AiLeVaDiSi FoRuM  

Go Back   AiLeVaDiSi FoRuM > Kadın-Erkek > Hobi & Elişi > Moda Dünyası

Moda Dünyası Moda Dünyası

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 27-09-2009, 02:22 AM   #1 (permalink)
BeRLiNDeN
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart Osmanlı'da Giyim

Osmanlı'da Giyim




































  Alıntı ile Cevapla
Alt 27-09-2009, 02:26 AM   #2 (permalink)
BeRLiNDeN
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Osmanlı Kaftanları






İnsanoğlu, çeşitli gereksinmelerini gidermek için var oluşundan bugüne değin dünya nimetlerinden yararlanma yollarını aramış, insan zekâsı giderek gelişmiş, akla hayale sığmayan sayısız ve sınırsız buluşları gerçekleştirmiştir. İnsanlık tarihinin en eski sanatlarından biri hiç kuşkusuz dokuma sanatıdır. Doğanın değişik iklim koşullarına karşı kendini koruma zorunluluğunu duyan insanoğlu sonunda dokumacılık sanatını yaratmıştır. Zamanla çeşitli koşulların zorlamasıyla dokumacılık gelişmiş ve her milletin refah düzeyine, sanat ve teknik yeteneğine göre ilerlemiştir. Türk kumaşlarının gerek dokunuş, gerek malzeme ve gerekse desen zenginliği bakımından dünya kumaşçılığı içinde çok önemli bir yeri olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Türk kültür ve zevkinin bütün inceliklerini üzerinde toplayan Türk dokuma ve kumaşları yapıldıkları yerlere göre dört gruba ayrılır.






Eskiden halkın giyim biçiminden, yaşayışından tamamen farklı durumda olan padişah, hanedan ile Saray mensuplarının elbiseleri için özel olarak dokutturulan kumaşlara «Saray Kumaşları» denir. Bu gruba şüphesiz Osmanlı Saraylarının tefrişi için dokutturulan kumaşları da katmak gerekir. Yalnız sarayın gereksinmesini karşılamak için bu tezgâhlar çalışır ve başka iş görmezlerdi. Buna benzer kumaşlara halk için çalışan diğer atelye imalâtında rastlansa bile, saraya ait kumaşlar gerek süsleri gerekse kullanılan malzemenin zenginliği ile diğerlerinden üstün olurdu. Padişah ile Saraylı tüm giysilerinin belli kurallara bağlı kalması nedeniyle, özellikle Padişahın günlük kıyafetlerinde, tören elbiselerinde kumaş cinsine ve desenlerine büyük titizlik gösterilmesi, saray tezgâhlarının gelişmesinde önemli rol oynamıştır.






İmparatorluk büyüdükçe imalât çeşitlenmiş ve zenginleşmiştir. Buna karşılık önce tamamen amatörce yapılan dokumacılık halkın şehirleşmesi sonucunda tüm gereksinmeleri karşılayan profesyonel, güçlü bir sanat kolu haline gelmiştir.






Bu yüzyılda ülkemizde en çok faaliyet gösteren Bursa tezgâhları olmuştur. Kaynaklara göre çatma, kadife, atlas, çuha, kemha gibi cinslerin en güzel örnekleri burada verilmiştir. Bu kumaşların ünü o yıllarda Macaristan, Lehistan, Fransa ve İtalya'ya kadar yayılmıştır. Tamamıyla Türk desenlerini içeren Bursa kumaşlarının yanında İstanbul atelyelerinde büyük bir hızla ilerlemiştir. Hatta tezgâh sayısı öylesine bir hızla artmıştır ki, sonunda bunları sınırlayıcı hükümler çıkarma zorunluluğu doğmuştur. İstanbul'da kurulan atelyelerin ipekleri Bursa'dan alınır, atkı ve çözgü ipeklerinin hazırlanması Bursa'ya bırakılmıştı. Çünkü dokumacılık için en iyi ipek ipliği Bursa'da hazırlanıyordu.



Osmanlı İmparatorluğu'nun en değer verilen kumaşı seraser idi. En iyi cinsinin İstanbul'da saraya bağlı tezgâhlarda, seraserci başının nezaretinde dokunduğu ve adına da (İstanbul Seraseri) denildiği bilinmektedir. 16. Yüzyılda Bursa'da Türk dokumacılığının çok geliştiğini belgeler tanımlamaktadır. Yalnız Bursa atelyelerinde seraser ismine rastlanmaz.






Osmanlı padişahlarının özel hazinesini teşkil eden Enderun Hazinesi'nden bugün Topkapı Sarayı Müzesi'nin çeşitli seksiyonlarını oluşturan objeler gibi elimizde bulunan kumaşlar hediye, harp ganimeti sipariş ve satın alma yoluyla bir araya getirilmişlerdir. Bu yılların birikimi zengin ve güzel koleksiyon, büyük bir titizlikle saklanmış ve korunmuştur. Bunların içinde özellikle padişahların iç ve dış giysileri için uygulanan bir gelenek imparatorluğun sonuna kadar büyük bir özenle sürdürülmüştür. Bu geleneğe göre, ölen veya halledilen padişahın tüm giyim eşyaları bohçalanıp, aidiyeti bir etiketle belirtilerek mühürlenir ve Silahtar Hazinesi'nde saklanırdı. Bu nedenle padişahlara mahsus giyim eşyaları bezemeleri bakımından ayrı bir kıymet; adetçe de büyük önem taşırlar. İşte bugün Topkapı Sarayı Müzesi'nde bulunan padişah elbiseleri dünyanın en zengin koleksiyonlarından biridir.






Büyük Atatürk'ün emriyle Topkapı Sarayı, Müze olarak halka açıldığı zaman bu giysiler Silâhtar Hazinesi'nde hepsi etiketli olarak bohçalar içerisinde bulunmuştur ki; dünya da hiç bir müzeye sahip olmayan bir anlam taşımaktadır.






Topkapı Sarayı Müzesi'ndeki padişah elbiseleri, kumaş ve kadifelerin çeşitliliği ve zenginliği hakkında bir bilgi verebilmek için aşağıdaki özeti sunuyoruz: Fatih Sultan Mehmet: 21 adet Kaftan, Kanunî Sultan Süleyman: 77 adet Kaftan, I. Ahmet: 13 adet Kaftan, II. Osman: 30 adet Kaftan, 27 adet Kaftan.


Adet itibariyle 2500 parçaya yaklaşan eşyanın çoğunu saray için hususî surette dokutturulan en ağır ve en güzel kumaşlarla kadifelerden yapılmış hilat, kaftan ve şalvarlar teşkil ederler. Sayıca az olmakla beraber, çocuk elbiseleri (Şehzade ve sultanlar) bu koleksiyonun ayrı bir özelliğidir. Kadınların giyim eşyasının ise Hazine'ye alınması ve saklanması usul olmadığından, bunlara ait bir şey yoktur. Fatih Sultan Mehmet'ten evvelki altı Osmanlı hükümdarına ismen mal edilecek kaftan yoktur. Yalnız, eski Osmanlı elbiselerinden (Salâtini - Naziye-i âl-i Osman Mazeratının kisveleri) etiketi yazılı bohçalar içerisinde bulunanlar gerek dokumaları, gerekse süslemeleri göz önüne alınınca mevcudun en eskisi görülmektedir.


Arşiv kayıtları ve eski hazine defterleri üzerinde şimdiye kadar yapılan çalışmalardan henüz inandırıcı sonuç alınamamıştır.


Sultan giysilerinin dokunuş ve kullanılan malzeme çeşidi yönünden aldığı isimler: Atlas, canfes, çatma, seraser, serenk, selimiye, kemha ve gezidir.






İlk zamanlar sade olan padişah giysileri sonraları daha da mükemmelleşmiştir. Kaftanlara kürkler ilâve edilmiş; bu kürkler; samur, kakûm, foyum, (Hermin) denilen cinslerden oluşmuştur. Kapaniçe adını alan bu kaftanların içi kürklü, dışı seraser, atlas ve gezi gibi en nefis kumaşlarla kaplı uzun kollu (yen), önden açık, kıymetli taşlarla süslü düğmeli ve yanları yırtmaçlı bir giysidir. Hükümdarların şahsına mahsus kapaniçenin fevkalâde iltifat olmak üzere Kırım Hanlarına ve Bendegâna hediye edildiği bilinmektedir. Topkapı Sarayı Müzesi'nde bu çeşit kapaniçelerden örnekler mevcuttur.


Kaftanlar içe ve dışa giyilmek üzere iki tür dokunmuştur, dışa giyilenler merasim Kaftanları dır. Bunlar altın telli çatma veya seraserden yapılmıştır. Bunlar da diğer kaftan biçimlerinden olup; sadece kol üzerinden omuzdan aşağıya kaftan boyu kadar yen denilen ikinci bir kol bulunmaktadır.






Yenin görünüşü görkemli yapmak ve Osmanlı İmparatorluğu merasim usulüne göre bayramlarda ve cüluslarda öpülmek gibi tarihî bir görevi vardı. Tanzimat'tan sonra bu usûl kalkmış ve taht saçağı öpülmeye başlanmıştır. Nitekim son devirde kullanılan taht saçağı bugün Hazine'de altın tahtla birlikte teşhir edilmektedir.


Topkapı Sarayı Müzesi'nde bulunan kaftanların, asırlar değiştikçe kumaş cinsleri de değişmektedir. Fakat kaftan formları hemen hemen aynı kalmaktadır. Çoğunlukla kaftanlar önden açık, yakasız veya küçük dik yakalıdır, uzun veya kısa kollu cepli ve yanları yırtmaçlıdır. Önleri şerit veya brit düğmelidir. Bir kısmının içi pamuklu dıştan kapitone şeklinde boyuna dikişlidir. Bazı içe giyilen kaftanlar kısa kollu olup ayrıca takma kolları da mevcuttur. Söz konusu giysiler bugün Topkapı Sarayı Müzesi Padişah Elbiseleri kumaş deposu ve seksiyonunda bulunmaktadır. Bu giysiler, üç katlı olan ve eski Fatih devri mutfaklar müştemilâtından kiler ve yağhane denilen binada ısı ve rutubet derecesi ayarlanmış çok modern bir depoda korunmaktadır.


Fatih Sultan Mehmet'ten, Sultan Reşat'a kadar bütün padişahların giyim eşyaları, kaftan ağırlıkları göz önünde tutularak, açık vaziyette tek tek profilden yapılmış ranzalara yerleştirilmiştir. Ayrıca üstleri de örtülerek dış etkenlerden korunmaktadır.






Bütün bunları rutubetten korumak için Dhumudite pretemna type 10 cihazı kullanılmaktadır. Bu âletle binanın rutubeti alınıp kumaşlar için gerekli olan rutubet derecesi 57'ye ayarlanmıştır.



İlkbahar ve sonbaharda ilaçlama (güve ihtimaline karşı) ve genel temizlik yapılmaktadır. Güveleri imha edici ve kumaşlara hiç bir zararı olmayan kimyevî maddelerle dezenfekte edilmektedir.


Siyasi güç ile sanatın buluştuğu "padişah kaftanları", 22 Ocak"a kadar Washington Smithsonian Müzesi"nde göz kamaştıracak...






Davet edildiği bir düğün ziyafetine gündelik elbiseleriyle gidince, kimse aldırış etmez Nasreddin Hoca"ya. Ne buyur diyen vardır, ne de otur diyen. Duruma canı sıkılan Hoca, bir koşu evine gider ve bayramlık kürkünü geçirir sırtına. Düğün yerine gelir yeniden. Hoca"yı kürküyle görenler, onu baş köşeye oturtup önüne envai çeşit yemek sıralarlar. Hoca da kürkünün ucunu, çorba tasına daldırır birden: "Ye kürküm ye!" diye bağırır. Herkes şaşırıp sorar: "Ne yapıyorsun Hoca efendi, kürk yemek yer mi hiç"" O da şu cevabı verir: "Madem ki bütün saygı ve ikram kürküme yapılmıştır. Öyleyse yemeği de o yesin!"


13. yüzyılda yaşamış Türk halk düşünürü Nasreddin Hoca"nın en bilinen gülmecesidir bu. Yüzyıllardır anlatıla gelen ve anlamını hâlâ yitirmeyen...


"Şaka" bir yana, kıyafetler önemli bir "güç göstergesi" olmuştur her devirde. Günümüzde kullandığımız arabadan oturduğumuz eve, hatta taktığımız saatten ziynet eşyasına kadar pek çok detay gibi... Osmanlı döneminde kullanılan kaftanlar da, özellikle padişahların gücünü gösteren büyük bir sembol olmuştur. Sultan kaftanları, yalnızca siyasi gücün değil; o dönemlerin ince zevkinin, Osmanlı sanatı ve yaratıcılığının da ne denli zengin olduğunun göstergesidir aynı zamanda...


İşte bu zenginliği tüm dünya, Washington Smithsonian Müzesi"nin Freer ve Arthur Sackler galerilerinde düzenlenen "Stil ve Statü: Osmanlı Türkiyesi"nden Saray Kıyafetleri" adlı muhteşem sergiyle bir kez daha görme fırsatı buldu. Bulmaya da devam ediyor... Koç Holding"in ana sponsorluğunda, T.C. Kültür Bakanlığı ve Smithsonian Vakfı işbirliğiyle gerçekleştirilen ve 22 Ocak"a kadar sürecek sergi, 16. ve 17. yüzyılın görkemli imparatorluk kaftanlarıyla buluşturuyor ziyaretçileri. Bu sergi aynı zamanda, ABD ve Türkiye arasındaki on yıllık kültürel programın da bir başlangıcı; Koç Holding de bu sürecin en önemli destekçilerinden...






Tarihi Görevleri Var


Osmanlı sanatı uzmanı Prof. Dr. Nurhan Atasay ve Arthur M. Sackler Galerisi"nden Dr. Massumeh Farhad"ın küratörlüğünde gerçekleşen sergideki kaftanların çoğu, dünya çapında en fazla sayıda İslami tekstil eserinin yer aldığı Topkapı Sarayı Müzesi"nden getirildi.


Geri kalanı ise, Konya"daki Mevlâna Müzesi ile Rusya"daki St. Petersburg kentinde bulunan Hermitage Müzesi"ndeki koleksiyonlara ait. Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman ve oğlu Şehzade Bayezid"e ait kaftanların yanı sıra; yine Topkapı Sarayı"nın koleksiyonundan şapka, minder ve yer döşemeleri ile işlenmiş kumaşlar da dahil edilmiş sergiye.


Kuşkusuz, müzeyi gezenlerin ilgisini en çok çeken, kumaş, renk ve desenleriyle göz kamaştıran kaftanlar... Padişah ve ailesi için özel olarak hazırlanan kaftanlar; uzun ve bol kesim yapılarıyla dikkat çekiyor. Kaftan boyutlarının büyük olmasındaki amaç da, padişahın görkemine görkem katmak... Çoğu; önü açık, küçük dik yakalı, uzun veya kısa kollu, cepli ve yanları yırtmaçlı.


Sultanların iç ve dış olmak üzere iki çeşit kaftanları vardı. Dışa giyilenler, "merasim kaftanları"ydı. Biçim bakımından diğerleriyle aynı olan dış kaftanlarda, kol üzerinden omuzdan aşağıya kaftan boyu kadar "yen" denilen ikinci bir kol bulunuyordu. Bu yenlerin, sultanın görünüşüne ayrı bir görkem katmasının yanı sıra, tarihi bir görevi de vardı: Bayram gibi çeşitli törenlerde "öpülmek". Tanzimat döneminden itibaren bu usul kalkmış; yen yerine taht saçağı öpülmeye başlanmıştı.






En Değerlisi "Seraser"


Dış kaftanların çoğu seraser, kemha ve atlas gibi pahalı kumaşlar kullanılarak hazırlanır; üzerleri kürk ile elmas ve zümrüt gibi değerli mücevherlerle süslenirdi. "Seraser", Osmanlı"da en değer verilen kumaştı. Altın alaşımlı gümüş tel veya doğrudan doğruya gümüş tel kullanılarak dokunan bu kumaşın en iyi cinsi, İstanbul"da Saray"a bağlı tezgâhlarda "Serasercibaşı" nezaretinde dokunurdu. Bir nevi brokar olan "kemha" ise, daha çok Bursa ve Amasya"da dokunuyordu. Padişah giysileri arasında, dikkat çekecek çoğunluktaki kaftanlar da, "atlas"tan yapılmış olanlar. İnce ipekten sık dokunmuş, düz renkte, sert ve parlak bir kumaş türü olan atlasta, en çok mavi, yeşil ve kırmızı renkleri tercih edilmiş padişahlarca. Altın telli çatma, kadife, hataî, gezi, selimiye ve çuha ise, kaftan yapımında kullanılan diğer kumaşlar...






Doğadan Motifler...


Bir kaftanda en az kumaş kadar önemli unsurlar da vardı: Renk, desen ve motifler... İmparatorluğun ilk dönemlerinde, çok canlı renklere sahip kumaşlar üzerine, çınar yaprağı, nar ve iri kozalak motifleri sıkça kullanılmıştır. Türk kumaş sanatının en ileri düzeyde olduğu 16. yüzyılda; lâle, bulut ve benek motifli kaftanlara çok rastlanır. Padişahlar, kudretin sembolü, üç yuvarlaktan oluşan "çintemani" motifli kaftanlarını da, genelde savaş meydanında düşmanı etkilemek için giyiyorlardı.






17. yüzyılda ise, kumaşlarda karanfil motifi çok kullanılmış ve stilize birer yelpaze şeklini almıştır. Osmanlı"nın siyasi anlamda ihtişamını kaybettiği dönemlerdeki kaftanları incelediğimizde de, yapımında küçük ve yollu kumaşların tercih edildiğini görüyoruz.


"Padişah ve ailesi dışında kaftan giyen yok muydu"" diye merak edenleri de hemen cevaplandıralım. Osmanlı"da sultan kaftanlarının yanı sıra, "hil"at" adı verilen onur kaftanları vardı. Bu tür kaftanlar, yüksek rütbeli yabancılara, saray erkânına ve devlet yetkililerine dağıtılırdı. Ödüllendirme amacıyla yapılan kaftanlar ise, devlete yararlılık gösteren üstün nitelikli kişilere sunuluyordu...


Kimine göre güç göstergesi, kimine göreyse Osmanlı sanatındaki ince zevkin ve yaratıcılığın tezahürü... İster stil deyin, ister statü, ister ikisini birden..



  Alıntı ile Cevapla
Alt 27-09-2009, 02:28 AM   #3 (permalink)
BeRLiNDeN
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Osmanlı'da Giyim




Fatih Sultan Mehmed'in ölümünden sonra sarayda gelişen ölen sultanların giysilerini bohçalayarak saklama geleneği Osmanlı İmparatorluğu Dönemi işlemelerini 15. yüzyılda kısa bir boşluktan sonra 16. yüzyıldan 20. yüzyıl başlarına kadar kopmadan izlememize olanak sağlamaktadır.





Osmanlı sultanları giyim-kuşama önem verir, lüks kumaşlardan dikilmiş kaftanlar giyerlerdi. Onların kalite arayışları dokumacılığın gelişmesinde önemli bir yer tutar. Saray kıyafetleri ve mefruşat için kullanılan kumaşlar saray bünyesindeki atölyelerde hassa nakkaşları tarafından hazırlanan desenlere göre dokunurdu. Bu atölyeler yeterli olmadığı zamansa İstanbul ve Bursa'daki diğer atölyelere sipariş verilirdi. İpekliler devlet tarafından kontrol altında tutulur, çözgü tellerinin sayısından boyasına dek her detayın esaslarına uygunluğuna bakılırdı.


Görkemli giyecekler kemha (brokar), kadife, çatma (bir kadife türü), seraser (altın ve gümüş alaşımlı telle dokunmuş ipekli kumaş), diba, atlas, canfes, tafta, vala, çuha, sof ve şal gibi kumaşlarla oluşturulurdu.

Topkapı Sarayı'nın sayıları 1550'yi bulan giyim-kuşam koleksiyonu ölen padişahın üzerinden çıkan ve sahip olduğu diğer giysilerinin saklanmasıyla oluştu. Padişah elbiseleri hazine eşyası sayıldığından Hazine'de saklanırdı. Ölen sultan, hanedan mensubu yüksek rütbeli devlet memuru ve din büyüklerinin eşyalarının türbesine konulması bir gelenekti ve bu türbelerden toplanan giysiler de Saray'daki koleksiyona katılırdı. Osmanlı sarayındaki ipekli ve pamukluların bir bölümünün menşei Hint, İran ve Mısır'dır.
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
giyim, osmanlıda

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Forum Şartları


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 07:44 AM.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2
aBSHeLL
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Abshell-AileVadisi

Linkler

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314