AiLeVaDiSi FoRuM  

Go Back   AiLeVaDiSi FoRuM > Kadın-Erkek > KaDıNLaR Kulübü > Gebelik

Gebelik Hamilelik hakkında bilgiler ve hamilelik deneyimleriniz

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 31-05-2011, 09:34 PM   #1 (permalink)
Konu-Canavarı
 
Phona - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2011
Mesajlar: 11,766
Phona is a splendid one to beholdPhona is a splendid one to beholdPhona is a splendid one to beholdPhona is a splendid one to beholdPhona is a splendid one to beholdPhona is a splendid one to beholdPhona is a splendid one to behold
Standart Doğum hakkında bilinmesi gerekenler

Hamilelik sürecinin son aşaması olan doğum, insan bedeninde meydana gelen mucizenin gün ışığına çıktığı çok özel bir andır. Fakat bu olay birçok anne adayının beyninde özel, güzel ya da mucizevi değil dehşet verici bir olay olarak yer etmiştir. Bu nedenle de korkulan bir olaydır doğum. Oysa doğum süresince nelerin yaşanacağını bilmek ve bu olaya hazırlanmak duyulan korkuları azaltarak doğum anının güzel bir anı olarak hatırlanmasına yardımcı olacaktır. Doğum hakkında bilinmesi gerekenleri uzmanlarımız sizin için yazdı...
- Normal doğum nasıl gerçekleşir?
- Normal doğumda hangi müdahaleler yapılabilir?
- Kimler normal doğum yapamaz?
- Sezaryenle doğum, epidural doğum nasıl olur?
- Hangi doğum yönteminin, hangi avantajları ve dezavantajları vardır?
- Doğum korkusu nedir? Anne adayları neden doğum korkusu yaşarlar? Bu korkularla nasıl baş edilir?
- Hamile eğitim merkezleri anne adaylarının kendilerini hem bedensel hem de ruhsal açıdan doğuma hazırlamasına yardımcı oluyor mu?
- Anne adaylarının dilinden...

Doğuma hazır mısınız?


Doğum hakkında yeterince bilgili olduğunuza emin misiniz? Peki, bildiklerinizi bir kez daha gözden geçirmeye ne dersiniz? Bilmeniz gerekenleri Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Özgür Leylek yazdı...
Doğumu, 40 haftalık hamilelik süreci sonunda, bebeğin ve bebeğe ait eklerin (plasenta ve amnios sıvısı) rahmi terk etmesi olarak tanımlamak mümkün. Ancak sanılanın aksine her hamilelik sürecinin 40 hafta sürmesi gerekmiyor. 38 haftadan önce gerçekleşen doğumlar erken doğum olarak adlandırılırken, 42 haftadan daha uzamış durumlarda gecikmiş doğumdan söz edebiliriz. Bu nedenle kabul edilen normal hamilelik süresi; 38-42 hafta.
Doğum genel olarak iki yolla oluyor. Vajinal yolla gerçekleştirilen doğuma normal doğum denirken, herhangi bir tıbbi neden ya da kişilerin kendi tercihleri ile operasyon yoluyla bebeğin anne karnından çıkarılmasına verilen isim, sezaryen.
NORMAL DOĞUM

Doğumun vajinal yolla gerçekleştirilmesi olan normal doğum; spontan (kendiliğinden) ya da müdahaleli (örneğin vakum, forseps gibi) olabiliyor.
Normal spontan doğumlarda (NSD), bebeğin geliş pozisyonu önemli. Gelişlerin yaklaşık %95'i baş ile oluyor. Yani, bebek doğum kanalına başı ile giriş yapıyor. Bunun dışında; makat, transvers (yan), oblik (eğri) ve ayak gelişleri de söz konusu. Yakın bir zamana kadar bazı manevralar ile bu gelişlerin bazılarında da normal doğum
şansı denenmiş olmakla birlikte, bu gün bir çok hekimin, baş geliş dışındaki diğer pozisyonlarda özellikle ilk doğumlarda tercih ettikleri yöntem; sezaryen.
Normal spontan doğum (NSD)

Hamileliğin sıklıkla son iki ayı içinde görülmeye başlayan, düzensiz, çok kısa süreli, hafif ve müphem kasılmalara Braxton-Hicks kasılmaları deniyor. Yalancı doğum sancıları da denilen bu kasılmaları bazı anne adayları nadiren hissederken bazıları daha belirgin olarak duyumsuyor. Hatta bunları doğum sancıları olarak değerlendirip hastaneye koşanlara bile rastlıyoruz. Bu kasılmalar serviksin (rahim ağzı) doğuma hazırlanması için yumuşamasını sağlıyor.
Serviks, 2-3 cm uzunluğunda, rahmin en alt kısmını teşkil eden bölüme deniyor. Daha önce normal doğum yapmamış kadınlarda, sert ve sıkı bir şekilde kapalı olan bu bölüm, normal doğum yapmış kadınlarda bir parmak ucunun ancak girebileceği kadar (1-2 cm) açık olabiliyor.
Normal doğumun organizasyonu

Gerekli şartlar yerine geldiğinde, gerçek doğum kasılmaları başlıyor. Önceleri seyrek olsalar da düzenli aralıklarla gelen ve belli bir şiddette olan bu ağrılar giderek daha sık, daha uzun süreli ve daha şiddetli olmaya başlıyor. Bu konuda belli bir standart olmamakla birlikte, en azından saatte bir sıklıkla gelen ve 15-20 saniye kadar süren düzenli ağrılar başladığında doktorla temasa geçmek de gerekiyor.
Doğumun evreleri

Birinci evre: Ağrıların başlamasından itibaren serviksin tam açık hale gelmesine kadar geçen süreye verilen isimdir. Önce, uterus (rahim) kasılmalarıyla bebeğin yaptığı baskı sonucu serviks uzunluğunu kaybetmeye başlıyor ki buna silinme deniyor. Silinme sonuçlandığında 2-3 cm uzunluğundaki serviks, neredeyse ince bir zar haline geliyor. Silinme tamamlandıktan sonra ise serviks açılmaya başlıyor. Normal doğum sırasında serviksin açılma uzunluğu 10 cm' ye kadar çıkıyor.
İkinci evre: Doğumun ikinci evresinin başlaması için serviksin tam olarak açılmış olması gerekli. Açılan serviksten bebeğin dışarı çıkışını tamamlamasına kadar sürüyor ikinci evre. Bu evrede, uterus kaslarının şiddetli ve düzenli kasılmaları ile itilen bebek, incelen ve tam açık hale gelen serviksten kolaylıkla geçerek vajinaya ulaşıyor. Kasılmalar ile itilme devanı ederek, bebeğin vajina dışına kadar çıkması sağlanıyor.
Üçüncü evre: Doğumun üçüncü ve son evresi, bebeğin dışarı çıkması ile başlıyor ve plasentanın da dışarı çıkması (halas) ile son buluyor. Bebek tamamen dışarı alındığında, plasenta ile bağlantıyı sağlayan göbek kordonu kesilerek bebek anneden ayrılıyor.
Doğum ne kadar sürer?

Her zaman kural olmamakla birlikte, ilk hamileliklerde normal doğumun ortalama süresi; 14-15 saat. Ancak sürenin daha kısa da olması mümkün. Hatta nadir görülmekle birlikte doğumun 2 saatte tamamlanması bile söz konusu oluyor ki bu jet misali doğuma partus precipitatus deniyor.
Epizyotomi nedir?

Normal doğum sırasında bebeğin başı vajina ağzına dayandığında, vajina girişi çok geriliyor ve öyle bir an olur ki, bu itilmeye ve gerginliğe dayanamayan perine (vajen çıkımı ile anüs arası bölge) yırtılabiliyor. Özellikle ilk doğumlarda bu olaya sıkça rastlanması mümkün. Buna perine yırtığı deniyor. Perinede bir yırtık oluşturacak kadar güçlü bir gerilme aynı zamanda bebeğin de çıkış sırasında bir o kadar sıkışmasına neden oluyor. Ayrıca, yırtık düzensiz olduğu için, doğum sonrasında tamir edilip iyileşse bile görünüşü kötü olabiliyor. İşte; öncelikle çıkışta bebeğin sıkışmaması için ve aynı zamanda perinede düzensiz bir yırtılma meydana gelmesini önlemek için vajina çıkışı en gergin hale geldiğinde hekim kontrolünde kesilmesi gerekli. Bu kesiye de verilen isim; epizyotomi. Bu kesi ile bebek çok daha kolay çıkabilirken kesi düzgün bir şekilde dikildiği için problemsiz ve estetik bir iyileşme de sağlanıyor.
Müdahaleli doğum nedir?

Normal doğum sırasında bebeğin başı çıkışa geldiğinde, bazen epizyotomiye rağmen bebek bu bölgeden kurtulamıyor. Oysa çok kritik bir süre içinde bebeğin buradan çıkışının temin edilmesi gerekli. Aksi taktirde bebeğin kaybı bile söz konusu olabiliyor. Böyle bir durumda sıklıkla iki yöntem var.
Bebeğin kulaklarının çevresinden geçerek bebeğin başını tamamen kavrayan, metal bir aparat (forseps) ile çekilmek sureti ile bebeğin dışarı çıkması sağlanıyor ki buna forseps uygulaması deniyor. Diğer yöntem ise; ucunda bir hortum ile motorlu bir vakum cihazına bağlı olan çan şeklinde metal bir başlığı, bebeğin başına yaslayarak vakum ile bebeğin dışarı doğru çekilmesi. Buna da verilen isim; vakum uygulaması. Her iki uygulama da tecrübe istiyor ve usulüne göre uygulanmadıklarında bebek açısından kalıcı ve tehlikeli riskler taşıyor.
SEZARYEN

Bebeğin, karın alt kısmından bir kesi ile rahim içine kadar ulaşılarak alınması esasına dayanan doğum şekli sezaryen olarak adlandırılıyor. Yaklaşık 10 cm uzunluğunda ve göbeğin 10-12 cm kadar altında olan ayaktayken yere paralel duran bu kesi şekline pfannenstiel kesisi denir.
Kesi, değişik vasıtalarla derinleştirilerek, tüm karın katları açılmak suretiyle rahim duvarına kadar geliniyor. Son olarak rahim duvarı da açılarak bebeğe ulaşılıyor. Bebek tutularak, uygun genişlikteki kesi aralığından, usulüne uygun şekilde dışarı alınıyor.
Normal doğumda olduğu gibi sezaryende de göbek kordonu kesilmek suretiyle bebek anneden ayrılıyor. Son olarak plasenta, el yardımı ile rahim içinden ayrılarak alınıyor. Operasyonun bundan sonraki bölümünde karın içi temizleniyor, kanayan yerlerin olup olmadığı kontrol ediliyor, varsa müdahale ediliyor ve karın katları usulüne uygun bir şekilde tekrar dikiliyor. Bu şekilde sezaryen operasyonu tamamlanmış oluyor.
Sezaryen öncesi hazırlıklar

Sezaryen operasyonundan önce bazı hazırlıkların yapılması gerekiyor. Bunlar:
- Bir gün öncesinden kesi bölgesinin temizliği (kıl ve tüylerin kesilmesi),
- Operasyon genel anestezi altında yapılacaksa tercihen 10 saat, ancak en az 6 saat öncesinden itibaren ağızdan beslenmenin kesilmesi,
- Anne adayının operasyon hakkında yeteri kadar bilgilendirilmesi
- Anne adayının anestezi uzmanı ve gerekli görüldüğünde diğer ilgili branş hekimleri tarafından görülerek değerlendirilmesi.

Sezaryen anestezi altında gerçekleşiyor

Genel anestezi altında yapılan karın operasyonlarının çoğunda, hastanın heyecan ve endişelerini önlemek için hasta uyutuluyor, daha sonra gerekli hazırlıklara girişiliyor. Örneğin eğer idrar sondası takılacaksa hasta uyutulduktan sonra takılıyor, ya da operasyon bölgesinin mikroplardan arındırılması amacıyla antiseptik solüsyon ile bölgenin yıkanması vs. işlemleri hasta uyutulduktan sonra yapılıyor. Fakat sezaryende bu işlemlerin anne adayı uymadan önce yapılması, operasyon için her şey hazır olduktan sonra anestezinin uygulanması gerekli. Bunun nedeni anneye verilen anestezik ilaçların aynı zamanda bebeğe de geçecek olması. Bebek bu ilaçlara ne kadar uzun süre maruz kalırsa, istenmeyen sonuçların ortaya çıkma riski artıyor. Bu nedenle amaç; bebeğin en az anestezi alması.
Tüm hazırlıklar tamamlandıktan sonra anne adayı uyutuluyor ve bundan sonra bebeğe ulaşıncaya kadar maksimum hızla çalışılıyor. İşte bu önemli fark nedeniyle, sezaryene başlamadan önceki hazırlıklar konusunda anne adayının tam olarak bilgilendirilmesi çok önemli.
Neden Sezaryen?

Sezaryen, bir operasyon olması nedeniyle, operasyona ilişkin genel riskleri de beraberinde getiriyor. Bu nedenle prensip olarak ilk seçeneğin normal doğum olması gerekli. Ancak bazen, tıbbi gereklilikler nedeniyle zorunlu olarak sezaryenin seçilmesi söz konusu. Bu gereklilikler çoğu zaman hamileliğin son dönemlerine doğru netleşiyor. Bu nedenle de sezaryen planlı bir şekilde gerçekleştiriliyor. Ancak daha seyrek olarak, normal doğum sırasında gelişebilen acil durumlar nedeniyle de sezaryene geçilebiliyor. Sezaryeni zorunlu kılan için tıbbi gereklilikler ise şu şekilde sıralayabiliz:
Baş-pelvis uygunsuzluğu:

Doğum yolunda hem yumuşak ve hem de sert dokular yer alıyor. Yumuşak dokular bebeğin geçişine izin verecek kadar genişleme gösterebilmekle birlikte, kemik yapılar aynı esneklikte değil. Bu nedenle başı, doğum kanalının kemik bölümünden geçemeyecek kadar büyük olan bebeklerin normal yoldan doğmaları mümkün değil. Bu uyumsuzluk, bebeğin baş büyüklüğüne bağlı olmakla birlikte kimi zaman da annenin kemik yapısının (leğen pelvis kemiği) dar oluşuna da bağlı. Bu anne adaylarının da sezaryenle doğum yapması gerekebiliyor.
Placenta Previa:

Plasentanın yerleşim anomalisi verilen isim. Plasenta, rahim içinde bebeğin doğum kanalından geçişini engelleyecek şekilde yerleşebiliyor. Çoğu zaman doğum kanalının ağzını kısmi ya da tam olarak kapatıyor. Hamilelikte yapılan ultrasonografik değerlendirmeler sırasında fark edilen bu durum da sezaryen gerektiriyor.
Ablatio Placenta:

Plasentanın, doğum gerçekleşmeden önce rahim duvarından ayrılmaya başlamasına deniyor. Plasentanın erken ayrılması, tüm hayati fonksiyonlarını plasenta yoluyla anneden sağlayan fetüsün kaybedilmesine neden oluyor. Bu nedenle fark edildiğinde, eğer bebek dış ortamda yardımla da olsa yaşayabilir hale gelmişse doğum sezaryen ile acil olarak gerçekleştiriliyor.
Fetal Distres Sendromu:

Fetusun herhangi bir nedenle sıkışmasına deniyor. Genellikle kordonun bebeğin boynuna dolanması ve kan akımını zorlaması nedeniyle ortaya çıkıyor. Sıklıkla bebeğin yeterli büyüklüğe erişmiş olduğu, hamileliğin son dönemlerinde ortaya çıkıyor. Acil ya da yarı planlı bir şekilde sezaryen ile doğum gerçekleştiriliyor.
İlerlemeyen normal doğum eylemi:

Herşey uygun olmasına ve normal doğum başlamasına rağmen doğum eyleminin herhangi bir safhasında ağrıların şiddetini kaybetmesi ve hatta kaybolması ile doğum, kendiliğinden sonlandırılamaz hale gelebiliyor. Bu durumda, anne adayına sancılarını yeniden oluşturmak ya da şiddetlendirmek amacıyla damardan ilaçlar verilebiliyor. Buna, halk arasında verilen isim; suni sancı (indüksiyon). Hamilelik süresi dolmuş olmasına rağmen sancıları başlamamış olan hamilelerde uygulanan bu işleme rağmen yine de doğum eylemi ilerletilemezse, sezaryene geçiliyor.
Daha önceki Hamileliğin sezaryen ile sonlandınlmış olması:

Sezaryen sırasında karın kasları ile birlikte rahim duvarı da kesiliyor. Her ne kadar bu katlar tekrar uygun şekilde uygun materyaller ile dikilerek kapatılsa da; bir dahaki hamileliğin normal doğuma bırakılması halinde, doğum sırasında rahim duvarında oluşan şiddetli gerilme ile eski kesi yerinden yırtılma söz konusu olabiliyor. Bu durum hem anne hem de bebek açısından tehlike arz edebileceğinden bir çok uzman sezaryeni daha uygun görüyor.
Vajinal enfeksiyonların varlığı:

Normal doğum sırasında, bebeğe bulaşması muhtemel anneye ait; genital HSV enfeksiyonu, HPV enfeksiyonu dibi durumlarda da bebeğe bu virüslerin geçmesini engellemek için sezaryen uygulanıyor.
Pozisyon anomalileri:

Bebeğin rahim içindeki duruşu seçilecek doğum şeklini etkileyebiliyor. Günümüzde özellikle ilk doğumlarda, baş gelişi dışındaki tüm duruşlarda sezaryen tercih ediliyor. Bazı hekimler makat gelişlerde de normal doğumu deneme yolunu seçseler de özellikle bebek açısından her zaman artmış bir risk söz konusu olabiliyor.
Elektif sezaryen nedir?

Tıbbi bir zorunluluk olmamasına rağmen sadece anne adayının kişisel tercihi ile doğum şekli olarak sezaryenin seçilmesi elektif sezaryen olarak adlandırılıyor. Hekimlerin bu konudaki yaklaşımı farklı. Bir kısmı mutlaka ilk seçeneğin normal doğum olması gerekliliğini savunurken diğer kısmı elektif sezaryenin de seçilebilmesinden. Anne adayına her iki doğum şekli hakkında ayrıntılı bilgi verildikten sonra, doğum şeklini seçebilme özgürlüğünü tanıma yaklaşımı ise giderek yaygınlık kazanıyor.
Doğum ağrıların çekilmesinin annelik adına manevi bir değeri olduğu yada olması gerektiği düşüncesindeki bazı anne adayları, her şeyiyle doğal bir doğumu tercih edebiliyorlar. Ancak uzmanlar, bu düşüncede olmayan diğer anne adaylarının, normal doğumu tercih etmekle birlikte, tıbbın sağladığı olanakları da kullanarak, korktukları doğum sancılarından kurtulmak istemelerini de doğal karşılıyorlar.
EPİDURAL DOĞUM

Epidural anestezi gerçekte bir tür lokal anestezi. Yani, istenilen bir bölgenin tamamen uyuşturulması. Bu yöntem, hem normal doğum da hem de sezaryende güvenle kullanılabiliyor. Her ikisinde de amaç; ağrıların yok edilmesi. Uygulanan ilacın dozu iyi ayarlandığında, sadece his kaybı oluşurken, motor fonksiyonlarda kayıp olmuyor. Yani diger bir deyişle, anne adayı doğum ya da sezaryen sırasında hiç bir ağrı duymazken, istediğinde ayaklarını oynatabiliyor. Ayrıca, bu yöntem genel anesteziye göre daha az komplikasyona neden oluyor.
Epidural anestezinin uygulanması

Omuriliğin etrafını saran tabakanın dış kısmına epidural aralık deniyor. Epidural anestezi ile bu aralığa uygun bir ilaç karışımı şırınga edilerek ilgili bölgenin uyuşturulması sağlanıyor. Uygulama, omurga üzerinde hangi seviyeden yapılırsa, vücuttaki uyuşma seviyesi de ona göre belirleniyor. Bu nedenle vücudun hangi seviyeden itibaren uyuşması isteniyorsa ona uygun omur aralığından giriş yapılıyor. Uygulama sırasında, anne adayının, oturduğu yerde mümkün olduğu kadar öne doğru eğilmesi istenerek bel omurları arasındaki aralığın esnemesi ve aralığın biraz daha genişlemesi sağlanıyor. Bu şekilde iki omur arası daha açılmış ve uygulama için daha uygun hale gelmiş oluyor.
Uygulama yapılacak bölge, cilde uygun bir dezenfektan madde ile temizlenerek, iki omur arasından ince bir iğne ile epidural aralığa ulaşılıyor. İğne ucunun epidural aralığa ulaştığından emin olunduğunda, daha sonra da gerektikçe ilaç verilmesine olanak tanıyan, kalıcı bir katater uygulanıyor. Bu katater vücuda sabitlendikten sonra uyuşmayı sağlayacak ilaçlar verilmeye başlanıyor.
Epidural anestezi sırasında uyuşturulan bölge 10. göğüs omuru ile 2. bel omuru arasındaki omurilik, ilaçların etkinliği 20-30 dakika kadar sonra oluşmaya başlıyor. İlaçlar, ağrı duyusunun, bu bölgeye ait duyu sinirleri ile omuriliğe kadar gelmesini etkilememekle birlikte, bundan sonra omurilik yoluyla beyine ulaşmasını engelliyor. Ağrı duyusunu algılayan asıl organ beyin olduğu için ve ağrı hissi omurilikteki ilgili bölgenin uyuşması nedeniyle beyine ulaşamadığından, anne
adayı ağrı hissetmiyor. Uyuşan bölgenin genişliği; kullanılan anestezik maddeye, ilaçların dozuna ve hatta anne adayının pozisyonuna göre değişiklikler göstermesi mümkün.
Epidural anestezinin uygulama zamanlaması da çok önemli. Yalancı ağrılara kanarak, doğum eylemi başlamadan önce uygulanan epidural anestezi, doğumun akışını bozabiliyor. Bununla birlikte gerçek ağrılar başlamışsa, bu durumda da epidural anestezi uygulamasından vazgeçiliyor. Epidural anestezi, doğumun ilk safhasına ait süreyi etkilememekle birlikte, ikinci safhayı uzatabiliyor ki bu durumda müdahaleli doğum (forseps, vakum, vs.) seçenekleri gündeme gelebiliyor.

Epidural anestezi komplikasyonları

Bu uygulama aslında, ağrı kesici etkinliği yüksek ve güvenlik aralığı oldukça fazla olan bir anestezi şeklidir. Fakat başarıyla uygulanabilmesi için tecrübeli bir anestezi uzmanı gerekiyor. Yine de uzman bir anestezi hekime rağmen bazı istenmeyen tablolar gelişebiliyor;
Hipotansiyon:

Tansiyon düşmesi, epidural anestezinin en sık karşılaşılan komplikasyonu. Hiporansiynun ileri derecede olması bebek açısından da risk oluşturuyor. Ancak bu konuda uzmanlaşmış anestezistler, bu komplikasyonun önlemini daha önceden alıp gerektiğinde acilen uygun tedaviyi uyguluyorlar.
Epidural anestezinin tutmaması:

Epidural anestezi uygulanan vakaların yaklaşık %80 inde bir problem çıkmazken, %15 inde anestezi tam sağlanamıyor ve %5 kadarında da başarısız olabiliyor.
İlaçların beyin omurilik sıvısı içine verilmesi:

Kanül uygulaması sırasında iğnenin ucu yanlışlıkla beyin omurilik sıvısının bulunduğu bölgeye girer ve ilaçlar bu bölgeye verilirse epidural anestezi sırasında çıkabilecek muhtemel komplikasyonların hepsi gerçekleşiyor. Bunların başında gelenler; tansiyonun hızlı ve aşırı düşmesi, anne adayı ayaklarını oynatamaz ve hissetmez hale gelmesi ile şiddetli baş ağrıları.
Aşırı doz:

Verilen ilaçlarda doz aşımı olursa, hem kalp hem de beyin bundan olumsuz etkilenebiliyor.
İlaçların dolaşım sistemine geçmesi:

İlaçlar yanlışlıkla damar içinde verilirse, kalp ve beyin arazları orun a çıkabiliyor ve aynı zamanda bebeğe ait problemler de meydana gelebiliyor.
Total Spinal Anestezi:

İlaçların etkilenmesi beklenen omurilik aralığının dışına çıkarak istenmeyen sahaların da uyuşmasına neden olan bu duruma (ör: boyun omurları seviyesine çıkarak solunum kaslarını felce uğratması gibi) çok nadir rastlanıyor.
Önemli Not:

Epidural anestezinin bebek üzerine kötü bir etkisi pek görülmemekle birlikte, uygulama sırasında ve sonrasında bebeğin kalp atımlarının mutlaka monitörden takip edilmesi gerekiyor.
Epidural anestezi uygulamasını olanaksız kılan bazı durumlar da söz konusu olabiliyor. Uygulama öncesi mutlak suretle bunların uzman tarafından sorgulanıp ve ayırt edilmiş olması gerekiyor.
Phona isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
bilinmesi, doğum, gerekenler, hakkında

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Forum Şartları


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 09:55 AM.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2
aBSHeLL
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Abshell-AileVadisi

Linkler

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314