse, görmede bozukluklar ortaya çıkabilir. Fakat nadir rastlanan bir durumdur. Sakatlığa yol açabilir. Kişinin, günlük yaşamını aksatmasına neden olur. İş ya da okul hayatına ara vermek zorunda kalır.
NASIL TANI KONUR?
Tanı koymak zor değildir. Hastanın doktora verdiği bilgiler ve yapılan fizik muayene sonucu tanı konabilir. Kabakulak olan biriyle yakın temasta bulunma, tanı konmasına yardımcıdır. Tükrük bezlerinin şişmesi de aynı şekilde kabakulak olduğunu gösterir. Genelde gerek yoktur ama kan tahlili sonucu kandaki antikor seviyesine bakılır. Çok fazla artması kabakulak tanısı için önemli bir bulgudur.
KABAKULAK TEDAVİSİ
Kabakulak tedavisinde kullanılan özel bir yöntem yoktur. Tedavi evde uygulanır. Hastalık belirtiler görüldükten iki hafta sonra iyileşmeye başlar. Genelde kullanılan ilaçlar hastalığın belirtilerini ortadan kaldırmaya yöneliktir. Baş ağrısı için ağrı kesiciler, ateşi düşürmek için ateş düşürücüler kullanılır.
Hastanın yumuşak gıdalarla beslenmesi tavsiye edilir. Ağrının azalmasına yardım eder. Asitli gıdalardan kaçınmak gerekir. Çünkü tükrük salgısını arttırırlar. Bol miktarda su içilmelidir. C vitamini bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlar.
Hasta ayrı bir odada, diğer aile üyelerinden izole edilmelidir. Yaklaşık on gün süren bir yatak istirahati tavsiye edilir.
KABAKULAKTAN KORUNMA YOLLARI
Yapılan MMR aşısı ile bu hastalıktan korunabilirsiniz. Diğer aşılarla birlike uygulamanın bir zararı yoktur. Aşının zararı yoktur. Hayati tehlikeye neden olması çok düşük bir ihtimaldir. Çocuklarda, 1-1.5 yaş arasında ve 4-5 yaşlarında olmak üzere iki kere uygulanmalıdır. Yüzde 95 oranında koruma sağlar.
Hamilelerde uygulanması yasaktır. Hatta aşı olunduktan sonra ilk üç ay hamile kalınmaması gerekir. Kanser, aids gibi bağışıklık sistemini etkileyen hastalıkları olanlar bu aşıyı yaptırmadan önce doktoruyla görüşmelidir.
Aşı bulunmadan önce menenjitin en büyük sebeplerinden biriydi. Günümüzde bu aşının yapılmasıyla artık kabakulak silinmeye başlamıştır. Görülme sıklığı, geçmiş dönemlere göre çok azalmıştır.






imza
~ Aslında biz ne yaptıysak kendimiz yaptık. Çünkü ufacık bir ilgiyi aşk, iki kelime edeni kendimize dost sandık".

"O bir mesaj atar sen 30 defa okursun"
- Niye mi ?
- çünkü sen Av CısıN
PoSTaCı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 14-08-2009, 11:14 AM   #114 (permalink)
PoSTaCı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
AileVadisi.NeT
Üyelik tarihi: Aug 2007
Bulunduğu yer: MisTanbUL
Konular :
Mesajlar: 32,032
Rep Puanı : 833
Rep Derecesi : PoSTaCı is a splendid one to beholdPoSTaCı is a splendid one to beholdPoSTaCı is a splendid one to beholdPoSTaCı is a splendid one to beholdPoSTaCı is a splendid one to beholdPoSTaCı is a splendid one to beholdPoSTaCı is a splendid one to behold
İletisim :
Standart NEZLE: nedeni, belirtileri, tedavisi ve korunma yolları


http://www.ailevadisi.net
NEZLE
Burun, havanın vücuda giriş yeridir ve burada ısıtılır. Burada, havadaki tozlardan ve mikroplardan koruyan tüyler bulunur. Nezleye, çoğunlukla burna ve soluk borusuna yerleşen virüsler neden olmaktadır. Solunum yoluyla alınan virüsler burun mukozasına yerleşir. Kuluçka süresi ortalama 3 gündür. Buruna yerleşen virüs, buranın tıkanmasına neden olur. Vücut bu virüsleri atmak için tepkiler verir. Bu tepkiler hapşırma, burun akıntısıdır. Zaman zaman ateş yüksekliği de görülür. Acil tedavi gerektiren bir hastalık değildir. Hafif seyreder. Yaklaşık bir hafta sonra kendiliğinden geçmeye başlar.
Griple sık karıştırılan bir enfeksiyondur. Grip, bakterilerin neden olduğu, yüksek ateşle seyreden daha ciddi bir hastalıktır. Titreme ve kas ağrısı belirgindir. Nezle, sık görülen bir soğuk algınlığıdır ve bulaşıcıdır. Ani sıcaklık değişiklikleri, mevsimler, ortaya çıkışında önemli faktörlerdir. En çok sonbaharda ortaya çıkar. Çocuklar, nezleye daha fazla yakalansa da yetişkinlerde de sık görülür. Sadece çocuklar hastalığa karşı biraz daha hassastır. Bir çocuk yılda 4-5 kez nezle olabilir. Bir yetişkin ise yılda 2-3 kez nezleye yakalanabilir.
NEZLENİN BELİRTİLERİ
Nezlenin belirtileri bebeklerde şu şekildedir:
Yemek yemek istemez, beslenirken güçlük çeker. Nefes alıp vermesinin hızlı ve zor olduğu gözlenir. Ateş hafif yüksek oalbilir ama fazla yüksek değildir. Bu yüzden ateşin yüksek olmaması sizi yanıltmamalıdır. Daha kötü durumlarda bebeğin ağzı kurur. Güçsüzleşmeye başlar.
Yetişkinlerde ise genelde hapşurma görülür. Burun tıkanmıştır ve akıntı vardır. Kusma görülebilir ve boğazda kaşınma vardır. Ateş, ilk günler yüksektir ama daha sonra düşer. İştah kaybı, ishal görülebilir. Hastanın genel sağlık durumunda bir bozukluk yoktur.
Nezle 10 gün içinde geçmezse balgamlı öksürük, kulak ağrısı, yüksek ateş, işitme problemi gelişebilir. Bu durumda bronşit, zatürre gibi diğer enfeksiyonlar ortaya çıkmış olabilir. Nezlenin en ağır dönemi bir-iki gün sürer.
NEZLE TEDAVİSİ NASILDIR?
Nezleyi kendi başınıza da tedavi edebilirsiniz. Çok ciddi seyreden bir hastalık değildir. Yalnız ilaç almanız gerektiğinde doktorunuza başvurmanızda fayda vardır. Alınacak önlemler ve tedavi şekli griple aynıdır. Nezlenin aşısı yoktur.
Öncelikle nezleli kişilerin bol sulu besinlerle beslenmesi gerekir. Ateş düşürmek için soğuk bantlar uygulanabilir. Bol miktarda C vitamini almak vücut direncini arttırır. Hastalık boyunca başka kişilerden uzak durmak hastalığın onlara bulaşmasını engeller. Bu konuda hassas davranmakta fayda vardır. Yatak tedavisine gerek yoktur. Ağrı kesici ve ateş düşürücü ilaçlar kullanılabilir. Burun tıkanıklığı için burun açıcı spreyler faydalıdır.
Bebekler için yapılacak başka şeyler vardır. Öncelikle emzirme dönemindeki bebeklerde emzirme sıklığı arttırılabilir. Hastalığın tedavisine yardımcı olur. Burnu temizlemek, bebeğin rahat nefes almasını sağlayacaktır. Banyo, burun tıkanıklığının azalmasını ve mukozanın nemli kalmasını sağlayacağından faydalıdır. Nezlede ilk 2 gün ateş yüksek olduğundan bebeği kalın giydirmemek gerekir. Ateşin çok yüksek olduğu durumlarda ateş düşürücü kullanılabilir. Yalnız ateş düşürücü kullanmak için bebeğinizin 4 aydan küçük olmaması gerekir. Böyle bir durumda doktora başvurmak en iyisidir.
NEZLEDEN KORUNMAK İÇİN ALINACAK ÖNLEMLER NELERDİR?
  • Her gün meyve ve sebze ağırlıklı beslenmeye özen gösterin.
  • Alkol kullanmamaya dikkat edin.
  • Şartlarınız doğrultusunda sağlıklı yaşamaya mümkün olduğu kadar dikkat edin.
  • Düzenli bir egzersiz yapabilirsiniz. Yürüyüş de bunda dahildir. Her gün bir saat yürümek bir çok rahatsızlığın önüne geçer.
  • Sigara içen kişiler soğuk algınlıklarına, boğaz ağrılarına, enfeksiyonlara, öksürüğe, sigara içmeyen kişilere göre daha yatkındır. Mutlaka sigarayı bırakmanız gereklidir.
  • Ellerinizi sık sık yıkamaya özen gösterin. Nezleye neden olan mikroplar, dokunduğunuz her yerden bulaşabilir. Ayrıca ellerinizi, gözünüze, ağzınıza, burnunuza sürmekten kaçının.
  • Kalabalık ortamlarda fazla bulunmak, hastalığa neden olan mikropların solunum yoluyla vücuda girmesinden dolayı, sizin için tehlikelidir. Eğer siz hastaysanız, toplumun diğer bireylerinin sağlığı için bu yerlerden uzak durmalı, mümkünse işe gitmemelisiniz.
  • Başkalarının mendillerini kullanmayınız.
NE ZAMAN DOKTORA BAŞVURMAK GEREKİR?
  • Nefes almada zorlanıyorsanız,
  • Ateşiniz çok yüksekse,
  • Balgamlı öksürüğünüz varsa,
  • 10 gündür nezle hala sürüyorsa vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır.






imza
~ Aslında biz ne yaptıysak kendimiz yaptık. Çünkü ufacık bir ilgiyi aşk, iki kelime edeni kendimize dost sandık".

"O bir mesaj atar sen 30 defa okursun"
- Niye mi ?
- çünkü sen Av CısıN
PoSTaCı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 14-08-2009, 11:14 AM   #115 (permalink)
PoSTaCı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
AileVadisi.NeT
Üyelik tarihi: Aug 2007
Bulunduğu yer: MisTanbUL
Konular :
Mesajlar: 32,032
Rep Puanı : 833
Rep Derecesi : PoSTaCı is a splendid one to beholdPoSTaCı is a splendid one to beholdPoSTaCı is a splendid one to beholdPoSTaCı is a splendid one to beholdPoSTaCı is a splendid one to beholdPoSTaCı is a splendid one to beholdPoSTaCı is a splendid one to behold
İletisim :
Standart ORTA KULAK İLTİHABI: belirtileri, nedenleri, tanısı, tedavisi ve korunma


http://www.ailevadisi.net
ORTA KULAK İLTİHABI (OTİTİS MEDİA)
Orta kulak, kulak zarından sonra gelen kısımdır. İçinde sesin iletimini sağlayan çekiç, örs, üzengi kemikleri bulunur. Bu bölümde, geniz boşluğuna açılan bir kanal bulunur. Bu kanala östaki borusu denir. Bu boru, orta kulağa hava geçişini sağlar ve böylece hava basıncı dengelenir.
Çocuklarda çok sık karşılaşılan bir hastalık olan orta kulak iltihabına bakteriler neden olur. Akut ve kronik orta kulak iltihabı olmak üzere ikiye ayrılır. Akut iltihap; soğuk algınlığı, boğaz enfeksiyonu gibi rahatsızlıklardan sonra, östaki borusunun şişip kapanması sonucu bakterilerin orta kulakta birikip çoğalmasıyla meydana gelir. Kronik iltihap ise; uzun süren ve zaman zaman tekrarlayan bir rahatsızlıktır. Altı ayda 3 defadan fazla orta kulak iltihabı geçirilmesi hastalığın kronikleştiğini göstermektedir. Diğer hastalıkların (sinüzit, geniz eti, yarık damak gibi) olduğunu düşündüren bir durumdur. Seröz orta kulak iltihabında ise östaki borusu tıkanır ve orta kulakta sıvı toplanır. Basınç artışına neden olur.
Çocuklarda sıklıkla görülmesi östaki borusunun yatay bir şekilde ve kısa olmasından kaynaklanmaktadır. Bu yüzden bakterilerin orta kulağa geçişi kolaylaşır. Çocukların büyük bölümü 5 yaşına kadar bu enfeksiyona bir kaç defa yakalanmaktadır.
ORTA KULAK İLTİHABININ BELİRTİLERİ
Orta kulak iltihabında, çocuklarda daha belirgin olmak üzere, ağrı vardır. Diğer belirtileri işitme kaybı ve ateş yükselmesidir. Basınç artışı olduğundan, kulakta dolgunluk hissi uyanır. Ayrıca bebklerde huzursuz olma, beslenme zorluğu gibi problemler ortaya çıkar.
Ağrı hissi, eğilirken ya da otururken değişir. Eğildikçe basınç artışına bağlı olarak ağrı da artar. Dik otururken bu ağrı azalır. Basınç artışı sonucu kulak zarı delinirse, basınç dengelendiğindne ağrı azalır. Bu durumda kanlı ya da yeşilimsi renkte akıntı meydana gelir.
NASIL TANI KONUR?
Yapılan ilk muayene sonrası tanı konabilir. Otoskop adı verilen bir aletle kulak zarı incelenir. Orta kulak iltihabının tipine göre değişen belirtiler görülür. Bakteri sonucu oluşmuş iltihap varsa kulak zarı kızarmıştır ve şişmiştir. Kulak zarı bazı vakalarda deliktir ve akıntı görülebilir. Gerekirse bu akıntının kültürü yapılır. Bakterinin neden olmadığı, östaki borusunun tıkanması sonucu oluşan iltihapta, zar içe doğru çökmüş bir haldedir.
Kronik orta kulak iltihaplarında tanı koymak için bazı tetkikler gerekebilir. Bunun için işitme testleri yapılır ve işitme kaybının derecesi belirlenir. Orta kulaktaki basınç arttığı durumlarda, (seröz orta kulak iltihabı denir) basınç ölçümü yapılır. Bilgisayarlı tomografi, film çekimi hastalığın şiddetini ve ameliyat durumunu belirlemek için kullanılır.
ORTA KULAK İLTİHABI TEDAVİSİ
Tedavinin şekli orta kulaktaki iltihabın akut, kronik ya da seröz olmasına göre değişmektedir.
Akut iltihabın tedavisinde ağrı kesici ve bakterileri yok edecek penisilin türü antibiyotikler kullanılır. Bu tedavi süresi 2 hafta kadardır. Kulak zarı akut iltihapta çizilmez. Çok nadir durumlarda yapılır. Akut iltihap, yeterli tedavi yapıldığında, herhangi bir soruna yol açmaz.
Seröz iltihapta da ilaç tedavisi kullanılır. Eğer bu tedaviye yanıt alınamazsa, basıncı azaltmak için yapılacak küçük bir ameliyatla, orta kulaktaki sıvı dışarı çıkarılır. Alerjinin yol açtığı iltihap varsa, doktorunuz bazı besinleri almamanızı önerebilir. Mutlaka tedavi edilmelidir. Çünkü işitme kaybına ya da orta kulaktaki keimlerde erimeye neden olabilir.
Kronik orta kulak iltihabının tedavisinde ilaç kullanımının yanında ameliyat gerekir. İltihap diğer dokulara yayılabilir ve kulak kemiklerini eritebilir. İşitme kaybına yol açabilir. Yayılma sonucu beyinde abse ya da beyin zarlarının iltihabı sonucu menenjit oluşabilir.
Orta kulak iltihabı ameliyatlarında kulak zarı çizilir ya da tüp takılır. Kulak zarının delinmesiyle içerideki sıvı boşaltılır. Bazı durumlarda sıvının çok yapışkan olmasından dolayı, sıvı boşaltılamaz ve bu durumda kulak zarında delinen yere tüp takılır. Bu tüple orta kulağa hava geçmesi sağlanır. Kronik orta kulak iltihapları için yapılan ameliyatlar genel anestezi altında kulak arkasından kesik açılarak yapılır. Sıvı boşaltılır ve kulak zarındaki delik kapatılır.
Ameliyat yapılmazsa işitme kaybı artar ve günlük yaşamaı zorlaştırır. Akıntının fazla olmadığı, işitme kaybının çok azolduğu bazı vakalarda hemen ameliyata gerek yoktur. Fakat tersi bir durumda mutlaka ameliyat gereklidir.
Şunu unutmamak gerekir ki, ameliyatın yapılması hastalığın tekrarlamayacağı anlamına gelmez. Hatta iltihap devam edebilir.
ORTA KULAK İLTİHABINDAN KORUNMAK İÇİN
Bebeklerin anne sütüyle beslendiği andaki pozisyonu, biberonla beslenmeye göre hastalığı önlemede daha etkindir. Yapılan araştımalarda oturarak beslenen bebeklerin, orta kulak iltihabına daha az yakalandığı görülmüştür. Ayrıca anne sütündeki maddeler, bağışıklık sağlar ve hastalığa yakalanma riskini azaltır.
Ayrıca bebeğin temizlik koşullarına dikkat edilmelidir. Bulunduğu ortamın hijyenik olmasıan özen gösterilmelidir. Kulak ağrısı çeken çocukların doktora götürülmesi hastalığın ilerlemeden tedavisi için gereklidir. Kulak yolunun tahrip edilmesi, kulak çöpünün yanlış kulanılması, diş çıkarmak kulak ağrısına neden olabilir.
Soğuk algınlığını önlemek için yapılan aşılar bakterielrin de üremesini engeller ve hastalığa yakalanma ihtimalini azaltır.
Yapılacak düzenli kontrollerle, tedavinin nasıl devam edeceğine karar verilir. Kulaktaki sıvının boşalıp boşalmadığına bakılır. Kulağa sık sık su kaçmasını önlemek, üst solunum yolu enfeksiyonlarından korunmak orta kulak iltihabından korunmak veya şiddetlenmesini önlemek için gereklidir






imza
~ Aslında biz ne yaptıysak kendimiz yaptık. Çünkü ufacık bir ilgiyi aşk, iki kelime edeni kendimize dost sandık".

"O bir mesaj atar sen 30 defa okursun"
- Niye mi ?
- çünkü sen Av CısıN
PoSTaCı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 14-08-2009, 11:16 AM   #116 (permalink)
PoSTaCı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
AileVadisi.NeT
Üyelik tarihi: Aug 2007
Bulunduğu yer: MisTanbUL
Konular :
Mesajlar: 32,032
Rep Puanı : 833
Rep Derecesi : PoSTaCı is a splendid one to beholdPoSTaCı is a splendid one to beholdPoSTaCı is a splendid one to beholdPoSTaCı is a splendid one to beholdPoSTaCı is a splendid one to beholdPoSTaCı is a splendid one to beholdPoSTaCı is a splendid one to behold
İletisim :
Standart PROSTAT İLTİHABI (PROSTATİT): Nedenleri, belirtileri, tanısı ve tedavisi


http://www.ailevadisi.net
PROSTAT İLTİHABI (PROSTATİT)
Prostat bezinde sperm kanalları bulunur. Bunlar çok uzun kanallardır. Başta E. coli adını verdiğimiz bakteri türü ve diğer bakteriler bu kanallara yerleşerek burada enfeksiyona neden olurlar. Vücut da bu duruma iltihap oluşturarak yanıt verir. Bir de idrar yolunda oluşan iltihap prostat bezine bulaşırsa prostat iltihabı oluşur. Bu hastalığın oluşması için mutlaka bakteri olması gerekmez. Bazı prostat türlerinde bakteri olmadan da prostat iltihabı oluşmaktadır. Prostat iltihabı cinsel yolla bulaşan hastalıklardan biri değildir. Çünkü prostatit bulaşıcı değildir. Ergenlik çağından sonra her yaşta ortaya çıkabilen bir durumdur. Mutlaka tedavi edilmesi gereken bir durumdur. Sinir hastalıklarına yol açabilir.
PROSTAT İLTİHABININ ÇEŞİTLERİ VE NEDENLERİ
1. Akut prostatit: Ani gelişir ve şiddetlidir.
2. Kronik prostatit: Sinsi seyreden bir durumdur ve daha az şiddetlidir.
Prostat bezinin iltihabına sıklıkla bakteriler neden olur. Bir çok mikrop prostat iltihabının oluşmasında etken rol oynar. İdrar yolunda yapılan bazı tıbbi müdahaleler sonucunda da oluşabilir. Prostat bezinin bir diğer nedeni ise kalın barsakta oluşan iltihaplar, makat bölgesindeki yaralar ve hatta bademcik iltihabıdır fakat bu çok zayıf bir olasılıktır. Kan dolaşımı sonucunda ortaya çıkan bir durumdur.
PROSTATIN BELİRTİLERİ VE HASTANIN ŞİKAYETLERİ
Akut ve kronik prostat iltihabındaki belirtiler birbirinden çok farklı olmasa da tedavileri ve bazı belirtileri farklı olduğundan bunları tek tek incelemekte fayda var.
1. Akut prostat iltihabı: Kronik prostat iltihabına göre çok daha az görülür. Şikayetler aniden ortaya çıkar ve belirtiler şiddetli bir şekilde seyreder. Hasta çok ağrı çeker ve gergin bir haldedir. İdrarını yaparken yanma hisseder ve idrarının tamamını yapmada güçlük çeker (yetersiz idrar kesesi boşaltımı). Vücutta mikrop fazladır. Ateş yükselmiştir ve titreme de görülür.
2. Kronik prostat iltihabı: Daha sık görülen bir durumdur. Sinsi seyreden bir hastalıktır, yavaş yavaş gelişir ve şiddeti akut prostatite göre daha azdır. Sık idrara çıkma isteği vardır. Yine idrarda yanma ve idrarı yaparken zorlanma görülür. Ateş fazla yükselmez. Cinsel isteksizlik görülür. Boşalma sırasında ağrı hissedilir. Bağırsaklarda gerilme hissi vardır. Bunların dışında yine makat bölgesinde, erkeklik hormonu olan testesteronun salgılandığı yer testislerde ağrı duyulur.
Bu prostat iltihaplarının yanında bakterilerin neden olmadığı iltihaplar da vardır. Bu durumda da idrar yaparken ve boşalırken ağrı, sık idrara çıkma peniste, testiste, idrar kesesinde ağrı vardır. Ayrıca bu belirtilerin sadece prostat iltihabında görülmediği bilinmelidir. Prostat bezinin etrafındaki kas ve sinirlerde sorun olduğunda da aynı belirtiler görülebilir.
PROSTAT İLTİHABI TEDAVİSİ NASILDIR?
Kronik prostat iltihabı tedavisinde genelde antibiyotik kullanılır. Ortalama 5 hafta boyunca bu antibiyotik tedavisi uygulanır. Hastalık tekrarlar ya da tedaviden sonuç çıkmazsa bu tedavi süresi uzatılabilir. Bunun yanında şişliği ortadan kaldırmak için ilaçlar verilir. Daha sonraları ise idrarın rahat yapılmasını sağlayacak ilaç tedavisi uygulanabilir. Çok nadir durumlarda ise ameliyat uygulanır. Tedavisi zor bir rahatsızlıktır. Antibiyotikler o bölgeye yeterince etki etmeyebilir.
Akut prostat iltihabı tedavisinde yoğun antibiyotik tedavisi uygulanır. Ölümcül olabilen bir durum olduğundan yoğun bir bakım gerekir. En az iki hafta süreyle uygulanır. İdrar yaparken zorlanan kişilere sonda takılabilir. Damar içi ilaç tedavisi de yapılabilir.
Hastanın hayatını olumsuz etkileyen bir durum olduğundan tedavi mutlaka yapılmalıdır. Çünkü çaresi olan bir hastalıktır. Tedavi sonucunda çok büyük aşamalar kaydedilir. En azından kontrol altında tutulur.
Hastaların şu durumları bilmesinde fayda vardır:
  • Cinsel ilişkiyi bırakmak gerekmez. Hasta ilişkine devam edebilir,
  • Hayatını prostat iltihabı olmadan önceki gibi devam ettirebilir,
  • Prostat kanseri oluşumuna neden olmaz,
  • Tanısı zor konulan bir hastalık olduğundan tanıyı doğru koymak önemlidir,
  • İlaçları belirtiler geçti diye bırakmamak gerekir.






imza
~ Aslında biz ne yaptıysak kendimiz yaptık. Çünkü ufacık bir ilgiyi aşk, iki kelime edeni kendimize dost sandık".

"O bir mesaj atar sen 30 defa okursun"
- Niye mi ?
- çünkü sen Av CısıN
PoSTaCı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 14-08-2009, 11:24 AM   #117 (permalink)
PoSTaCı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
AileVadisi.NeT
Üyelik tarihi: Aug 2007
Bulunduğu yer: MisTanbUL
Konular :
Mesajlar: 32,032
Rep Puanı : 833
Rep Derecesi : PoSTaCı is a splendid one to beholdPoSTaCı is a splendid one to beholdPoSTaCı is a splendid one to beholdPoSTaCı is a splendid one to beholdPoSTaCı is a splendid one to beholdPoSTaCı is a splendid one to beholdPoSTaCı is a splendid one to behold
İletisim :
Standart ZATÜRRE: hastanın görünümü, bulaşma yolları, belirtileri, tanısı, tedavisi ve aşısı


http://www.ailevadisi.net
ZATÜRRE
Zatürre, bakterilerin yol açtığı, yüksek ateş, öksürük ve koyu balgamla kendini belli eden bir hastalıktır. Bu bakterilerin neden olduğu her 100 zatürreden 5'i ölümle sonuçlanır. Ayrıca bu bakterilerin kanda görülmesi ve bütün vücuda yayılması ciddi rahatsızlıklara yol açar. Bunların başında menenjit gelir. Belirtileri aniden ortaya çıkabileceği gibi, kronik ve uzun süreli bir seyir de gösterebilir. Küçük çocuklarda ve yaşlılarda şiddetli seyreder ve ölüme yol açabilir.
A.B.D'de yaklaşık 200 bin kişi pnömokokların neden olduğu zatürreye yakalanmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre dünyada her sene 100 kişiden 1-2'si zatürre olmaktadır. Türkiye'de Sağlık Bakanlığı'nın verilerine göre her yıl yaklaşık 90 bin zatürre vakası görülmektedir. Bu hastalardan 2-3 bini hayatını kaybetmektedir. Zatürre mikrobunun antibiyotiklere karşı direnç kazanması da bu hastalığın ciddiyetini arttırmaktadır.
ZATÜRRE HASTASININ GÖRÜNÜMÜ NASILDIR?
Zatürre hastasının ateşi 39-40 dereceye kadar yükselmiştir. Bu ateş, şiddetli bir titremeden sonra yükselebilir. Hastanın rengi solmuştur ve sık sık hırıltılı bir şekilde öksürür. Hastada yorgunluk, halsizlik vardır ve vücut direnci zayıf düşmüştür. Endişeli bir ruh hali görülür. Ayrıca hastanın dudakları morumsu bir renktedir ve dili kurumuştur.
Yaşlılarda zatürreyle birlikte vücut ısısı düşebilir. Sonuçta şok denen durum ortaya çıkar. Öksürük ve ateş yükselmesi olmayabilir.
ZATÜRRENİN BELİRTİLERİ NELERDİR?
Zatürreli hastalarda 40 dereceye varan ateş, koyu balgam çıkarma, titreme, öksürük ve yorgunluk görüldüğünü belirtmiştik. Bunların dışında da düzeltilmesi gereken, dikkat çekici bazı bulgular vardır. Göğüs ağrısı artar ve sırta, kürek kemiğine doğru yayılır. Bunların dışında şu be ağrısı çok sık karşılaşılan bir bulgudur. Nefes alıp verirken ve öksürürken lirtileri sıralayabiliriz:
  • Şiddetli baş ağrısı ile baş dönmesi
  • Hızlı solunum, endişelenme ve bayılacağını hissetme
  • Boğazda, kaslarda ağrı olması
  • Nefes alıp verirken sırtta batma tarzında bir ağrı
  • Dudakların morarması ve dudaklarda uçuk tarzı yaralar meydana gelmesi
  • Dalgın ve yorgun bir halde olma, söylenenleri algılamada zorluk çekme
  • Çok fazla su içme isteği ve idrar miktarının azalması
  • Çok şiddetli ve ilerlemiş vakalarda koma hali görülür.
Bu belirtilerin hepsinin birarada olması gerekmez. Bunlardan bir kaçının olması, zatürre olma ihtimalini gösterir. Vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır.
ZATÜRRE NASIL BULAŞIR?
Zatürreye neden olan bakteriler, yakın temas sonucu, solunumla beraber vücuda alınır. Üst solunum yollarında, burun ve ağzın birleştiği yerde yerleşip çoğalırlar. Burada gruplar halinde yer alırlar. Kalabalık yerler, kapalı alanlar, insanların toplu halde yaşadığı okullar, askeriye ve yurtlar zatürrenin bulaşma ihtimalinin fazla olduğu yerlerdir. Salgın şeklinde ortaya çıkabilir fakat soğuk algınlığı kadar bulaşıcı değildir. Bulaşması için en uygun ortam bir arada yaşayan ailedir. Özellikle küçük çocuklar arasında yaygındır.
ZATÜRRE TANISI VE TEDAVİSİ
Hastanın şikayetleri ve yapılacak fiziki muayene sonrası büyük ölçüde tanı konur. Doktor, akciğerleri dinlediğinde, solunumun anormal olduğunu anlar. Solunum sırasındaki ses değişmiştir. Bunun dışında akciğerin filminin çekilmesi tanı için önemlidir. Ayrıca, yapılacak kan sayımı, kanda bakterinin araştırılması, bazı testler kesin tanı konmasını sağlar.
Zatürrenin tedavisi hastalığın şiddetine göre değişmektedir. Hastalığın hafif seyrettiği hastalarda antibiyotik kullanımı ve balgam yumuşatıcılarla hem hastalık tedavi edilir, hem de hasta rahatlar. İlaçlar, enjeksiyon yoluyla ya da ağızdan verilerek uygulanır. 2-3 gün sonra yapılacak kontrollerle hastalığın seyri hakkında bilgi elde edilir.
Hastalığın ağır seyrettiği durumlarda, kişinin hastaneye yatırılması gerekir. Yaklaşık 10 gün süren bir tedavi uygulanır. Hastanın durumuna göre bu tedavinin süresi uzatılır ya da kısaltılır. Gerekirse oksijen desteği ile hastanın solunumu kolaylaştırılır. Damardan antibiyotik ya da sıvı verilir.
ZATÜRRE AŞISI
Zatüre hastalığı ölüme yol açan tehlike bir hastalık olduğundan bu hastalığın tedavisi kadar zatürreden korunmak da çok önemlidir. Yapılan aşıyla hastalığa, neden olan mikroplara karşı bağışıklık kazanılır. Bu bağışıklı yıllar sürebilir. 5-6 yıl sonra aşının tekrarlanmasında fayda vardır. Bebek doğduktan iki ay sonra uygulanabilir.
Özellikle risk grubundaki kalp hastaları, alkol ve sigara kullananlar, şeker hastaları, bazı kalp hastalıkları olanlar, 60 yaşın üzerindeki kişiler için uygulanmalıdır. Bağışıklık sistemi zayıf olan hastalarda da mutlaka uygulanmalıdır. Bu kişilerin hastalığa yakalanması kolaydır. Özellikle HIV virüsünü taşıyanlar ve AİDS'li kişilerin aşı olması gerekir.
Yukarıda belirttiğimiz risk faktörlerine sahip olan kişilerin aşı olması, hastalığa yakalanma ihtimalini oldukça azaltır. Aşıdan başka, bu risk faktörlerinin de ortadan kaldırılması koruyucu bir tedbir olarak düşünülebilir.






imza
~ Aslında biz ne yaptıysak kendimiz yaptık. Çünkü ufacık bir ilgiyi aşk, iki kelime edeni kendimize dost sandık".

"O bir mesaj atar sen 30 defa okursun"
- Niye mi ?
- çünkü sen Av CısıN
PoSTaCı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 16-09-2009, 11:14 AM   #118 (permalink)
BeRLiNDeN
Guest
Avatar Yok
AileVadisi.NeT
Konular :
Mesajlar: n/a
İletisim :
Standart


http://www.ailevadisi.net
Bir Grip Salgını Şiddetinin Değerlendirilmesi

Bir grip salgının şiddetinin en önemli belirleyici özelliği, salgının yol açtığı hastalık ve ölüm sayısıyla ifade edilen, virüsün doğasında bulunan hastalık yapma gücüdür. Bir grip salgının kapsamını ve şiddetini etkileyen başka faktörler de vardır.
Başlangıçta, sağlıklı kişilerde hafif belirtilere neden olan bir pandemik virüs, bugün büyük ölçüde yakın temas halinde olan ve sürekli hareket halindeki günümüz toplumlarında öldürücü olabilir. Ayrıca, bir ülkede daha hafif atlatılırken, bir başka ülkede daha fazla hastalığa ve ölüme neden olabilir. Bunlara ilaveten, ulusal ve uluslararası düzeyde yayılmış olan virüsün doğal hastalık yapma gücü, bir sonraki dalgaya kadar, zaman içinde de değişikliğe uğrama potansiyeline sahiptir.

VİRÜSÜN ÖZELLİKLERİ

Bir grip salgını ya tamamen yeni ya da son dönemde yaygın olarak rastlanmayan bir virüsten kaynaklanır. Bu durum enfeksiyona karşı tüm dünyada bir duyarlılık olmasına neden olur. Bir Pandemi sırasında her ne kadar herkes hastalanmasa da, tüm insanlar enfeksiyona karşı duyarlı durumdadır.

Kısa bir zaman içinde büyük sayıda insanın hasta olması, geçici olarak sağlık hizmetleri üzerinde yaratacağı aşırı yük sonucunda, pandemilerin sosyal ve ekonomik olarak yıkıcı olmasının nedenini oluşturur.

Virüsün bulaşıcılığı, hastalığa yakalanan kişilerin sayısını ve belirli bir zamanda ve bölgede ihtiyaç duyulan bakım hizmetlerini artırarak pandeminin şiddetini etkiler. Bunun olumlu tarafı ise dünyanın tamamının yada bir ülkenin tüm bölgelerinin aynı zamanda etkilenmemesidir.

Virüsün bulaşıcılığı ülke içinde uluslar arası düzeyde yayılma hızını etkiler. Bu durum ise hükümetlerin gerekli sağlık hizmetlerini sunma ve salgınla baş edebilme kapasitesini sarsarak salgının şiddetini etkileyebilir.

Pandemi genellikle belirli yaş gruplarını daha olumsuz etkileyebilir. Ağır vakalar ve ölümlerin daha çok genç ve toplumun ekonomik açıdan üretken yaş grubunda olması, mevsimsel gripte görüldüğü gibi çok genç ve çok yaşlı grubun en ağır şekilde etkilenmesine göre ülke ekonomisi için daha yıkıcı ve ağır olur.

TOPLUMUN HASSASİYETİ

Toplumun hastalığa karşı genel olarak hassasiyeti önemli bir rol oynayabilir. Örneğin, kalp hastalığı, hipertansiyon, astım, diyabet, kronik hastalıkları olanlar salgından daha ağır hatta ölümcül şekilde etkilenebilirler. Bu koşulların yaygınlığı, beslenme durumu gibi diğer faktörler ile de birleşmesi durumunda salgının şiddetini belirgin şekilde artırabilir.

SONRAKİ SALGIN DALGALARI

Pandeminin genel şiddeti, tüm dünyayı etkisi altına alabilecek en az iki, bazen üç kez tekrarlanabilecek dalgalara bağlıdır. Birçok nedenden dolayı sonraki dalgaların şiddeti birçok ülkede belirgin şekilde farklık gösterebilir.

Grip virüslerin diğerlerinden farklı bir özelliği, virüsün sekiz gen parçasında, özellikle de hemaglutinin geninde sık sık ve öngörülemeyen mutasyonların ortaya çıkmasıdır. Salgın sırasında, doğasında daha öldürücü özellikler barındıran bir virüsün ortaya çıkma olasılığı göz ardı edilemez.

Virüsün farklı yayılma özellikleri sonraki dalgaların şiddetini etkileyebilir. Örneğin, ilk dalgada daha çok okul çocukları etkilenmişse, daha yaşlılar ikinci dalganın darbesini daha şiddetli yerler ve daha hassas oldukları için daha yüksek oranda ölümler görülebilir.

Geçen yüzyılda, 1918 salgını hafif başladı ama altı ay içinde geri dönerek çok daha ölümcül oldu. 1957 yılındaki salgın da hafif başladı ama sonra, 1918’deki kadar ağır olmasa da daha şiddetli bir şekilde tekrar görüldü. 1968 salgını ise, ilk dalga sonrasında görülen nadir vakalarla göreceli olarak hafif başladı ve hepsi olmasa da çoğu ülkede ikinci dalgada da hafif seyretti.

KAPASİTESİ

ağlık hizmetlerinin kalitesi de bir salgının şiddetini ve etkisini belirler. Bir virüs sağlık sistemi güçlü bir ülkede sadece hafif vakalara neden olurken, aynı virüs sağlık sistemleri zayıf, antibiyotik gibi ilaç kaynaklarının kısıtlı, hastanelerin kalabalık, sağlık personeli ve tıbbi ekipman yönünden yetersiz olduğu ülkelerde daha öldürücü bir etkiye sahiptir.

MEVCUT DURUMUN DEĞERLENDİRMESİ

Bugüne kadar spesifik olarak H1N1 virüsü ile ve genel olarak dünya nüfusunun virüse karşı duyarlılığı hakkında, sadece birkaç ülkede sınırlı verilere dayalı olarak şu gözlemler yapılmıştır.

Şu andaki salgına neden olan H1N1 virüsü daha önce insan veya hayvanlarda görülmemiş yeni bir virus türüdür. Her ne kadar kesin sonuçlara şu an için erken olsa da, bilim adamları, virüse karşı bağışıklığın düşük olduğunu ya da hiç olmadığını yada sadece yaşlı nüfusla sınırlı olduğunu düşünüyorlar.

H1N1 virüsünün mevsimsel gribe göre daha bulaşıcı olduğu görülmektedir. Mevsimsel griplerin ikincil atak hızı (toplumda hasta etme oranı) % arasında değişiyor. H1N1 virüsünün ikinci atak hızının ise %22 ile %33 aralığında seyredeceği tahmin ediliyor.
Meksika’daki salgın dışında, H1N1 virüsünün sağlıklı kişilerde çok hafif seyretme eğilimi vardır. Meksika dışında, hemen hemen bütün vaka ve ölümlerin kronik rahatsızlığı olan kişilerde olduğu görülmektedir.

Bugüne kadar Meksika ve ABD’de görülen en büyük ve en iyi kayıt altına alınmış iki salgında, mevsimsel influenza salgınlarında görülenden daha genç bir yaş grubu etkilenmiştir. Yeni doğandan yetişkine kadar bütün yaş gruplarında teyit edilmiş vakalar bulunmasına karşın, ağır yada ölümcül seyreden hastaların yaşlarının küçük olması, bu geçmiş salgınların çarpıcı bir özelliğidir.

Toplumun duyarlılığı değerlendirildiğinde H1N1 virüsünün eğilimi altta yatan bir hastalığı olanlarda daha ağır ve ölümcül enfeksiyona neden olma yönündedir.

Çeşitli nedenlere bağlı olarak geçen yüzılın son pandemisinin yaşandığı 1968’den sonra kronik hastalıkların sıklığında belirgin şekilde bir yükselme olmuştur. Bu hastalıkların dağılımı, gelişmiş ülkelerin ilgisiyle birlikte, benzer şekilde değşmiştir. Günümüzde Dünya Sağlık örgütü kronik hastalık yükünün %85’inin düşük ve orta gelirli ülkelerde olduğunu tahmin etmektedir. Bu ülkelerde kronik hastalıklar, gelişmiş ülkelerde görüldüğünden daha erken yaşlarda başlamaktadır.

Bazı bilim adamları, salgınların bu erken dönemlerinde, virüs daha yaygın hale gelmeden H1N1’in neden olduğu hastalığa ait klinik özelliklerin tam olarak belirgin olmayacağını iddia etmektedirler. Bu durum, halen Meksika’nın dışında aşırı derecede hafif seyreden hastalığın görülme şeklini de değiştirebilir.

Grip virüslerinin karakterlerinin değişebilirliğinin dışında, virüs yayılmaya devam ederse, bilinmeyen yollardan, diğer faktörler de mevcut salgının şiddetini ve şeklini değiştirebilir.

Bilim adamları salgının normal grip mevsiminin başladığı dönemde güney yarıkürede yayılması ve halen dolaşımda olan insan virüsleriyle etkileşmesi durumunda olabilecek değişikliklerle ilgili endişeler taşımaktadırlar.

H5N1 kuş gribi virüsünün da dünyanın belirli bölgelerinde kümes hayvanlarında görülüyor olması bir başka endişe konusudur. H5N1 virüsünün, bir Pandemi baskısı altında nasıl davranacağı tahmin edilememektedir. H5N1 virüsü halen hayvanlarda görülen, insana kolaylıkla geçmeyen ve insandan insan çok nadir durumlarda bulaşan bir virüstür.

* Bu doküman DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ internet sitesinde 11 Mayıs 2009 tarihinde yayınlanmıştır.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 16-09-2009, 12:43 PM   #119 (permalink)
BeRLiNDeN
Guest
Avatar Yok
AileVadisi.NeT
Konular :
Mesajlar: n/a
İletisim :
Standart


http://www.ailevadisi.net
Sağlık Personeli İçin


  Alıntı ile Cevapla
Alt 24-09-2009, 01:29 PM   #120 (permalink)
CeReNaY - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
AileVadisi.NeT
Üyelik tarihi: Feb 2006
Konular :
Mesajlar: 63,851
Rep Puanı : 2575
Rep Derecesi : CeReNaY Forumun Demir BaşıCeReNaY Forumun Demir BaşıCeReNaY Forumun Demir BaşıCeReNaY Forumun Demir BaşıCeReNaY Forumun Demir BaşıCeReNaY Forumun Demir BaşıCeReNaY Forumun Demir BaşıCeReNaY Forumun Demir BaşıCeReNaY Forumun Demir BaşıCeReNaY Forumun Demir BaşıCeReNaY Forumun Demir Başı
İletisim :
Standart Domuz gribinden daha vahşi


http://www.ailevadisi.net
Domuz gribinden daha vahşi..






İnsanlık her yüzyıl büyük virüslerle savaşıyor. Yirmibirinci yüzyılın da iki ölümcül virüsü var.


Dünya önce kuş gribi ardından domuz gribi virüsünün salgınlarıyla boğuşuyor. Ancak yirmibirinci yüzyılın iki ölümcül virüsü bunlar değil. Bu iki virüsten daha vahşi, daha ölümcül virüsler var. Bu katiller hiç de yabancı değil.

TÜBİTAK'a göre vücuda alınması dahilinde ölüme neden olma ihtimali en yüksek virüs HIV (Human Immunodeficiency Virus), yani AIDS’e neden olan virüs. HIV taşıyıcısı olan insanlar, uzun yıllar boyu sadece taşıyıcı olarak sağlıklı kalabilseler bile, eninde sonunda ölüme yenik düşüyorlar.

HIV’den sonra en ölümcül sayılabilecek olan diğer bir virüs ise filmelere konu olan Ebola virüsü. Bu virüsün birden fazla tipi var ve hangi tipin taşındığına bağlı olarak, taşıyıcıların yüzde 90 ihtimalle ölümü söz konusu. Ancak, büyük bir şans eseri, Ebola oldukça ender görülen bir virüs.

internethaber






imza

CeReNaY isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
enfeksiyon, hastaliklari

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Forum Şartları


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 08:19 AM.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2
aBSHeLL
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Abshell-AileVadisi

Linkler

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307