AiLeVaDiSi FoRuM  

Go Back   AiLeVaDiSi FoRuM > SağLıK > SaĞLıK GeneL

SaĞLıK GeneL Sağlık Hakkında genel olan herşey

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 31-07-2009, 11:27 PM   #11 (permalink)
BeRLiNDeN
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Allah herkesi tıbbi hatalardan korusun

Medya, sağlıkla ilgili `skandal haberlere` bayılıyor. Geçen hafta katarakt ameliyatı için İzmir`de bir tıp fakültesi hastanesine yatan 55 yaşındaki bir kadının yanlışlıkla rahminin alınması da...


Medya, sağlıkla ilgili `skandal haberlere` bayılıyor. Geçen hafta katarakt ameliyatı için İzmir`de bir tıp fakültesi hastanesine yatan 55 yaşındaki bir kadının yanlışlıkla rahminin alınması da... Ankara`da Dr. Zekai Tahir Burak Hastanesinde son bir haftada 27 bebeğin ölmesi... de medyaya `ilaç gibi` geldi.

Son senelerde tıbbi yanlışlarla ilgili haberlerde adeta bir patlama yaşandığı gözle görülüyor, ama gerçekten yanlışlar mı artıyor, yoksa bunların haberleştirilmesi mi artıyor tam bilemiyorum.

Tıbbi yanlışlar komedyası

Bu konuda yazılmış bir kitap bile var. Eski RTÜK Başkanı Nuri Kayış Türkiye`deki doktor hatalarını `Neşter Bazen Yanlış Keser` isimli kitabında anlatıyor: Estetik operasyon yüzünden tanınmayacak hale gelenler... Anestezi sonrası akıl hastalığına yakalananlar... Hasta gözü yerine sağlam gözü alınanlar... Yanlış alçı nedeniyle kolunu kaybedenler... Tek kollu cerrahın girdiği ameliyatlar... Kürtaj kurbanı kadınlar... İçki sofrasında telefonla kalp ameliyatı yöneten profesörler...

İyi ama, bu tür hatalar yalnız bizde olmuyor ki. Hatta, bunlara tıbbi imkánların, teknolojinin en ileri olduğu ülkelerde daha fazla bile rastlanıyor. Meselá, Amerikan Tıp Enstitüsü, bizim zenginlerin `sivilcelerini göstermeye, kıllarını aldırmaya, burun etlerini yaktırmaya gittikleri` bu ülkede her yıl ortalama 100 bin insanın tıbbı hatalar yüzünden hayatlarını kaybettiklerini bildiriyor. Rapora göre, tıbbi hatalar, ölüm sebepleri sırlamasında kalp-damar hastalıkları, kanserler, beyin damarı hastalıkları ve KOAH` tan sonra 5. sırada yer alıyor.

Archives of Surgery isimli muteber bir tıp dergisinde 2006` da yayınlanan bir makalede Amerika`da yılda ortalama 2 bin 600 kişinin yanlış ameliyat kurbanı olduklarının tahmin edildiği ileri sürülüyor.

Daha geçen gün de İngiltere`deki Hereford County Hospital`da bir hastalığı bulunmadığı söylenerek taburcu edilen 17 kişinin kanser hastası olduğu, aralarında radyoterapi tedavisi görenlerin de bulunduğu 14 kişiye ise yanlışlıkla kanser teşhisi konulduğu açıklandı.

Dünyanın en iyi estetik cerrahlarından biri olarak bilinen ve bugüne kadar 15 bin kişiyi ameliyat ettiği söylenen Michel Maure, 96 hastasının şikáyetçi olması üzerine kayıplara karışıyor; şimdi Fransız polisi tarafından her yerde aranıyor.

Hataların sebepleri

Tıbbi hatalar, hemşireler, laborantlar, teknisyenler, hastabakıcılar... gibi yardımcı sağlık personeli, eczacılar ve tabii hastaların kendilerinden de kaynaklanabilir, ama tıbbi hata diyince akla ilk gelen tabii ki doktorlardır.

Tıbbın hata kabul etmeyen bir mesleklerin başında geldiğini söylemeye gerek yok. `Aşçının hatasını mayonez, mimarın hatasını mermer, doktorun hatasını toprak örter` sözü boşuna söylenmemiştir.

Elbette her insan gibi doktorlar da istemeden hata yapabilirler. Eğitim yetersizliği... tecrübe ve beceri eksikliği... dikkatsizlik... umursamazlık... iş yoğunluğu... yorgunluk-uykusuzluk... uygun olmayan ve yetersiz çalışma şartları... bu hataların başta gelen sebepleridir.

Tıbbi hatalar nelerdir

Doktorlar tarafından yapılan tıbbi hataları teşhis ile ilgili olanlar, ilaç tedavisi ile ilgili olanlar ve cerrahi girişim ile ilgili olanlar şeklinde başlıca üç grupta toplayabiliriz.

Teşhis ile ilgili hatalar, teşhisin yanlış veya geç konmasından veya teşhis için uygulanan girişimlerden kaynaklanabilir. Burada bir hasta için gerekli olan bir teşhis yönteminin uygulanmaması kadar, gerekli olmayan işlemlerin yapılması da tıbbi hata olarak değerlendirilmelidir.

İlaçlarla ilgili hatalar tıbbi hataların en sık rastlananıdır. Yanlış ilaç verilmesi, ilaç dozunun uygun olmaması(dozun az veya yüksek olması), yanlış uygulama yöntemi (damara zerk edilmesi gereken bir ilacın kas içine verilmesi), tedavi süresinin yanlışlığı(gereğinden kısa veya uzun tedavi), ilacın uygun olmayan aralıklarla verilmesi, diğer ilaçlarla etkileşimin dikkate alınmaması, hastanın alerjik olduğu bilinen ilacın verilmesi... bunların başlıcalarıdır. Yanlış gruptan kan nakli, kanla bulaşan hastalıklar bakımından denetlenmemiş kan nakli... gibi kan transfüzyonlarında yapılan hataların da bu grupta değerlendirilmesi gerekir.

Cerrahi girişimle ilgili hatalar`ın başlıcaları ise, hasta için doğru cerrahi tekniğin ve yöntemin seçilmemesi, cerrahi girişimin zamanlaması, girişim için gerekli bilgi, tecrübe ve beceriye sahip olunmaması ve yanlış ameliyatlardır.

Yanlış ameliyat denince aslında dört farklı şey anlaşılması gerekir: Birincisi `yanlış hastanın ameliyat edilmesi`. İkincisi hastanın `yanlış tarafının ameliyat edilmesi`; meselá sağ dizi yerine sol dizinin açılması. Üçüncüsü `yanlış yerden ameliyat edilmesi`; meselá yanlış omura veya yanlış parmağa cerrahi girişimde bulunulması. Dördüncüsü de `yanlış cerrahi tekniğin uygulanması`.

Anestezi ile ilgili, meselá uygun anestezi şeklinin seçilmemesi, anestezi süresi, kullanılan ilaçlarla ilgili hatalar da cerrahi hataların bir alt grubu olarak değerlendirilmelidir.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 31-07-2009, 11:33 PM   #12 (permalink)
BeRLiNDeN
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Hastanelerde iki sağlık skandalı

İzmir Ege Doğumevi Hastanesi`nde doğum yapan Çimen Caran, 2 metrelik bez yüzünden ölüm tehlikesi atlatırken, Denizli`de Emine`lerin karışması nedeniyle bir kadının rahmini aldılar.





İzmir Ege Doğumevi Hastanesi`nde doğum yapan Çimen Caran, 2 metrelik bez yüzünden ölüm tehlikesi atlatırken,Denizli`de Emine`lerin karışması nedeniyle bir kadının rahmini aldılar.

Erkan Doğan`ın haberi

Ege Doğumevi ve Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi`nde ikinci çocuğunu doğuran Çimen Caran`ın (25) rahminde sargı bezi unutan doktorlar, büyük bir sağlık skandalına imza attı. 2.5 ay önce doğum yapan Caran`ın rahmindeki kanamayı durdurmak için tampon olarak konulan iki metre uzunluğundaki sargı bezi, doktorlar tarafından unutuldu. Halsizlik ve bitkinlikten bitap düşen, 64 kilogramdan 58 kilograma inen Caran, geçtiğimiz hafta acı veren bir sancıyla koştuğu tuvalette sargı bezini düşürdü. Hastane Başhekimliği, olayı doğrulurken, ilgili doktor ve hemşireler hakkında soruşturma başlatıldığı bildirildi.

İzmir İl Sağlık Müdürlüğü de annenin şikayeti üzerine doğumda görev alan doktor ve hemşireler hakkında soruşturma başlattı. Doktorlar, genç kadının kan zehirlenmesi nedeniyle yaşamını yitirmemesini bir mucize olara niteledi.

DEPRESYONA GİRDİ

Bir bisküvi fabrikasında finans sorumlusu olarak çalışan İsmail Caran ve aynı fabrikada şef olarak görev yapan Çimen Caran (25) çiftinin ikinci çocuğu, 11 Haziran 2008`de dünyaya geldi. Kadın veDoğum Hastalıkları doktoru Opr. Dr. Melika Pelin Çiçek tarafından gerçekleştirilen normal doğumun ardından Çimen Caran, aynı gün akşam üzeri taburcu edildi. Ahmet ( 8 isminde bir oğulları olan çift ikinci çocuklarına Buse Nur adını verirken, sevinçleri uzun sürmedi. Çimen Caran, başdönmesi, halsizlik gibi şikayetlerini doğuma bağlasa da, sıkıntıları bitmek bilmedi. Doğumdan bir ay sonra iştahı kesilen Çimen Caran`da, adet düzensizlikleri de başgösterdi. Bir tıp merkezinde nöroloji uzmanına muayene olan Caran, depresyona girdi ve sakinleştirici ilaçlar almaya başladı. Kızı iki aylık olduğunda bu kez Çimen Caran kötü kokulardan şikayetçi oldu. Eşiyle sürekli tartışan Caran, korkusundan işine de gidemedi. Caran çifti ayrılık noktasına kadar geldi. Caran, geçtiğimiz hafta, 23 Ağustos günü acı veren bir sancıyla evindeki tuvalete gitti.

Tuvalette bebek doğurur gibi ıkındığını belirten anne, vücudunda iki buçuk aydır taşıdığı bezi düşürdü. Caran, top şeklini alan kanlı sargı bezini görünce gözlerine inanamadı. Rahminde çürüyen bezin yaydığı kötü kokunun dikkatini çektiğini belirten Caran, `İlk başta yaşadıklarımın doğumdan kaynaklandığını düşündüm. Yemek yiyemedim, halsizlik ve başdönmesi yaşadım. Depresyona girip ilaç almaya başladım. Bezi düşürdükten sonra konuştuğum doktorlar zehirlenme nedeniyle ölmediğim için şanslı olduğumu söyledi. Bu nasıl hastane, bunlar nasıl doktor` dedi.

ORAYI DÜZELTİN

Doğum hastanesinde doğuma yaptıran doktorun kendisine kötü davrandığını öne süren Caran, `Beni doğum odasına yürüterek götürdüler. `Hastanede tekerlekli sandalye mi yok?`. Doğumu yaptıran bayan doktor bana sürekli `Bıktım senden, bağırmadan ıkınacaksın` dedi. Ona yalvardım ama bana söylenmeye devam etti. Doktor, doğumdan sonra `Sana hakkımı helal etmiyorum` diye bağırdı. Kabus dolu saatler yaşadım. Doğum servisinde hamileler sancı çekerken, hemşireler kendi aralarında konuşup gülüyor. Plastik eldivenleri balon gibi şişirip balonun üzerine resim çiziyorlar. Bir daha asla o hastaneye gitmem. Kim yapacaksa o hastaneyi düzeltsin. Hamileler ızdırap çekmesin` diye konuştu.

KABUL ETTİLER

Ailenin şikayeti üzerine İl Sağlık Müdürlüğü hastanedeki doğuma giren doktor ve hemşireler hakkında inceleme başlattı. Çimen Caran, hastanede yaşadıkları nedeniyle Sağlık Bakanlığı`na da maddi ve manevi tazminat davası açacağını belirterek, `Bu kabusu başkası yaşamasın` diye konuştu.

Ege Doğumevi ve Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimliği yetkilileri ise, Çimen Caran`ın rahminde sargı bezi unutulduğunu kabul etti. İl Sağlık Müdürlüğü`nden gelen evrak üzerine doğumu gerçekleştiren ekip hakkında soruşturma başlatıldığını belirten yetkililer, `Hastanemizde yılda 10 bin doğum oluyor. Doktor, hemşire ve ebeler çok yoğun olarak çalışıyor. Yoğunluk bu hatanın yapılmasında önemli bir etken. Ancak bu hata yapılmamalıydı. Normalde doğum yapan annenin doğum sonrası rahmi kontrol edilir. Ancak bu vakada bu kontrol unutulmuş olabilir. Araştırıyoruz` açıklamasında bulundu.

Ölebilirdi ucuz kurtulmuş

Özel Gazi Hastanesi Kadın ve Doğum Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Eminoğlu, bezin ürettiği mikropların kanı zehirleyerek ölüme yol açabileceğini söyledi. Prof. Dr. Eminoğlu, şöyle konuştu: `Anne ucuz kurtulmuş. Vajinada kanama gelişirse doktorun rahat çalışması için kanamanın olduğu bölgeye bir tampon yerleştirilir. Dikiş atıldıktan sonra tampon çıkartılır. Bezin unutulmasında doktorundan hemşiresine kadar herkesin hatası vardır. Bezin içeride unutulmasını önlemek amacıyla bezden dışarıya sarkan bir ip bırakılması gerekiyor. Ekip böylece operasyonu bitirdikten sonra içeride bir parça kaldığını hatırlar. Bazen kadınlar adet dönemlerinde koydukları pedi unutur ve kötü kokular gelir. Bu durum bile kanın zehirlenmesine ve ardından da ölüme yol açabilir. Bezi iki buçuk ay vajinasında taşıyan kadın rekor kırmış. Bünyesi tehlikedeymiş. Bezi düşürdüğüne göre tehlike geçmiş.`

Emineleri karıştırınca hatayla rahmini aldılar

Ege`de meydana gelen bir başka sağlık skandalı da isim benzerliğinden kaynaklandı. İdrar yollarındaki rahatsızlık nedeniyle ameliyat olmak üzere Denizli Devlet Hastanesi`ne yatan Emine Çelik`in yanlışlıkla rahmi alındı. Emine adlı bir başka hastayla karıştırılan beş çocuk annesi Emine Çelik, korkunç hata üzerine ameliyat ekibinden şikayetçi oldu. Olayla ilgili adli ve idari soruşturma başlatılırken, Sağlık Bakanlığı müfettiş görevlendirdi.

İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi`ne göz ameliyatı için giden kadının rahminin alınmasıyla yaşanan skandalın benzeri iki hafta önce Denizli Devlet Hastanesi`nde sergilendi. Emine Çelik (39), idrar yollarındaki bir rahatsızlık için yaklaşık iki ay önce Kadın Doğum Uzmanı Dr. Murat Çelik`e muayene oldu. Dr. Murat Çelik, hastanın küçük bir operasyon geçirmesi gerektiğini söyledi. Aralıklarla Emine Çelik`i birkaç kez muayene eden Murat Çelik, Ağustos başında ameliyat için gün verdi, ancak kendi rahatsızlığı nedeniyle ameliyatı 13 Ağustos`a erteledi. Emine Çelik, 13 Ağustos`ta hastanenin Kadın Doğum Servisi`ne yatırılarak ameliyat olmayı beklemeye başladı. Bu sırada rahminde kist olan ve ameliyata alınacak Emine Çalıkuşu(50) da aynı servise yatırıldı. Aynı odada ameliyat olmayı bekleyen Emineler karıştırıldı. Emine Çalıkuşu`nun doktoru Ali Ünsal Yozgatlı, ameliyathanede hastasını beklerken, bu sırada Dr. Murat Çelik, işi çıkınca ameliyathaneden ayrıldı. Çelik`in hastası Emine Çelik ameliyathaneye alındı. Doktor Ali Ünsal Yozgatlı, Emine Çelik`i kendi hastası Emine Çalıkuşu ile karıştırdı. Yozgatlı, idrar yollarında küçük bir operasyon yapılması gereken Emine Çelik`in rahmini aldı.

SÜREKLİ AĞLIYOR

Emine Çelik`in kayınbiraderi Şirin Çelik, Kadın Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Çelik, Kadın HastalıklarıUzmanı Dr. Ali Ünsal Yozgatlı ve ameliyat ekibinden şikayetçi olduklarını söyledi. Şirin Çelik, `Yaklaşık iki ay önce Emine Çelik, doktor Murat Çelik`e muayene oldu. Doktor, idrar yollarında sızıntı olduğunu, küçük bir operasyonla bu sorunun giderileceğini söylemiş. Emine, birkaç kez daha Dr. Çelik`in özel muayenesine gitmiş. O gün Dr. Murat Çelik, Emine Çelik`le birlikte ameliyathaneye kadar çıkmış. Ancak işim var diye dışarı çıkmış. Dr. Ali Ünsal Yozgatlı, kendi hastası Emine Çalıkuşu`yu beklerken Emine Çelik`i ameliyathaneye sokmuşlar. Emine Çalkuşu`nun rahmi alınacakmış. Emine Çelik`i kendi hastası sanan doktor, onun rahmini almış` dedi. Şirin Çelik, Dr. Yozgatlı`nın kendilerine `Üzgünüz hastalar karışmış, Emine Çelik`in rahmini aldık` dediğini belirtti, savcılığa ve valiliğe suç duyurusunda bulunduklarını söyledi. Şirin Çelik, Emine Çelik`in olaydan sonra psikolojisinin bozulduğunu, sürekli ağladığını sözlerine ekledi.

SORUŞTURMA AÇILDI

Denizli Devlet Hastanesi Başhekimi Ramazan Canural, doktorların hastalarını karıştırdığını söyledi. Hatası bulunanların cezalarını çekeceğini kaydeden Canural, `Planlı programlı yapılan bir ameliyatta böyle bir hata gerçekleşmiş. Kontrol edilmesi gerekirdi. Ameliyat kolay bir şey değil. Sağlık Bakanlığı`na durumu bildirdik. Bakanlık bir müfettiş görevlendirdi` dedi. Canural, `İsimleri aynı, soyadları benzeyen ve birbirine yakın ameliyat yapılması planlanan iki hastadan biri, sadece ismiyle çağrılıp ameliyat salonuna götürülmüş. Yanlışlıkla diğer hasta ameliyat edilmiş. Doktor, hastanın yüzü kapalı olduğundan kendi hastası olmadığını fark edememiş. Dünyanın bütün medeni hastanelerinde uygulanması gereken ameliyat öncesi prosedürler ve kurallar hastanemiz idaresince konulduğu halde, bu kurallara uymadan operasyonu başlatan, gerçekleştiren ve sonlandıran ameliyat ekibi hakkında adli ve idari soruşturma başlatıldı. Olaya savcılık el koydu` diye konuştu. Dr.Canural, gerekli işlemler ve soruşturma sonuçlanmadan doktorların açığa alınmayacağını işaret ederek, `İçlerinde kusurlu olmayanlar olabilir. Gerekenler yapılacak. Yanlış operasyon uygulanan Emine Çelik`e hastane idaresince medikal ve psikolojik destek sağlandı. Belirli aralıklarla kontrole gelmesi ve tedavisinin hastane olarak sürdürülmesine karar verildi. Hastayı odasından ameliyathaneye götüren iki hasta bakıcı, anestezi uzmanı, iki hemşire ve Dr. Yozgatlı olmak üzere altı kişi hakkında idari soruşturma başlattık` diye konuştu.

Suçlamaları kabul etmedi

Ameliyatı yapan Dr. Ali Ünsal Yozgatlı, suçlamaları kabul etmedi. Yanlışlığın personelden kaynaklandığını iddia eden Yozgatlı, `Olayda benim kusurum yok. Soruşturma başlatıldı. Konu hakkında herhangi bir açıklama yapmayacağım` diye konuştu.

Dr. Murat Çelik ise ameliyat öncesi acil bir sezaryene girdiğini, bu operasyonun ardından Emine Çelik`i ameliyata almayı planladığını söyledi. Çelik, `Ağustos başında ameliyatı yapacaktım ama zatürreye yakalanınca erteledim. O gün ben sezaryen operasyonunu gerçekleştirirken hastamın rahminin alındığını sonradan öğrendim. Benim kusurum yok` diye konuştu.

Sorumlular cezasını çeksin

Yanlışlıkla rahmi alınan Emine Çelik, ameliyathaneye alındıktan sonra Dr. Murat Çelik`in `İşim var` diyerek ayrıldığını iddia etti. Emine Çelik, `Küçük bir operasyon geçirecektim. Ameliyata girdim. Gözlerimi yoğun bakım ünitesinde açtığımda rahmimin yanlışlıkla alındığını öğrendim. İnşaat işçisi eşim Liyadin, doktorlara kızıyordu. Doktorlar üzgün olduklarını, hata yapıldığını söylediler` dedi.

Denizli Devlet Hastanesi, Dr. Murat Çelik ve Dr. Ali Ünsal Yozgatlı`dan şikayetçi olduğunu belirten Emine Çelik, `Defalarca muayene oldum. Küçük bir operasyon olacaktı. Ancak `Üzgünüz hata yaptık` dediler. Sorumlular cezasını çeksin. Bunun peşini ömür boyu bırakmayacağım` diye konuştu. (YALÇIN BAĞBOZAN- UFUK SOYHAN)
  Alıntı ile Cevapla
Alt 01-08-2009, 01:31 AM   #13 (permalink)
 
Ç1T1R - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2009
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1,224
Ç1T1R has a spectacular aura aboutÇ1T1R has a spectacular aura aboutÇ1T1R has a spectacular aura about
Standart

okudum bitirdim ve çok şaşırdım
__________________

Doğruyu söylemek değil, anlatmak güçtür. Akıllı insanlara gülmek, delilerin ayrıcalığıdır.

Ya tozu dumana katarsın,ya tozu dumanı yutarsın,seçim senin…


Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag'da, istanbul'da kimi.


En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...
Ç1T1R isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01-08-2009, 02:39 PM   #14 (permalink)
BeRLiNDeN
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Alıntı:
Ç1T1R Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
okudum bitirdim ve çok şaşırdım

tesekkür ederim emek edip okudun icin citir...

bunlar gazetelerin yazdiklari ve bir kac doktorun itraflari. birde bu tür olaylarin hic ortaya cikmayanlari var, birde onlari bilsen daha da cok sasarsin. eger tip doktoru degilsen.


bu olaylarin neden olusunu gercekten tartismak lagzim, doktorun böyle hata yapmasinin nedeni neden acaba ?

egitimindenmi kaynaklaniyor ?

cok yogunlugundanmi ?

asiri yorgunluk ve doktor yetersizligindenmi ?

bu tür hatalarin doktorlari karalamak olmamali, onlari vurdum duymasizlikla suclamamali. onlarin neden ve ne gibi sartlarin altinda calisip ve nekadar stres icinde olduklarini anlamak lagzim. bir doktor yeri geliyor nerdeyse 24 saat hastanede calisiyor ve hic bir sekilde dinlenmeden etmeden yine göreve gidiyor.

elbett yinede isini gercek anlamla iyi yapan doktorla , isini iyi yapmiyan doktoru ayirmak lagzim . ayni sekilde isini iyi yapan hastane doktoru ile isini iyi yapan kendi yeri olan doktoru ayirdigimiz gibi.

doktor sayisi su anki dünya konjukturune göre her ülkede cok düsük, yeterli doktor yok. almanyayi örnek alacak olursak eger daha kimse kolay kolay doktor olmakm istemiyor, olanda yurt disina cikip orada yapiyor. cünkü almanyada doktorun calisma sartlari cok agirlasti ve bi okadarda kötülesti. sorumluluk cok oldu ama gelir ayni, doktorlarin yetkisi de asaldi. kararlari hastalik sikortalari ve pharma sirketleri üslenmekte, doktor istedigini ilaci yazamaz hale geldi....

neyse biraz ordan biraz burdan birseyler anlatmaya calistim bu kompleks konuyu, inanin bir cok doktor o kadar dertli ki bu konulardan dokunsaniz agliyacak.

saygilarimla.

Kerem
  Alıntı ile Cevapla
Alt 08-08-2009, 05:10 PM   #15 (permalink)
BeRLiNDeN
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Cerrahide “daha az hata” için kurallar

Toplum Sağlığı Araştırma ve Geliştirme Merkezi Başkanı Prof. Dr. Nazmi Zengin, DSÖ'nün haziranın sonunda hazırladığı ''Cerrahi Güvenlik Kontrol Listesi''ni ''Türkçe'ye çevirerek temmuz ayının ilk haftasında Sağlık Bakanlığı'na gönderdiklerini'' belirtti.


Cerrahide “daha az hata” için kurallar belirlendi

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), cerrahi operasyonlardaki olası hataların önlenmesi amacıyla ''Cerrahi Güvenlik Kontrol Listesi'' hazırladığı ve uygulanması için tüm ülkelere öneride bulundu.

Listenin tam olarak uygulanması halinde, ''ölüm, sakatlık ya da organ kaybı ile sonuçlanan ameliyat hatalarının'' engellenebileceği belirtildi.

Toplum Sağlığı Araştırma ve Geliştirme Merkezi Başkanı Prof. Dr. Nazmi Zengin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dünyada yılda 234 milyon büyük cerrahi işlem yapıldığını söyledi.

Dünya genelinde her 25 kişiden birinin büyük ameliyat geçirdiğini belirten Zengin, ''Küçük ameliyatları da sayarsak ameliyat sayısının 1,5 milyara ulaşacağı tahmin ediliyor'' dedi.

Türkiye'de, 2007 yılı verilerine göre 2 milyon 256 bin büyük, 1 milyon 308 bin orta ve 1 milyon 585 bin küçük ameliyat yapıldığını anlatan Zengin, ''Bu ameliyatların önemli bir kısmında basit önlemlerle engellenebilecek hatalar nedeniyle hastalarda kalıcı sağlık sorunları ya da ölümlerin ortaya çıkabildiğini'' öne sürdü.

-''LİSTE SAĞLIK BAKANLIĞINA GÖNDERİLDİ''-

Zengin, DSÖ'nün, haziranın sonunda hazırladığı ''Cerrahi Güvenlik Kontrol Listesi''ni tüm ülkelere uygulanması yönünde öneride bulunduğunu söyledi.

Listenin, küresel planda yaşanan cerrahi güvenlik sorununu çözebilmek amacıyla hazırlandığını belirten Zengin, ''Listenin tüm hastanelerde uygulanması halinde ölüm, sakatlık ya da organ kaybı ile sonuçlanan ameliyat hatalarının önüne geçilebilecek'' dedi.
''Türkçe'ye çevirdikleri listeyi temmuz ayının ilk haftasında Sağlık Bakanlığı'na gönderdiklerini'' belirten Zengin, hem dünyada hem de Türkiye'de daha önce de benzer listelerin çeşitli hastanelerce ve uluslararası akreditasyon kuruluşlarınca geliştirildiğini ve sınırlı sayıda hastanede uygulandığını söyledi.

Zengin, listenin, dünyanın önde gelen 8 tıp merkezinde bin hasta üzerinde yapılan pilot çalışmayla listenin güvenilirliğinin ve geçerliliğinin test edildiğini, bu açıdan dünyanın her yerinde uygulanabilir standart bir liste olma özelliği taşıdığını ifade etti. Zengin, ''Bu nedenle, biz, Cerrahi Güvenlik Kontrol Listesi'nin Sağlık Bakanlığı tarafından ülkemizde cerrahi uygulanan tüm sağlık birimlerinde kullanımının zorunlu hale getirilmesini istiyoruz'' diye konuştu.

ÜÇ BÖLÜMDEN OLUŞUYOR

Cerrahi Güvenlik Kontrol Listesi, anestezi verilmeden önceki 'Giriş', cilt kesisi yapılmadan önceki 'Ara' ve hastanın ameliyathaneden çıkarılmadan önceki 'Çıkış' evresine ait soruların bulunduğu tek sayfalık bir formdan oluşuyor.

Formun 1. bölümünde, hastanın kimlik bilgileri ile ameliyat yeri ve yapılacak işlemin hasta tarafından onaylandığını belirten bilgiler bulunuyor.

Ameliyat yerinin işaretlenip işaretlenmediği, anestezi güvenlik kontrolünün tamamlandığı, hastaya takılan cihazların çalıştığının kontrolünü kapsayan soruların yanı sıra ''Hastanın bilinen alerjisi var mı?', 'Zor entübasyon/aspirasyon riski var mı?' ve '500 mililitreden fazla (çocuklarda 7 mililitre) kan kaybı riski var mı?'' sorularının yanıtlanması gerekiyor.

Formun 2. bölümünde de şu soruların yanıtlanması isteniyor:
''-Ekibin tüm üyelerinin adlarını ve rollerini bildirdiler mi?
-Cerrah, anestezi görevlisi ve hemşire (hastayı, ameliyat yerini ve işlemi) sözel olarak onayladı mı?
-Beklenen kritik olaylar cerrah, anestezi ekibi ve hemşire ekibi tarafından gözden geçirildi mi?
-Son 1 saat içinde koruyucu antibiyotik uygulaması yapıldı mı?
-Gerekli görüntüleme tetkikleri ortaya konuldu mu?''
Formun 3. bölümünde ise hemşire ve ameliyat ekibinden sözlü olarak, ''Yapılan işlemin adının yazıldığı; alet, spanç ve iğne sayımlarının doğru olduğu; alınan materyalin nasıl işaretlendiği; cerrahi, anestezi görevlisinin ve hemşirenin hastanın derlenme odasındaki bakımı ve tedavisi konusunda dikkate değer noktaları gözden geçirdiği konularında onay alındığı'' gibi sorulara cevap isteniyor.

(Cerrahi Güvenlik Kontrol Listesi'ni edinmek için lütfen tosagem@gmail.com adresine boş bir mail gönderiniz)

GÜVENLİK KOORDİNATÖRÜ DENETLEYECEK

Prof. Dr. Nazmi Zengin, ameliyathanelerde belirlenecek bir cerrahi güvenlik koordinatörünün, bu listeyi takip ederek ameliyat yapan ekibin bir evrede gerekli olan güvenlik koşullarını yerine getirmeden bir sonraki evreye geçmemesini sağlayacağını belirterek, şunları kaydetti:

''Örneğin, 'Giriş' evresinde, koordinatör hastanın vücudunda ameliyat yeri dosyasındakine uygun olarak işaretlenmiş mi işaretlenmemiş mi bakar ve bir uyumsuzluk varsa ameliyat ekibini uyarır. Açıktır ki, Sağlık Bakanlığı söz konusu listeyi ülke çapında uygulanmaya koyduğunda, 'katarakt ameliyatı yerine rahim ameliyatı yapılması ya da yanlış taraftan ameliyat yapma' gibi durumlar tarihe karışacaktır.

Bir başka örneği 'Çıkış' evresinden verelim. Bu evrede cerrahi aletler, havlular, iğneler teker sayılır ve koordinatör bunların ameliyat sonunda olması gereken sayıda olup olmadığını denetler. Bu kontrol yapılırsa basında sık sık karşılaştığımız 'hastanın karnında pens unutuldu', 'gazlı bez unutuldu' haberlerini de bir daha duymamız mümkün olmayacaktır.''

TIBBİ HATALAR

Hasta Güvenliği Derneği Genel Başkanı Dr. Mustafa Bulun ise ABD'de, Institute of Medicine tarafından yayımlanan bir raporda, ''ABD'de her yıl 44-98 bin kişinin önlenebilir tıbbi hatalar sonucu yaşamını yitirdiğinin'' ifade edildiğini belirterek, ''Bu ölümler gözönüne alındığında, tıbbi hatalara bağlı ölüm oranının tüm ölümler arasında ilk beşte olduğu belirlenmiştir'' dedi.

''Cerrahi hataların tıbbi hataların yüzde 48'ini oluşturduğunu'' ifade eden Bulun, cerrahi hataları engellemek için hastanın ameliyat olacağı yerin mutlaka işaretlenmesi gerektiğini kaydetti.





Konu ile ilgili bir başka haber

Dünya Sağlık Örgütü ameliyat hatalarına el koydu

Her 25 kişiden biri, hayatı boyunca en az bir kere ameliyat geçiriyor. Bu nedenle konu, hepimizi ilgilendiriyor. Ameliyathanelerde yapılan hatalar küçümsenmeyecek boyutta. Çıkan komplikasyonlardan yarısı, önlenebilecek sorunlar. Ama bazı yanlışlar da ürkütücü: Sağ böbrek yerine sol böbrek alınabiliyor, hatta hastalar birbirine karıştırılıyor! Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü 40 kişilik bir komite kurdu ve güvenli ameliyat için bir denetim listesi oluşturdu. Komitedeki tek Türk hekim, Prof. Dr. İskender Sayek anlattı.

Geçen hafta İzmir'den bir haber geldi: Katarakt ameliyatı geçirmesi gereken kadının yanlışlıkla rahmi alınmıştı. Rahminde kist bulunan Ünsal Bektaş ile gözünde katarakt bulunan Saadet Kılınç'ın aynı anda ameliyathaneye getirilmesiyle hatalar zinciri başladı. İki hasta yan yana sedyelerde yatıyordu. Kılınç'ın üzerine yanlışlıkla Bektaş'ın, Bektaş'ın üzerine ise Kılınç'ın dosyası konuldu. Kadın hastalıkları ve doğum uzmanıyla anestezi uzmanı, belli ki adını dahi sormadan Saadet Kılınç'ı ameliyata aldı. Onun rahmi çıkarılırken, göz doktorları Ünsal Bektaş'ın kendi hastaları olmadığını fark etti. Servislerde hastayı aramaya başladılar. Sonunda Kılınç'ı buldular ama geçti, 55 yaşındaki kadın rahminden olmuştu bile. Cerrah ve anestezi uzmanı hekim hakkında soruşturma başlatıldı, hiç değilse bundan sonra benzer olayların önüne geçmek için hastalara bileklik takılması kararı alındı.

HERKESE SORUMLULUKLARI HATIRLATILDI

Yukarıdaki olayın vahim bir hata olduğu tartışmasız. Üstelik, sonu bundan çok daha kötü biten hatalı ameliyatlar hiç az değil. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre dünyada bir yılda 234 milyon ameliyat yapılıyor. Gelişmiş ülkelerde ameliyatta komplikasyon görülme sıklığı yüzde 3-16. Bunların binde 4-8'i kalıcı bir sakatlık veya ölümle sonuçlanıyor. Bu rakamlar gelişmekte olan ülkelerde daha da yüksek. Büyük ameliyatlardan sonra ölüm oranı yüzde 5-10 arasında.

İşte bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü, ameliyatlarda riskleri azaltacak yeni bir denetim listesi hazırladı. Ameliyat ekibinde çalışan herkese görevleri hatırlatıldı. Yeni ameliyat güvenlik protokolünü hazırlayan 40 kişilik komitede Türkiye'den tek bir uzman vardı: Hacettepe Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İskender Sayek.

Dünya Sağlık Örgütü, birkaç yıldır hasta güvenliğini sağlamak için projeler yapıyor. Geçen yıl gündeminde kan ve kan ürünleri, enfeksiyon, bağışıklama, klinik girişimler, el temizliğinin önemi gibi temel konular vardı. Projenin ikinci ayağı, "Güvenli Ameliyat Hayat Kurtarır" sloganıyla yaptığı bu çalışma oldu. İlgilendirdiği insanların sayısına bakılırsa bu aslında bir toplum sağlığı çalışması.

EKİP HER AŞAMADA ONAY ALMAK ZORUNDA

Ameliyat güvenliği konusunda yaşanan zaaflar insan faktörüne bağlı ama tüm sorumluluğun ekibe bağlanması yanlış. Altyapı koşulları, ameliyatın yapıldığı kurumun durumu, çalışma şartları gibi faktörler de var. Genellikle bir ameliyatta sorun çıkınca cerrah suçlanıyor ama tek sorumlu o değil. Nitekim Dünya Sağlık Örgütü, sağlık hizmetlerinde başarının ekip çalışmasından geçtiğini vurguluyor, cerrahın sorumluğunun yanısıra, anestezi uzmanı, hemşire, sağlık teknisyenleri ve ameliyatta görev alan herkesin görevi var.

Denetim listesi, anestezi verilmeden önce, deriyi kesmeden önce ve hasta ameliyathaneden çıkmadan önce olmak üzere ameliyatın üç evresini ele alıyor. Bu evrelerin her biri ameliyat sürecinin özel bir dönemine karşılık geliyor. Ameliyatın ilerlemesi için, ekibin her aşamada, denetim listesi koordinatöründen yapılması gerekenlerin tamamlandığına dair onay alması gerekiyor.

Yeni denetim listesi, dünyada 8 pilot bölgede uygulandı ve ameliyat risklerini yüzde 50'ye varan oranlarda azalttığı görüldü. Denetim listesi, pilot bölgelerde standartlara uyulma oranını yüzde 36'dan yüzde 68'e çıkardı. Hatta bazı hastanelerde bu oran yüzde 100'e kadar ulaştı, komplikasyon ve ölümler büyük ölçüde azaldı. Yeni güvenlik uygulamasının 2008 sonundan itibaren yaygınlaşması bekleniyor.

Üç adımda güvenli ameliyat kuralları

1) Anestezi yapılmadan önce Hastanın kimliği, hangi ameliyatın yapılacağı denetleniyor, hangi tarafının ameliyat edileceği gözden geçiriliyor, ameliyat edilecek taraf işaretleniyor, sonra işaret denetleniyor, onay alınıyor. Anestezi güvenliği denetleniyor, oksimetreye bakılıyor, hasta alerji, havayolu açıklığı, aspirasyon ve kanama riski açısından değerlendiriliyor.

2) Hasta uyuduktan sonra Hasta uyumuş ama henüz ameliyat başlamış değil. Ekipteki herkesin birbirini tanıması gerekiyor. Cerrah, anestezist ve hemşire, yapılacak ameliyatı, ameliyat tarafını ve doğru hasta olup olmadığını aralarında konuşarak kontrol ediyorlar. Cerrah, ameliyat süresini, ameliyatın özelliklerini anestezi uzmanıyla paylaşıyor. Anestezi ekibi hastaya özgü kalp, hipertansiyon gibi sorunları araştırıyor. Hemşire, cerrahi alet ve malzemelerde sterilasyonun sağlanıp sağlanmadığına bakıyor. Cerrahi enfeksiyonların önlenmesi açısından antibiyotiğin doğru zamanda verip verilmediği değerlendiriliyor (operasyondan bir saat önce verilmesi öneriliyor). Tomografi gibi görüntüleme materyallerine bakılıyor.

3) Ameliyathaneden çıkmadan önce Hangi ameliyatın, kime yapıldığını hemşire tanımlıyor. Gazlı bezleri ve cerrahi aletleri sayıyor, cerrah onaylıyor. Çıkarılan doku değerlendiriliyor. Ameliyat sırasında herhangi bir olay olduysa bunun belgelere geçmesi sağlanıyor. Cerrah, anestezist ve hemşire, ameliyatın kısa bir değerlendirmesini aralarında yapıyor. Ameliyat sonrası bakımı için önemli ipuçları, bakımı üstlenecek gruba aktarılıyor.

En büyük sebep aceleci davranmak

Araştırmalar, gelişmiş ülkelerdeki ameliyatlarda karşılaşılan büyük komplikasyonların yüzde 3-16'sının aceleci cerrahi prosedürlerden kaynaklandığını ortaya koyuyor.

Buna karşılık gelişmekte olan ülkelerde başka sorunlar var. Örneğin Sahra Altı Afrika ülkelerindeki ameliyatlarda, sadece genel anesteziden kaynaklanan ölüm oranı 150 insanda bir.

YANLIŞ HASTANIN VE YANLIŞ AMELİYATIN NEDENLERİ

Acil ameliyatlar,

Ölümcül obezite, fiziksel deformite gibi fiziksel özellikler,

Ameliyatın başlaması veya tamamlanması için zaman baskısı,

Cerrahın ve ekibin alışık olmadığı bir ekipmanla veya tanımadıkları bir ameliyathanede çalışması,

Aynı ameliyata birden çok cerrahın katılması,

Tek seferde birden fazla ameliyatın sürdürülmesi.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 08-08-2009, 05:25 PM   #16 (permalink)
BeRLiNDeN
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Tıbbi hatalar ölüm nedenleri arasında 5’inci sırada

İş yükünün fazlalığı ve yardımcı personel yetersizliğinin tıbbi hatalarda önemli payı olduğunu belirten doktorlar, “Hatanın bedelini biz değil sigorta ödesin” diyor.





KOCAELİ (KOÜHA) -
Tıbbi hatalardan kaynaklanan ölümler dünyada beşinci sırada yer alıyor. İş yükü fazlalığı ve yardımcı personel yetersizliği gibi nedenlerle hata yapabildiklerini belirten doktorlara göre hataların bedelini yanlışlık sigortasının ödemesi gerekiyor.
Kocaeli Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ömer Gider’in tıbbi hatalarla ilgili araştırması konuyla ilgili çarpıcı bilgiler içeriyor. Araştırmaya katılan doktorlara göre tıbbi hataların ilk sıradaki nedeni iş yükünün fazla olması. Doktorlara göre kısa sürede çok sayıda hastaya bakmak zorunda kalmalarından dolayı oluşan yorgunluk ve bitkinlik ikinci, yardımcı personel yetersizliği ise üçüncü sıradaki nedenler arasında yer alıyor. Doktorlar, tıp ve kendi uzmanlık alanlarındaki bilgi yetersizliğini de söz konusu hataların en önemli nedenleri arasında sıralıyor.
Ankete Kocaeli’deki 722 hekimden 236’sının katıldığını belirten Yrd. Doç. Dr. Ömer Gider, “Çalışma saatlerinin yoğunluğu ve hekim başına düşen hasta sayısı önemli faktörler arasında yer alıyor” dedi. Yaşanan bu durumun başka bir boyutunun da dikkate alınması gerektiğini söyleyen Gider, “Hekimin, döner sermayenin payına düşen gelirin artırılması için bir günde 70’ten fazla hastayla ilgilenmesi gerekiyor” diye konuştu.

Tıbbi hatalar “imaj zedelenmesin” diye gizleniyor

Gider’in araştırmasına göre doktorlar ‘hekimin tıp ve kendi uzmanlık alanındaki bilgi yetersizliği ya da eksikliğini’ tıbbi hatalara yol açan etkenler arasında altıncı sırada ifade ediyor. Nedeni ne olursa olsun sağlık kuruluşları kurum imajının zedelenmemesi için
başarısızlıkları saklama yolunu seçiyor.
Tıbbi hatalara bağlı ölümlerin; kalp hastalıkları, kanser, serebrovasküler hastalıklar (felç tipi hastalıklar) ve KOAH’tan (akciğerdeki hava keseciklerinin tıkanması) sonra beşinci sırada yer aldığını kaydeden Gider, “Tıbbi hataların ölüm nedenleri arasında çok önemli bir yeri var. Hastalar tazminat davası açarak haklarını arayabilir” dedi. Ancak araştırmaya göre doktorlar bu hatalarla ilgili açılacak tazminat davalarında mağdur olmak istemiyor ve hataların bedelinin yanlışlık sigortası tarafından ödenmesini istiyor.
“Tıbbi hata dediğimiz olayların belirlenmesi çok zor bir durum. Hastanın ilaca gösterdiği reaksiyon mu? Yoksa tıbbi bir hata mı? Belirlemek çok güç” şeklinde konuşan Gider,doktorların tıbbi hatalar nedeniyle herhangi hukuki bir sorumlulukları olmadığını bunun sonucu olarak yeterli yaptırımın da olmadığını kaydetti. Doktorların hukuki sorumluluk üstlenmesini düzenleyen yasa tasarısı bekletilirken onlar da bu sorumluluk nedeniyle tazminat ödememek için “yanlışlık sigortası” çıkartılmasını istiyorlar.
Diğer ülkelerde konuyla ilgili yasal düzenlemelerin Türkiye’ye oranla epey ilerde olduğunu belirten Gider, Amerika’da hukuki sürecin çok daha hızlı işlediğini tıbbi hatalar nedeniyle hastanın mağduriyetine neden olan ilgili personel ve sağlık kuruluşunun tazminata mahkum edildiğini sözlerine ekledi.

ABD’de her yıl 100 bin kişi tıbbi hata nedeniyle ölüyor

Tıbbi hatalarla ilgili araştırmalar dünyada konunun ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor. Örneğin Harvard Study’nin 30 bin121 hasta üzerinde yaptığı çalışmaya göre tıbbi hataların yüzde 47,7’si cerrahi hataları. Kalan yüzde 52,3’ün ise yüzde 19,4’ü yanlış ilaç seçimi, yanlış doz, ilaç alerjik reaksiyonu gibi nedenlerden kaynaklanıyor. Tıbbi hatalar konusunda kapsamlı çalışmalar yapan Amerikan Tıp Enstitüsü’ne göre Amerika Birleşik Devletleri’nde her yıl yaklaşık 100 bin kişi tıbbi hatalar nedeniyle hayatını kaybediyor.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 09-08-2009, 02:07 AM   #17 (permalink)
BeRLiNDeN
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Tıbbi uygulama hataları

Doktor hataları son on yılda ülkemizde de çok sık duymaya başladığımız bir kavram. Medyanın da çok sevdiği ve sürekli gündeme taşıdığı şekliyle doktor faciası , sağlık skandalı gibi sansasyonel başlıklarla gündeme gelen bu konu her gün gündemde olmasına karşın çok az bilinen bir konudur. Her hangi birini değil tıpla ilgili birini çevirin ve ona hata deyin sınırlarını çizmekte zorlanacaktır. Aslında örneği daha farklı ve belirleyici bir boyutta verebiliriz. Bugün yargıya giden olgularda hata nedir diye sorduğunuzda net ve sınırları çizilmiş bir tanımın olmadığını göreceksiniz. O yüzden de bu olgular herhangi bir müteahhidin yapıp sonra yıkılan binası için açılan davada ne yapılıyorsa aynı şeylerin yapıldığı ve karara bağlandığı olgular olarak karşımıza çıkmaktadır.

Her uygulamada standart davranışların uygulanması ancak objektif ve bilimsel olarak ölçülebilen davranışı sağlamaktadır. Herhalde en çok gereksinimin olduğu alanlardan birisi de bu konudur.

Tıpta hata kavramına baktığımızda ilk dikkati çeken boyut bir çok diğer dallara göre burada ekip olarak çalışmanın özellikle en sık karşılaştığımız cerrahi dallar için geçerli olduğunu görmekteyiz. O yüzden öncelikle bu konunun başlığının tartışılmaya açılması gerektiğine inanıyorum. Bu alana giren olgular doktor hatası değil tıbbi uygulama hatası olarak isimlendirilmelidir. Çünkü olası bir hata ekip başı olan doktordan kaynaklanabileceği gibi ekibi oluşturan diğer elemanlardan hemşire, sağlık teknisyeni, diğer personel veya teknik aksamda meydana gelen bir problemden de kaynaklanabilir. O yüzden de bu tip olguların tıbbi uygulama hatası olarak isimlendirilmesi gerekmektedir.

Tıp uygulaması diğer başka meslek gruplarına göre çok farklı bir boyuta sahiptir. Çünkü çalışma alanının insan vücudu olması ve insan üzerindeki her tip uygulamayı kapsadığı için çok daha farklı bir yaklaşımı ve titizliği gerektirmektedir. Bunun için doğal olarak ilk aşama da bu konudaki bilgi birikiminin sağlanmış olması ve uygulamada hata olasılığını sıfıra yakın düzeye getirecek prosedürel yaklaşımlardır. Yani tıp ekibi mesleğini uygularken insan vücudu üzerinde çalıştığının bilincinde olarak kurallar çerçevesinde ve bilimsel doğrulara bağlı olarak uygulamaların yapılması prensibinden hiç taviz vermemek zorundadır.

Neden acaba doktor hasta karşısında bu denli kurallara uyumlu ve bu konuda tavizsiz durumda kalmaktadır? Bunun cevabı çok basittir. Çünkü doktor elinde bulundurduğu bilgi/yeti birikimi nedeniyle hasta olarak hekimin karşısına gelen kişinin vücudunun bütünlüğüne, varlığına müdahale erkini elinde tutmaktadır. Yani doktor ve ekibi bilgi ve becerisi ile karşısındaki hastanın problemini çözme becerisini hastasının vücudu üzerinde ya da direkt vücuduna etkileyecek müdahaleler yapacaktır ve doğa ile birlikte kişinin doğal yapısı üzerinde değişiklik yapabilme durumunda olan ikinci kurumdur. Doktor hastaya müdahale ederek doğa dışında insan yapısına müdahale edebilen ikinci faktör konumunu kazanmaktadır. Bu da çok büyük güç olabilen doktorun kontrolünü ve kurallar dışına çıkarak subjektif doğrular adına hastaya bir zarar verebilme olasılığının önlenmesini gerektirmektedir.

Bu nedenledir ki tıbbi uygulama kuralları çok detaylı düzenlenmiştir. Hasta hakları da tarihin her aşamasında farklı da olsa tartışma konusu olmuş metinler konumunu taşımaktadır. Aynı şekilde bu yüzdendir ki uluslararası bildirgelerde kabul edilmiş maddelerin bir çoğu temel insan hakları başlıklarına benzemektedir. Ancak hasta haklarını değerlendirirken bunun biraz daha üstünde bir yaklaşımın olduğunu söyleyebiliriz. Bu noktada hasta hakları hastanın varlığına saygı ile başlayan, kendi yaşamı ve vücut bütünlüğü hakkında eksiksiz bilgilendirilerek özgür ve ulaşılabilen en doğru kararları almasını sağlayacak olan davranış biçimini belirleyen bir hukuksal ve ahlaksal ilkeler bütünü olarak karşımıza çıkmaktadır.

Tarihsel süreç içerisinde doktor-hasta ilişkilerine göz attığımızda çok radikal değişimlerin olduğu izlenmektedir. Eski çağların kişisel ilişkilere dayanan yaklaşımları yerine teşhise yönelik mekanik bir düzenin geçtiğini görmekteyiz. Eskiden hasta –doktor ilişkisi özel ve kişisel ilişkiler olarak tanımlanabilecek boyutta karşılıklı ilişkiyi kapsamaktaydı. Hasta hastasından anamnezi karşılıklı konuşarak alır ardından da fiziksel muayeneye geçerdi . Bunların yanı sıra sınırlı birkaç teşhisi kolaylaştırabilecek yöntem vardı. Bu sınırlı laboratuar çalışmalarını kullansa bile temelde hastayla yüz yüze ve kişisel olarak beraber olarak bulunur ve ona göre teşhis ve tedavisini yapardı.

Bugün artık yüzyıllar öncesinin hekim hasta ilişkileri yoktur. Hasta doktorunu ancak son aşamada tüm tetkikler ve bilgileri verdikten sonra hastalığının bildirilmesi ve tedavi prosedürünün bildirilmesi aşamasında görebilmektedir. Artık teknolojinin gelişimi ve ihtisaslaşma en küçük aşamada farklı bir uzmanın görev almasını ve zincirleme çok sayıda prosedürün hastaya uygulanması işlemini yaratmaktadır.

Günümüzde gelişmiş teknoloji, sağlık alanındaki eşitsiz kaynak/hizmet dağılımı ve maliyet/yarar hesapları, hekimlik pratiğini tıbbi bilgiden daha fazla etkilemekte ve temel kriteri hekimin kişisel becerileri yerine teşhiste kullanılan mekanik araçların gelişmişliği oluşturmaktadır.

Gelişen teknoloji bir yandan yaşamları kurtarırken, bir yandan da hekim-hasta ilişkisini kişisel/birebir ilişki çerçevesinden çıkarmakta, diğer yandan serbest piyasa ekonomisi içerisinde değerlendirilen sağlık hizmetleri sağlıklı olma ve bu hizmetleri kullanma hakkını sıradan bir alışveriş ilişkisine dönüştürmektedir. Yani artık kişilerin birbirlerine saygı duyarak ve bireyselleştirerek yaklaştıkları , paranın ikinci sırada değerlendirildiği eski hekim-hasta ilişkileri yerini acımasız , rekabetin ana ilke olarak yer aldığı bir pazar ortamına bırakmıştır. Artık en iyi teşhis ve tedavi araçlarına sahip olmak , belli konumlarda olmak , ünvanların pazarlanması gibi ekonomik pazarın tüm ögeleri sağlık alanında da başrolde bulunmaktadır.

Tıbbi uygulama hataları uluslar arası jargonda malpraktis olarak tanımlanmakta ve böyle anılmaktadır. Türkçeye de çarpık bir ifade olarak malpraktis olarak yerleşen bu deyimin türkçesi tıbbi uygulama hatalarıdır.
Malpraktis son 30 yılda özellikle bazı gelişmiş ülkelerde ve son yıllarda da tüm dünyada tartışılan, etik, hukuki, tıbbi, eğitimsel ve yönetimsel yönleriyle çok yönlü, çok boyutlu bir konudur. Kısaca bir işi profesyonel olarak yapan kişilerin hatalı uygulamaları, bilgi, beceri ve özen eksiklikleri ya da ihmalleri sonucu hizmet alanın zarar görmesidir .Türkiye’de de son 10 yıl içinde konu çeşitli boyutlarda tartışılmaya başlanmış ve çözüm arayışları süren dinamik bir sürecin yaşandığı izlenmektedir.

1- Hekimin risklerini ve sonuçlarını bilerek hastasına bir tedaviyi ya da ameliyatı uyguladığı durumlarda olduğu gibi “kastın” söz konusu olduğu durumlar

2- Hastanın kasten değil, büyük ve açık bir “ihmal” sonucu zarar gördüğü durumlar,

3- Hastanın zarar görmesine yol açan durumun, önceden giderilmesi gereken bir “bilgi eksikliğinden, bilgisizlikten” kaynaklandığı durumlar.
Tıbbi uygulama hataları, klinik, etik ve hukuksal boyutlarıyla, hekimlik mesleğinin çok kapsamlı, ama öte yandan bazı bakımlardan da belirsizliğini koruyan konularındandır. Konuya çok boyutlu bir perspektifle bakılmadığında, sorunların doğru tanımlanması ve dolayısı ile doğru çözümler üretilmesi olanaksız olacaktır.

Tıbbi uygulama hatalarının çok boyutlu ele alınmasını gerekli kılan başka karmaşık durumlar da bulunmaktadır: Bunların başında giderek daha fazla karşılaşılan tıbbi uygulama ve ürünlerinin reklam kampanyalarıyla kamuoyuna duyurulması, bu “kampanyaların” içeriklerindeki hata, eksiklik ya da saptırmalar, bu uygulamaları talep etmeye başlayan geniş kitleleri ilgilendirmeye başlamakta ve bazı temel kavramları açığa çıkarmayı gerekli kılmaktadır.

Dünya Tabipleri Birliği’nin (The World Medical Association) 1992 yılında, 44. Genel Kurulu’nda kabul ettiği “Tıpta Yanlış Uygulama” konulu duyurusunda tıbbi uygulama hatalarını “hekimin tedavi sırasında standart uygulamayı yapmaması, beceri eksikliği veya hastaya tedavi vermemesi ile oluşan zarar” olarak tanımlamıştır. Dünya Tabipleri Birliğini bu açıklamayı yapmaya zorlayan faktör; bu konuya ilişkin davaların sayısının çok artışıdır .
Tıbbi uygulama hataları çok farklı boyutlarda ve her tür operasyonel işlemde meydana gelebilecek bir olgudur. Tıbbi uygulama hatalarının bilimsel çalışması yapılırken hataların kategorize edilmesi ilk aşamayı oluşturmaktadır. Yapılan hataları şu alt başlıklarda incelemek mümkündür.

1- Yargı hatası: bilgi Eksikliği, kasıt, ihmal

2- Mekanik Hatalar:ekipmanla ilgili

3- Teknik hatalar: tıbbi tekniği uygularken oluşanlar

4- Beklenti hataları

5- Sistem hataları

Tıbbi Uygulama hatalarına farklı bir yaklaşım da olguları klinik , tıbbı etik ve hukuksal prosedür açısından değerlendirmek ve incelemektir.

Klinik Boyut

Bir olguda öncelikli olarak, hekimin yaptığı uygulamanın, var olan tıbbi bilgi, beceri ve deneyim birikimi bakımından, içinde bulunulan durum da dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Buna göre sorulması gereken bazı temel sorular şunlardır:

1. Hekim uygun ve yeterli bir öykü aldı mı?

2. Hekim uygun ve yeterli bir fizik muayene yaptı mı?

3. Gerekli testler yapıldı mı?

3. Hekimin tanısı doğru muydu?

4. Hekimin seçtiği tedavi doğru muydu?

5. Tedavinin uygulanma süreci doğru muydu?

6. Ortaya çıkan komplikasyon önlenebilir nitelikte miydi?

7. Ortaya çıkan komplikasyonun tanısı doğru biçimde ve zamanında kondu mu?

8. Ortaya çıkan komplikasyona yönelik uygulanan tedavi planı uygun ve yeterli miydi?

Bu sorular, konunun ele alındığı ayrıntı düzeyine bağlı olarak çok fazla artırılabilir. Burada en temel ve ilk akla gelen sorular tanımlanmıştır. Genel olarak değerlendirmek gerekirse, hekimin tanı ve tedaviye giden karar verme sürecinde bir kaç noktada kritik önemde hata yapabileceği görülebilir:

1. Hatalı tanı: Bazı durumlarda hekim hastasına hatalı olarak, olmayan bir hastalığa ait bir tanı koyabilir; buna bağlı olarak yan etkilerini göze alarak bazı ilaçları uygulayabilir, ya da hatta hatalı biçimde daha büyük risk ve olumsuzluk taşıyan gereksiz bir ameliyat uygulayabilir. Ya da bunun tersi bir durum olabilir: Hekim hastasını aslında hasta olduğu halde hatalı olarak sağlıklı bulabilir, hasta eve gittikten bir süre sonra, bu hastalığın zamanında tanınıp tedavi altına alınmamış olmasından kaynaklanan bir olumsuzlukla karşılaşabilir.

2. Hatalı Tedavi: Bazı durumlarda tanı doğru olabilir, ama hekimin uygun bulduğu ve uyguladığı tedavi, geçerli tıbbi bilgiler ışığında uygunsuz ya da yetersiz olabilir. Bu durumda da hasta bu uygulamadan önemli zararlara uğrayabilir. Bu durumun da değişik olasılıkları bulunmaktadır: Bazen tedavi seçimi tümüyle yanlıştır. Bazense uygulanan tedavi de tedavi seçeneklerinden biri olabilir: Ama bu eski bir uygulama olabilir, ya da hastanın durumunda başka bir tedavi daha öncelikli olarak seçilmek zorunda olabilir.

3. Önlenebilir bir olumsuzluğu öngörememek, tanıyamamak ya da önleyememek: Bazı durumlarda tıbbi uygulamaların bazı olumsuz sonuçları olabileceği baştan bilinmektedir. Konuyu güçleştiren nokta da budur. Eğer bu olumsuzluklar göze alınamazsa, tıbbi uygulamaların neredeyse hiçbiri gerçekleştirilemez. Bu bir değerlendirme sorunudur. Ancak, ortaya çıkabilecek sorunların önceden kestirilebildiği durumlarda, mutlaka her bakımdan önlemler alınmalıdır. Hastadan yeterli bir öykü alındığını, yeterli fizik muayene yapıldığını, gerekli testlerin uygulandığını, teşhiste ve tedavi seçiminde hata yapılmadığını varsaysak bile, uygulanan ilacın çok nadir de olsa karşılaşılabilecek yan etkilerinin bertaraf edilmesi için gerekli bilgi, beceri, deneyim, teçhizat ya da ilaçların hazır olmaması, hastanın zarar görmesine neden olabilir. Ancak bazı acil durumlarda hekim, yapacağı girişimin can kurtaracağına hükmederse, muhtemel yan etkilerini ya da olumsuz sonuçları göze alarak, bu müdahaleyi uygulayabilir. Bu tür durumlarda bu riskler sonradan ortaya çıksa bile, hekimin haklılığı klinik olarak savunulabilecektir.

Doktorların tıbbi hatalar ile ilgili düşündüklerini son derece karmaşıktır.Ancak tıbbi hataları tam olarak analiz edebilmenin en önemli ipuçları da bu bakış açısından elde edilecektir. Tıbbi hatalarla ilgili doktorların bakış açısı tıp dünyasının davranış kalıplarıyla yakın ilgilidir. Bu konu hakkında çalışan sosyal bilimcilerin sayısı ise çok azdır. Onların bu çalışmalarını daha güncel başka çalışmalarla bir araya getirdiğimizde tıp dünyasının normları hakkında genel bir tablo çıkabilmektedir.

Bu tablodan tıp kültürünün ana özellikleri ortaya çıkacaktır. Bu özellikler ; tıbbi belirsizlik, bu belirsizlikten kaynaklanan ya da doğan meslektaşlık ruhu ve klinik çalışmalara karşı, potansiyel hatalar ya da kazalar da dahil olmak üzere, alınan belli tavırlardır.

Tıp etiğinin en başta gelen ilkelerinden ikisinde “önce hastaya zarar vermemek (primum non nocere)” ve “yararlı olmak” vurgulanmaktadır. Bu bir bakıma iyi bir sonuç için, daha önemsiz ya da daha küçük bir ihtimal taşıyan bir olumsuzluğu göze almak yönünde bir denge sorunu yaratmaktadır. Bu denge etik bir dengedir. Burada önemli bir nokta da, bu süreçler içinde hasta ve/veya yakınlarının görüşlerine başvurulması gereğidir.

Hekim sorumluluğu Tıbbi Etiğin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Hekimin, mesleki uygulamalar sırasında sorumlu sayılabilmesi için, ödevlerini tanımlamak ve bu ödevlerin yerine getirilip getirilmediğini saptamak gerekecektir.

Bu ödevler şu şekilde özetlenebilir:

- Hekimin hukuksal bakımdan hastaya bakmaya “yetkili” olması,

- Hekimin mesleki ve bilimsel bakımdan hastaya bakmaya “yeterli” olması,

- Hekimin hastasıyla olan ilişkisinde tıbbi, etik ve hukuksal olarak mesleki ilkelere bağlı olması,

- Hekimin tıbbi müdahalelerinde tıbbi, etik ve hukuksal olarak uygun ve doğru hareket etmesi,

- Her türlü müdahale için hastasının aydınlatılmış onamını almış olması.
Tıbbi ilişkide pek çok değişken varılan sonucu etkiler; hastanın durumu iyileşir, aynı kalabilir, bazen de kötüleşir. Bazen tıbbi olanaklar içinde yapılması gereken her şey yapıldığı halde, bu üç olasılıkta söz konusudur. Negatif bir sonuç tek başına tıbbi uygulamada bir ihmal, hata olduğunu kanıtlamaya yeterli değildir. Daha önce de yinelediğimiz tüm dünyada kabul edilen tanımı bir kez daha yineleyelim: Dünya Tabipler Birliği’ne göre malpraktis; “hekimin tedavi sırasında standart uygulamayı yapmaması, beceri eksikliği veya hastaya tedavi vermemesi ile oluşan zarar”dır . Ancak “tıbbi uygulama sırasında; ön görülemeyen bilgi ya da beceri eksikliği, sonucu oluşan zarar ise, istenmeyen sonuçtur ve hekimin bunda sorumluluğu yoktur” .

Hastada bir zarar ortaya çıktığında, ortaya çıkan zararın, tıbbi uygulamadan kaynaklanıp kaynaklanmadığını, uygulamanın kusurlu olup olmadığını belirleme görevi, tıbbi bilirkişilerindir. Tıbbi uygulamadan kaynaklanan zararlara İatrojenik zarar adı verilir. Ortaya çıkan zarar, uygulamanın; “tıp biliminin bu gün ulaştığı bilimsel ve teknik düzeyi, uygulamanın yapıldığı ortamın şartları, uygulamayı yapanın eğitim düzeyi göz önünde bulundurulduğunda, aynı ortam şartlarında, aynı yetkinlik düzeyinde bir hekimin göstermesi gereken özen gösterildiği halde” öngörülemeyecek bir sonucu ise bu istenmeyen sonuçtur ve hekimin bunda sorumluluğu yoktur .
Hemen her tür tıbbi uygulamanın bir takım riskleri vardır. Uygulama bu riskler göze alınarak, yarar - zarar dengesi gözetilerek yapılır. Ortaya çıkacağı veya çıkma ihtimali bulunduğu bilindiği, öngörülebildiği halde uygulamanın yapılması belirgin derecede hasta yararına ise uygulamanın yapılmasına engel kabul edilmez. Hastanın bilgisi dahilinde (aydınlatılmış onam) olduğu takdirde hekim, bu zararların ortaya çıkmasından sorumlu değildir. Bu hukukta “izin verilen risk” olarak ifade edilen kavramın tıpta karşılığı komplikasyondur. Öyleyse; hekim ya da sağlık çalışanlarının, tıbbi uygulamaları sırasında hastada oluşturdukları her türlü zararı iatrojenez olarak adlandırıyoruz.

İatrojenez kavramı içinde olmak üzere, tıbbi uygulamanın bakım standartlarına uygun olmasına rağmen ortaya çıkabileceği ilgili çevrelerce kabul edilmiş olan veya her türlü tedbirin alınmasına rağmen ortaya çıkmasından kaçınılamayan zararları komplikasyon olarak; ihmal, bilgi ve beceri eksikliği vb. nedenlerle ortaya çıkan bakım standartlarından bir sapmayı da içeren ve hastada bir zararla sonuçlanan, hatalı olduğu kabul edilen tıbbi uygulamaları ise malpraktis olarak kabul edebiliriz.

Tıp biliminin günümüzde ulaştığı bilimsel ve teknik düzey, uygulamanın yapıldığı ortamın şartları, uygulamayı yapanın eğitim düzeyi göz önünde bulundurulduğunda, aynı ortam şartlarında, aynı yetkinlik düzeyinde bir hekimin göstermesi gereken özen ise bakım standardı olarak adlandırılır. Hekim; görevlerini yerine getirmediği, uygulamalarında bakım standardından saptığı durumlarda sorumlu olacaktır. Bakım standartlarının belirlenmesinde; ortam şartları (uygulamanın yapıldığı yerin, teknik donanım olarak uygulamanın yapılmasına uygun olup olmadığını, uygulamanın acil ya da elektif hangi şartta yapıldığı, olay yerinin özellikleri… ), kişinin yetkinlik düzeyi göz önünde bulundurulur.

Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere İngiltere, İspanya, Japonya, Finlandiya vb. pek çok gelişmiş ülkede olduğu gibi Türkiye’de de tıbbi sorumlulukla ilgili davalar artmaktadır . Dünya Tabipleri Birliği’nin ( The World Medical Association ) 1992 yılında, 44. Genel Kurulu’nda kabul ettiği “Tıpta Yanlış Uygulama” konulu duyurusunda davaların artışına “tıbbi bilginin artması, tıbbi teknolojinin gelişmesi sonucu hekimlerin geçmişte yapamadıkları bazı işlemleri yapmaya başlaması ve bu ilerlemelerin çoğunlukla ağır riskleri de içermesi” gerekçe gösterilmiş; hekimler üzerinde, tıbbi hizmetlerin artan maliyeti ile ilgili baskı; medyanın hatalı tutumu; hasta ve hasta yakınlarının gerçekçi olmayan beklentiler içine girmeleri ve korumacı tıp uygulamasının etkileri diğer nedenler olarak sayılmıştır.”
Tıbbi sorumluluk davaları açısından en riskli alanlar kadın hastalıkları doğum alanı başta olmak üzere, anestezi ve ortopedidir .

İletişim eksiklikleri ve kayıt hataları:
Hasta ile hekim arasında uyumlu ilişkinin bulunmayışı, hasta ile bağlantının yetersiz oluşu. hasta ile ilgili diğer hekimlerle ve konsültanlarla bağlantının yeterli olmaması. Diğer hekimlerle yeterli bir bağlantının kurulmaması, ciddi sonuçlara yol açabilir. Mümkünse, tedaviye başlamadan önce, özel incelemelerin sonuçları bilinmelidir. Hastane kurallarının yanlış anlaşılması, hekimlerin çalıştıkları hastanelerdeki tıbbi uygulamaları belirleyen kuralları bilmeleri şarttır. Bu kurallara uyulmaması, fena sonuçlara yol açabilir. Telefonun uygun olmayan şekilde kullanımı da yanlış anlama ve uygulamalara neden olabilir. Kimi zaman hastayla tıbbi öneriler ve reçetelerin düzenlenmesiyle ilgili telefon konuşmaları yapmak gerekebilir.
Yetki sınırlarının aşılması ve konsültasyon:

Hekim, kendi uzmanlık alanı dışındaki konularda yetki sınırlarını aşmamalıdır. Hekimler hastaları için seçtikleri konsültanların hatalarından sorumlu tutulabilir. Konsültanın görevi ile ilgili sorunlar ortaya çıktığında, konsültandan ziyade ona başvuran hekim hakkında iddialarda bulunulabilir .
Aydınlatma ve onam:

Hasta planlanan tedavi hakkında yeterince aydınlatılmadığı gerekçesi ile dava açabilir. Herhangi bir tıbbi sorun nedeniyle ilaç kullanan ve bu esnada gebe kalan bir kadın ilacın kullanımının yol açabileceği konjenital anomali riski konusunda bilgilendirilmelidir. Hekim hastasından ilaç kullanımı, sigara ve alkol alımı konusunda ayrıntılı bir anamnez almalı ve hastayı bu maddelerin kullanımının getirdiği riskler açısından uyarmalıdır .
Tanı hataları:

Hastada var olan hastalığın tanısının konamaması önemli bir tıbbi hata uygulamasıdır. Örneği kadın doğum uzmanında konjenital anomalilerin tanınmaması, anne ve bebeğin klinik durumunun doğru değerlendirilememesi, yüksek riskli gebeliklerin belirlenmesi sık hata yapılan ve dava konusu olan durumlardır. Gebelik süresince hekimin toksemi gibi komplikasyonlara işaret eden bulgular açısından uyanık olması ve kadının viral enfeksiyon bulguları göstermesi durumunda temel serolojik incelemeleri yaptırması gerekir.

Hatalı karar:

Cerrahi dallarda operasyonel kararlarda yanlış yapmamak önemlidir. Doğru karar verilmelidir. Dahili bilimlerde ise özellikle ilaç seçimlerinde ve oların interaksiyonlarında dikkatli olunmalıdır. İlaçların karşılıklı etkileşimleri olabileceği unutulmamalıdır.

Girişim hataları ve teknik hatalar:

Ameliyat sırasında vücutta unutulan yabancı cisimlerle ilgili davalar açılabilir. Bu durum hekimin mahkemede savunulmasını imkansız kılabilir. Sterilizasyonun yapılmaması veya onam alınmadan yapılmış olması dava konusu olabilir. Davaların ikinci sık nedenini ise travay ve doğum sırasında hastada zarar oluşumuna yol açan kusurlu hareketler oluşturmaktadır. Doğum hekimlerine karşı malpraktis iddiaları, özellikle travay ve doğum sırasında veya postoperatif bakımda ihmal konusunda olmaktadır.
Terk etme ve özen eksikliği:

Özellikle Obstetrik malpraktis olgularında, çocuğun doğumundan hemen sonra hastanın tedavisinin kesildiği şeklinde terk etme iddiasında bulunulabilir. Bu iddianın esası, tıbbi özenin devam etmesinin gerekli bulunduğu bir sırada hekimin makul bir bildirimde bulunmadan veya yerine yeterli bir tıbbi bakım sağlayacak olan birisini bırakmadan, hekim-hasta ilişkisini kesmesine dayanmaktadır. Mahkemeler, tedavi gereksinimi gösteren post-partum hasta şikayetlerine gerektiği şekilde karşılık vermeyen bir hekimin sorumlu olacağını kabul etmiştir. Hastanın durumu gerektirdiği halde hastayı başka bir hekime emanet etmeden ayrılmak, hemşire çağırdığı halde gelmemek, hastayı gerekli acil müdahaleyi yapmadan veya hiç muayene etmeden sevk etmek de sık rastlanılan hatalardır .

Tıp alanında dünyanın en prestijli dergilerinden olan JAMA da 1993 de yayınlanan bir araştırmaya göre bir hata yapıldığında bunun malpraktis haline gelmesinde hekimin ihtisas alanı çok önemli belirleyici faktörlerden birisi olmaktadır. Özellikle genel cerrahi alanında uzmanlaşmış kişiler sadece cerrah oldukları için %33 daha fazla risk taşımaktadırlar. Bir başka bakış açısıyla ,cerrahi eğer vücutta kontrollü bir yara açmak olarak kabul edilirse ve bu yaraların bir kısmı her zaman kontrol altına alınamıyor ise bu durum hatalara, hataların bir kısmı da malpraktis götürmektedir.

Yapılan bir başka çalışma ise talihsiz olayları takip eden yanlış tedaviyi başlatan faktörleri 4 kategoride toplamıştır. Bunlardan en önemlisi ekonomik kayıptır. Ekonomik kayıp hasta da kalıcı sakatlık veya ölüme sebebiyet veren zararlardır. Tıpla hiçbir şekilde ilgisi olmayan kişilerin olayı ihmalkarlık olarak görmesi yüksek tazminat ödenekleri ile sonuçlanmaktadır. Ancak bu kişilerin olayı ihmalkarlık olarak görmesi genelde bir uzmanın bunun malpraktis olduğunu belirtmesinden kaynaklanmaktadır.
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
bölümü, doktor, dünyada, genel, haberlerin, hatalari, ile, tüm

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Forum Şartları


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 07:42 PM.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2
aBSHeLL
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Abshell-AileVadisi

Linkler

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314