AiLeVaDiSi FoRuM  

Go Back   AiLeVaDiSi FoRuM > Kültür-Sanat-Edebiyat > FeLsefe

FeLsefe Şu an o ekranın ardında yalnız değilsin. Tüm içtenliğimiz, tüm bildiklerimiz ve senden öğrenmek istediklerimiz ile yanındayız.

 

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 05-05-2010, 08:46 PM   #1 (permalink)
likoy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
AileVadisi.NeT
Üyelik tarihi: Oct 2009
Bulunduğu yer: Fani Dünya (:
Konular :
Mesajlar: 3,880
Rep Puanı : 325
Rep Derecesi : likoy is a jewel in the roughlikoy is a jewel in the roughlikoy is a jewel in the roughlikoy is a jewel in the rough
İletisim :
Standart Pozitivizm


http://www.ailevadisi.net
POZİTİVİZM NEDİR?
Pozitivizm, bir epistemoloji, bir doğa ve bilim teorisi, fakat aynı zamanda bir politikadır; bilimler politikası ve bilimlerle politika.
Fransız filozofu Auguste Comte 'un (1798-1857) 1830- 1842 yılları arasında 6 cilt olarak yayınladığı Cours de Philosophie Positive (Pozitif Felsefe Dersleri) adlı eseriyle pozitivizmin temelleri kuruldu. Comte'un daha sonraki yıllarda yayımladığı diğer eserlerle gelişimini sürdüren pozitivizmin başlıca esasları şunlardır:

İnsan düşüncesi ilerlemektedir. Comte bu tezini üç hal kanununa dayandırır. Bu temel kanuna göre, insanlık tarihinde düşünce kaçınılmaz bir zorunlulukla üç halden geçerek ilerlemiştir. Bu haller (ya da evreler) sırasıyla, teolojik hal, metafizik hal ve pozitif (müsbet- isbatlı-) haldir. Comte, üç hal kanununun sadece insanlığın genel düşünce tarihinde değil, bilgimizin her branşında ve hatta her bireyin kişisel tarihinde de geçerli olduğunu ileri sürmüştür. "Hepimiz, çocukluğumuzda ilahiyatçı, gençliğimizde metafizikçi ve olgunluk devremizde fizikçi (yani müsbet felsefeci) olduğumuzu hatırlamaz mıyız?".

Teolojik evrede insanlar doğa olaylarının oluşumunu önce çok sayıda tanrıya, sonra da tek ve kişisel bir tanrıya atfederler. Tek tanrı fikrinin doğuşuyla
teolojik evre en yüksek aşamasına ulaşır. Metafizik evrede doğa olayları soyut güçlere, pozitif aşamada ise doğa kanunlarına atfedilir. Teolojik evredeki toplum askeri toplum, pozitif evredeki toplum ise sanayi toplumudur.

Pozitivizm insanlık tarihini esas olarak bir entelektüel gelişim tarihi olarak
görür. Bu gelişimin itici gücü de her zaman bilim olmuştur. Uygarlık tarihi de
entelektüel olarak mükemmelleşmenin ve entelektüel güçleri doğaya uygulamadaki başarıların tarihidir.

Pozitivizme göre, bilim dallarının gelişiminin de hiyerarşik ve evrimsel bir
süreci vardır. En temel bilim matematiktir. Zorunlu olarak ilk o doğmuştur ve diğer bilimlerin gelişebilmesinde temel oluşturmuştur. Basitten karmaşığa doğru diğer bilimler, astronomi, fizik, kimya, biyoloji ve sosyolojidir. Sosyal fizik olarak da adlandırılan sosyoloji, son derece karmaşık bir bilimdir fakat
değişmeyen kanunlar aracılığıyla toplumlar tıpkı bir doğa olayı gibi
incelenebilir ve kesin sonuçlara ulaşılabilir.






imza


Ben Giderim Adım Kalır,
Dostlar Beni Hatırlasın...
likoy isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Reklamlar Bağışlanmaktadır
Alt 05-05-2010, 08:47 PM   #2 (permalink)
likoy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
AileVadisi.NeT
Üyelik tarihi: Oct 2009
Bulunduğu yer: Fani Dünya (:
Konular :
Mesajlar: 3,880
Rep Puanı : 325
Rep Derecesi : likoy is a jewel in the roughlikoy is a jewel in the roughlikoy is a jewel in the roughlikoy is a jewel in the rough
İletisim :
Standart


http://www.ailevadisi.net
İNSANLIK DİNİ

Comte'a göre, henüz yeterince gelişmiş olmayan sosyolojinin nihai amacı budur.
Böylece kesin bilimsel kanunlar aracılığıyla insan toplumları tahlil edilebilir,
anlaşılabilir, öngörülebilir (pozitivizmin temel sloganlarından biri de "güç
kazanmak için öngörmek, öngörmek için bilim"dir), yönetilebilir, yönetilmelidir ve ilerletilmelidir.

Auguste Comte böylece felsefi sisteminin son aşamasına ulaşır ve bilimle
ilerletilebilecek ve ilerletilmesi gereken toplumun esaslarını öngörür. Toplumda
hak yok görev vardır. İnsanlar kendileri için değil başkaları için yaşamalıdır.
Tarihte her şey olması gerektiği için olmuştur. Bu nedenle de hiçbir şeyin
yıkılması gerekmez. Bu yüzden devrimlerle değil düzeni koruyarak ilerlemek
gerekir. Pozitivizmde ilerleme, düzenin ilerlemesi ve düzen içinde ilerlemedir. Dinin toplumda çok önemli bir rolü vardır ve olmalıdır.

Ancak pozitivizmin dini klasik tek tanrılı bir din değil, insanlık dinidir (La
religion d'Humanité) . Bu dinde tanrının yerine insanlık geçirilmiş, dinin
ilkeleri yerine de bilimin ilkeleri koyulmuştur. Auguste Comte, insanlığın
normal olarak dogmatizme eğilimli olduğunu düşünüyordu.İnsanlığın bu zaafını, bilimin lehine kullanmak gibi bir düşünceyle,
bilimi bir dogma konusu haline getirmiştir. Böylece en uyuşamayacak iki şey, bilim ve dogma , ideolojik, felsefi ve politik bir sistemin iki temel bileşenini oluşturmuş oluyordu.

Ancak bu uyuşmazlık esasa ilişkin değildir. Çünkü pozitivizmin dogmalaştırılmaya
müsait bilim anlayışı ile bizim bugünkü bilim anlayışımız arasında çok önemli
bir farklılık vardır. Pozitivizmin bilim anlayışına göre, bilim, doğa ve
toplumdaki olguların niçin geliştiğiyle değil, ancak ve sadece nasıl
geliştiğiyle ilgilidir.



Bilim doğadaki olgular arasındaki ilişkiyi betimlemekle yükümlü ve sınırlıdır.
Bir olgunun niçin oluştuğunu araştırmak bilimin görevi olmadığı gibi,
başarabileceği bir şey de değildir. Zira içsel etken veya nedenlerin kesin
yanıtlarının bulunması olanaksızdır ve zaten bu, metafizik alanına giren bir
husustur. Bilimsel doğrular, ancak ve ancak doğrudan gözlemleme ve deneye tabi
tutulma sonucunda elde edilen doğrulardır ve bu şekilde elde edilmiş doğrular,
değişmeyen, kesin doğrulardır. Epistemolojik olarak pozitivizmin bu yargıya
varması kaçınılmazdır, çünkü olguların en olası ve alternatif (başka olası)
nedenlerini araştırmadığı, gözlem sonuçları sadece betimleme açısından önem
taşıdığı için (gözlem, deney ve ölçme hatası yapılmadığı sürece), betimlemelerin
değişik versiyonları da söz konusu olamayacaktır.






imza


Ben Giderim Adım Kalır,
Dostlar Beni Hatırlasın...
likoy isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-05-2010, 08:47 PM   #3 (permalink)
likoy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
AileVadisi.NeT
Üyelik tarihi: Oct 2009
Bulunduğu yer: Fani Dünya (:
Konular :
Mesajlar: 3,880
Rep Puanı : 325
Rep Derecesi : likoy is a jewel in the roughlikoy is a jewel in the roughlikoy is a jewel in the roughlikoy is a jewel in the rough
İletisim :
Standart


http://www.ailevadisi.net
POZİTİVİZM -ELEşTİREL REALİZM



Pozitivizm, bu özelliğiyle bilimin kesinsiz olduğunu öngören bilimsel (veya
eleştirel) realizmle tam bir zıtlık içindedir. (Gözlem ve deneyle doğrulanmış
bir önerme, pozitivizme göre geçerli ve kesindir. Realizme göre ise geçerli
fakat kesinsizdir.) Günümüz bilimi veya eleştirel realist düşünce, evrendeki her
şey bilinmedikçe kesin, nihai ve mutlak doğrulara ulaşılamayacağını öngörür.
Auguste Comte ise bilimin kesinliğine o denli inanmıştı ki, olasılıklar
teorisinden nefret ediyor, onu bilim için bir tehdit olarak görüyor ve
psikolojiyi de bir bilim olarak kabul etmiyordu.



19. yüzyılın ikinci yarısında başta Fransa olmak üzere tüm Avrupa'da önemli
etkiler yaratan pozitivizm Latin Amerika ülkeleri ile Osmanlı Devleti'nde de
etkili olmuştur. Pozitivizmin Avrupa'da etkili olamayan insanlık dini kurumu,
Brezilya 'da kısmen başarılı olmuş, bu ülkedeki pozitivist gelişmeler, insanlık
dini kiliselerinin kurulması noktasına kadar gelebilmiştir. Bugünkü Brezilya
ulusal bayrağında yazılı olan "Düzen ve İlerleme" vecizesi, pozitivizmin temel
sloganlarından biriydi. Pozitivizmin Avrupa'daki olumlu etkisi, bilim ve eğitim
alanında olmuştur. Gözlem ve deneye önem verme düşüncesi gelişmiş ve bilimsel
eğitim yaygınlaşmıştır.



Özel ve genel görelilik kuramlarıyla, kuantum kuramlarının geliştirilmesi,
pozitivizmin ideolojik ve felsefi anlamda sonunu ilan etmişti. Fakat
pozitivizmin etkisi bir süre daha devam etmiştir.






imza


Ben Giderim Adım Kalır,
Dostlar Beni Hatırlasın...
likoy isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-05-2010, 08:47 PM   #4 (permalink)
likoy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
AileVadisi.NeT
Üyelik tarihi: Oct 2009
Bulunduğu yer: Fani Dünya (:
Konular :
Mesajlar: 3,880
Rep Puanı : 325
Rep Derecesi : likoy is a jewel in the roughlikoy is a jewel in the roughlikoy is a jewel in the roughlikoy is a jewel in the rough
İletisim :
Standart


http://www.ailevadisi.net
TÜRKİYE'DE POZİTİVİZM



Türkiye'de pozitivizm, İkinci Meşrutiyet'in öncesindeki yıllarla, sonrasında
etkili olmuştur. Türkiye'deki pozitivizmin en kesin, kararlı ve yönetici siması
Ahmet Rıza Bey 'dir. Auguste Comte'un Paris'te şimdi müze ve kütüphane haline
getirilmiş olan evinin (Monsieur le Prince sokak, no: 10) salonunda pozitivizmin
40 kadar önemli simasının portreleri arasında Ahmet Rıza Bey'in portresi de yer
almaktadır.



Ahmet Rıza Bey, Paris'te Türkçe ve Fransızca olarak yayımladığı Meşveret
dergisiyle etkili olmaya çalışmış, İkinci Meşrutiyet'ten sonra 3 yıl süreyle
yaptığı Meclis-i Mebusan başkanlığı sırasında da özellikle ülkenin eğitim
politikasını etkilemiştir. Pozitivizm Osmanlı Devleti'nde özellikle Harbiye ve
Tıbbiye gibi okullarda etkili olmuştur. Devrim öngörmemesi ve ilerleme fikrine
sarılması yüzünden pozitivizm, Osmanlı ülkesini parçalanmadan birlik içinde
ilerletme ülküsüne bağlı Osmanlı aydınlarına cazip bir ideoloji olarak
görünmüştür.



Ahmet şuayip , diğer önemli pozitivistlerden biridir. Servet-i Fünun dergisi
yazarlarındandır. İkinci Meşrutiyet'ten sonra, Maarif Meclisi üyeliği ve
İstanbul Maarif Müdürlüğü yapmıştır. Auguste Comte için "asrımızın en büyük
hadim-i efkârı ve Descartes'tan sonra Fransa'nın en büyük mütefekkiridir",
demiştir.



Matematikçi ve bilim tarihçisi Salih Zeki Bey ise başlangıçta pozitivist, fakat
daha sonra realisttir. O yıllarda karısı olan Halide Edip Hanım ile birlikte
Ulum-i İktisadiyye ve İctimaiyye Mecmuası 'nda (Ocak 1909) yazdıkları Auguste
Comte ve felsefesini tanıtan yazılarında "Comte'un tarihi tahlil usulü ve tabii
bilimlere özgü pozitivist felsefesi ilelebed yaşayacaktır" demektedir. Ama daha
sonra (1915-1916'da) o dönemin bilimsel realizminin en önemli temsilcisi
sayılabilecek ünlü Fransız matematikçisi ve epistemologu Henri Poincaré'nin
Bilim ve Hipotez, Bilimin Değeri, Bilim ve Metot gibi eserlerini Türkçeye
çevirmektedir. Hayranı olduğu Poincaré, Auguste Comte'u ve pozitivizmi şiddetle
eleştirmektedir.






imza


Ben Giderim Adım Kalır,
Dostlar Beni Hatırlasın...
likoy isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-05-2010, 08:47 PM   #5 (permalink)
likoy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
AileVadisi.NeT
Üyelik tarihi: Oct 2009
Bulunduğu yer: Fani Dünya (:
Konular :
Mesajlar: 3,880
Rep Puanı : 325
Rep Derecesi : likoy is a jewel in the roughlikoy is a jewel in the roughlikoy is a jewel in the roughlikoy is a jewel in the rough
İletisim :
Standart


http://www.ailevadisi.net
POZİTİVİZMİN İZLERİ



Erken Cumhuriyet döneminde pozitivizmin aktüel bir etkisinden bahsetmek oldukça
zor görünmektedir. Ziya Gökalp 'in E. Durkheim 'dan çok etkilenmiş olmasından
hareketle Darülfünun'da bir pozitivizm etkisinden söz etmek mümkün gibi
görünüyorsa da, bu etkinin önemli bir düzeyde olmadığı açıktır. Ayrıca genel
olarak pozitivistler arasında gösterilmekle birlikte Durkheim'ın tam bir
pozitivist olmadığı da dikkate alınmak zorundadır.



Erken Cumhuriyet döneminin pozitivist olarak nitelendirilebilecek tek siması,
Darülfünun Edebiyat Fakültesi mantık müderrisi Halil Nimetullah Bey 'dir. Halil
Nimetullah Bey, 1930 ve 1931 yıllarında bazı dergilerde pozitivizmi tanıtan
birkaç yazı yayınlamışsa da bu yazıların etkili olduğunu söyleyebilmek
imkânsızdır.



Osmanlı dönemi dahil olmak üzere, 1952 yılına kadar Türkiye'de Auguste Comte 'un
hiçbir eseri türkçeye çevrilmemiştir. Filozofun Le Catéchisme Positiviste (1852)
adlı eseri bu geç tarihte (yani kitabın birinci baskısından yüz yıl sonra) Milli
Eğitim Bakanlığı'nın Dünya Edebiyatı'ndan Tercümeler; Fransız Klasikleri
serisinden yayımlanmıştır. Pozitivizmin İlmihali adındaki kitap, çevirmeni
Peyami Erman 'ın eleştirel bir önsözüyle çıkmıştır. 1952'den günümüze kadar da
Auguste Comte'un başka bir eseri dilimize çevrilmemiştir.



Erken Cumhuriyet dönemi pozitivist yayınlar bakımından çok zayıf olmakla
birlikte, yeni bilimsel düşünce ve metotların açıklanması ve yayılması
bakımından hiç de sönük değildir. Darülfünun Fen Fakültesi dekanı matematikçi
Hüsnü Hamid (Sayman), Darülfünun'da fizik (elektrik) müderrisi, Mühendis
Mektebi'nin eski müdürü Mehmet Refik (Fenmen) ve Mühendis Mektebi'nde matematik
müderrisi Kerim Erim beyler, 1920'li yıllar boyunca, Einstein'ın özel ve genel
görelilik kuramını tanıtan çok sayıda yayın yapmışlardır. Gerek akademik,
gerekse popüler düzeyde yayınlarla ve konferanslarla yeni bilimsel gelişmeleri,
metotları ve düşünceleri anlatmışlardır. Hatta Kerim Erim Bey, 1930 yılında
Einstein ile özel bir söyleşi yapmayı da başarmış ve bu söyleşisini daha sonra
Mühendis Mektebi Mecmuası 'nda yayımlamıştır.



Bu çalışmalar gelişmekte olan yeni bilim anlayışının kavranması ve
benimsenmesinde çok etkili olmuştur.






imza


Ben Giderim Adım Kalır,
Dostlar Beni Hatırlasın...
likoy isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-05-2010, 08:47 PM   #6 (permalink)
likoy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
AileVadisi.NeT
Üyelik tarihi: Oct 2009
Bulunduğu yer: Fani Dünya (:
Konular :
Mesajlar: 3,880
Rep Puanı : 325
Rep Derecesi : likoy is a jewel in the roughlikoy is a jewel in the roughlikoy is a jewel in the roughlikoy is a jewel in the rough
İletisim :
Standart


http://www.ailevadisi.net
ATATÜRK POZİTİVİST MİYDİ?



Atatürk, hiç kuşku yok ki, gençliği ve askeri okullardaki eğitimi sırasında
pozitivizmden etkilenmişti. Cumhuriyeti kuran kadroların mesleki ve
yüksekeğitimlerini yaptıkları yıllar, Osmanlı döneminde pozitivizmin etkisinin
en yüksek olduğu yıllardır. Dolayısıyla bu kuşak bilimi esas alma, gözlem ve
deneye önem verme ve toplumsal ilerleme fikrine sahip olma doğrultusundaki temel
eğilimlerini pozitivizm etkisiyle kazanmışlardır. Ama hemen hepsi pozitivizme
eleştirel yaklaşmış ve onun esasları konusunda seçici davranmışlardır.



Atatürk'ün pozitivist olduğu iddiası tamamen bir galat-ı meşhurdan (herkesin
doğru sandığı yanlış) ibarettir. Atatürk yukarda belirtmeye çalıştığımız
pozitivist esaslardan hangilerini savunmuştur? Sadece ülkeyi bilimle yönetme
ilkesini. Ancak bu ilke tek başına pozitivist bir ilke değildir. Nitekim Atatürk
bu ilkeyi bir realist olarak benimsemiştir. Ne ülkenin bilimle yönetilmesi, ne
de ilerleme taraftarlığı sadece pozitivist ilkeler değillerdir.



Atatürk'ün TBMM'de yaptığı bir konuşmada Auguste Comte'u eleştirdiğini ve
düşüncelerini çok aşırı bir noktaya götürdüğünü söylediğini biliyoruz. Kaldı ki,
hemen her şeyi devrimlerle yapan bir liderin, devrimlere karşı bir ideolojinin
taraftarı olduğu nasıl söylenebilir? "Ben manevi miras olarak hiçbir dogma,
hiçbir donmuş ve kalıplaşmış düstur bırakmıyorum" derken kastettiği şey nedir?
Atatürk pozitivist değil, realist bir liderdir.



NOT: Alıntılar Osman Bahadır'ın Pozitivizm hayaleti ile bilime saldırı odası
adlı makalesinden yapılmıştır.






imza


Ben Giderim Adım Kalır,
Dostlar Beni Hatırlasın...
likoy isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
pozitivizm

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Forum Şartları


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 07:00 PM.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2
aBSHeLL
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Abshell-AileVadisi

Linkler

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307