AiLeVaDiSi FoRuM  

Go Back   AiLeVaDiSi FoRuM > SağLıK > SaĞLıK GeneL

SaĞLıK GeneL Sağlık Hakkında genel olan herşey

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 29-07-2009, 03:19 PM   #1 (permalink)
BeRLiNDeN
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart DÜNYADA TÜM DOKTOR HATALARI ILE HABERLERIN GENEL BÖLÜMÜ

Doktorlar hatalarını açık açık anlattı



“Hastamın karnında makas unuttum”, “Akciğerini söndürdüm”, “Düşünmeden penisilin verdim”... Bu itirafları yapan Alman doktorların amacı yeni hataların önüne geçebilmek.


BERLİN - Almanya’da, “Hatalardan Öğrenmek” adlı bir broşür hazırlayan tıp uzmanları, yaptıkları büyük mesleki hataları ilk kez kamuoyuna açıkladı. Alman doktorlar, bu broşürle gelecekte yapılabilecek hataları en aza indirgemeyi amaçladıklarını söyledi.

Marburg Üniversitesi Kliniği’nde görev yapan Prof. Dr. Matthias Rothmund (65), yaptığı hatayı şöyle anlattı:

HASTAMIN KARNINDA MAKAS UNUTTUM
“Hafif kilolu bir hasta, bağırsak kanseri teşhisiyle hastaneme geldi. Hastaya bağırsak ameliyatı yaptım. Birkaç gün sonra hastanın akciğer filmleri çekildi ve tesadüfen, ameliyatta hastanın karnında bir makas unuttuğum görüldü. İkinci bir ameliyatla makası çıkardık. Ameliyat hemşiresi tamponları kontrol etmiş, ancak aletleri kontrol etmemişti. Olayı sigortama bildirdim, hastaya tazminat ödediler.”

YANLIŞ DİZİ AMELİYAT ETTİM
Köln-Merheim Kliniği cerrahlarından Prof. Bertil Bouillon (50) da uzun atlayış yapan genç bir sporcu kızın menüsküs teşhisiyle geldiğini, aynı anda kaza geçirerek yaralanan diğer bir hastayla da ilgilenmek zorunda kaldığını belirterek, şunları kaydetti:

“Ameliyata girdim, ancak hastada menüsküs olduğuna dair bir ize rastlamadım. Görevli hemşire öğleden sonra, yanlış dizi ameliyat ettiğimizi söyledi. Bu tür hataları önlemek için artık ameliyat edilecek bölgeleri, hasta henüz ayıkken, suda çıkmayan kalemle işaretliyoruz.”

ALERJİSİNİ SORMADAN PENİSİLİN YAZDIM
Berlin Tabipler Birliği Başkanı Dr. Günther Jonitz (49) de Bild gazetesine yaptığı açıklamada, genç bir doktor olarak çalıştığı yıllarda, klinikteki yoğun bir günde, yaralı parmağında iltihap olan genç bir kıza kan zehirlenmesini önlemek amacıyla penisilin yazdığını anlattı ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dışarıda 20 hasta bekliyordu. Hemşire acele ettiriyordu. Hastaya alerjisi olup olmadığını sormadan penisilini yazdım. Hasta ertesi gün yeniden kliniğe geldi, her yerinde yaralar çıkmıştı. Penisiline alerjisi varmış, ölebilirdi de. O andan sonra bir daha asla aceleci davranmadım.”

BAĞDOKUSUNU YIRTTIM
Berlin’deki Charite hastanesi doktorlarından Prof. Dr. Joachim W. Dudenhausen de 40 yaşındaki bir kadının ikinci kez sezeryanla doğum yapması sırasında yaptığı hatayı şöyle anlattı:
“Ameliyat sırasında rahmin kenarındaki bağdokusu yırtıldı. Ben de yırtığı onardım. Ancak 2 gün sonra hasta ağrı çekmeye başladı. Ultrasonla yaptığımız kontrolde, idrar yolunun tıkandığını, sıvının böbreklere kadar biriktiğini gördük. Hastayı ikinci kez ameliyat etmek zorunda kaldık. Daha dikkatli olsaydım hastam ikinci kez ameliyat olmaz, o acıları çekmezdi.”

HEMŞİREYKEN BİR HASTANIN ÖLÜMÜNE NEDEN OLDUM
Witten-Herdecke Üniversitesi profesörlerinden Christel Bienstein (56) da, 1976 yılında bir hastanenin yoğun bakım bölümünde hemşire olarak çalıştığı dönemde, solunum makinesine bağlı genç bir hastanın solunum borusunun tıkandığını, kalbinin durduğunu belirtti ve şunları anlattı:

“Hastanın kalbini yeniden çalıştırdım. Doktoru sürekli telefonla aradım, ancak gelmedi. Sabah nöbeti devrederken rapor tuttum ve eve gittim. Saat 07.30 sularıydı. Saat 08.00 gibi aynı hasta solunum yolunun tıkanması sonucu hayatını kaybetmiş. Gelmediği halde sürekli doktoru arayacağıma, nöbeti devralacak hemşireyle daha güvenli bir yol bulmalıydım. Kendimi çok suçluyorum.”

AKCİĞERİNİ SÖNDÜRDÜM
Regensburg’taki St. Joseph hastanesinde görev yapan Dr. Marita Eisenmann-Klein da yaptığı hatayı şöyle anlattı:
“Bir hastadan yağ bezesi alınmıştı. Vizit yaparken, ameliyat yerinde sıvı biriktiğini gördüm. Çok ince bir iğneyle sıvıyı çektim. Kısa süre sonra hasta güçlükle nefes alır oldu. Akciğeri sönmüştü. Sıvıyı çekerken akciğere zarar vermiştim. Hasta acil ameliyata alındı. O kadar ince bir deliğin akciğeri iflas ettirebileceğini asla tahmin etmezdim.”

  Alıntı ile Cevapla
Alt 29-07-2009, 03:22 PM   #2 (permalink)
BeRLiNDeN
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Almanya’da geçtiğimiz yıl 40 bin hasta, doktorun yanlış teşhis koymasından dolayı şikayetçi oldu. En fazla şikayet konusu ise kalça, diz, kol, bacak kırık-çıkıkları ve kanser. Uzmanlara göre 40 bin rakamı sadece hasta tarafından fark edilen ve şikayetten dolayı resmi kayıtlara geçen rakam. Bu rakamın buz dağının sadece görünen tarafı olduğu bildiriliyor.











Almanya’da doktor hatası nedeniyle binlerce insan mahkemeye ya da sigorta kurumlarına başvuruyor. Anlaşmazlık çıktığında arabuluculuk görevi üstlenen ve hatanın olup olmadığını tespit eden doktor ve avukatlardan oluşan Hakem Heyeti’ne yapılan başvuru sayısı 2007 yılında yüzde 1,5 artarak 10 bin 432’ye yükseldi.

Şikayetçilerin geri kalanları ise mahkeme ve sağlık sigortalarına başvurdular. Açıklama, Tabipler Odası Başkanlığı tarafından yapıldı. 2007 yılında Hakem Heyetine yapılan şikayet başvurularından 7 bin 49’u sonuçlandırıldı. Başvuruların yüzde 30’unda hasta haklı bulundu ve doktorun yanlış teşhis ve tedavi uyguladığı bizzat doktorlar tarafından tespit edildi. Bunlardan 1700’ünde hayatı tümüyle etkileyebilecek ciddi doktor kusurunun bulunduğu açıklandı.

Hastaların en fazla şikayetçi oldukları konular sırasıyla kalça-, diz tedavisi, kol-bacak kırığı ve göğüs kanseri. Hastanede enfeksiyon kapanlar, yanlış dozda ilaç verilenler, kemikleri yanlış monte edilenlerin çokluğu dikkat çekiyor. Göğüs kanserinin birçok hastada başlangıçta tespit edilememesi tedaviyi güçleştiriyor. Apandist rahatsızlığı tespit edilemeyen birçok hasta hayati tehlikeye kadar varan sıkıntılı günler geçiriyor.

Tüketiciyi Koruma Merkezi’nden Sağlık Uzmanı Stefan Etgeton, Frankfurter Rundschau gazetesine yaptığı açıklamada, Hakem Heyetinin açıkladığı rakamın buzdağının sadece görünen yüzü olduğunu belirtti. Birçok hatanın tespit edilmesinin zor olduğuna değinen Etgeton, tarafsız bilirkişi bulmanın da zor olduğunu ileri sürdü. Bilirkişiler ağırlıklı olarak doktorlardan oluşuyor. Bu kişilerin kendi meslektaşlarının hatalarını objektif olarak ortaya koyup koyamayacakları şüphe uyandırıyor.

Süddeutsche Zeitung gazetesine bir açıklamada bulunan Hasta Güvenliği Derneği Başkanı Matthias Schrappe ise aslında doktor hatası sayısında bir artış yaşanmadığını, ancak hataların artık daha rahat tespit edilebildiğini ifade etti. Bu arada şikayetler arasında ameliyat olanların sayısının fazlalığı da dikkat çekiyor. Geçirdiği kaza sonrası cerrahi müdahale yapılan 1137, genel bir rahatsızlığından dolayı ameliyat olan 1025, ortopedik tedavi uygulanan 413 ve ev doktoru tarafından tedavi edilen 346 kişi yanlış tedavi uygulandığı gerekçesiyle gerekli mercilere şikayete bulundu. Almanya genelinde bir yılda doktorlar toplam 400 milyon muayene gerçekleştirirken, 18 milyon klinik tedavisi yapılıyor. Hasta Güvenliği Derneği’nden verilen bilgiye göre hastanede yanlış tedaviden dolayı ölenlerin oranı yüzde 0,1. Geçen yıl hastanede tedavi gören 17 milyon hastadan 17 bini yanlış tedaviden dolayı hayatını kaybetti.

Yanlış tedavi edildiği için mahkemeye başvurup da en fazla tazminat kazanan kişi beş milyon Euro ile Münih’ten bir hasta oldu. Boğazından bir operasyon geçiren hastaya yapılan yanlış tedaviden dolayı beyninde ağır hasar oluştu. Hasta şu anda bir bakım evinde tedavi görüyor. Açılan davada beş milyon Euro kazandı. Ancak her doktor hatasının mahkemede ispatlanması kolay olmuyor. Hasta yanlış teşhis ve tedavi iddiasında bulunuyorsa bağlı bulunduğu sigorta kurumuna başvurması gerekiyor. Doktor hatası tespit edildiği takdirde, sigorta şirketi de muayene ve tedavi masrafını doktordan geri tahsil ettiği için işin takibini yapıyor.

Diğer bir yol ise Tabipler Odasına başvurmak. Tabipler odası hastayı Hakem Kurluna yönlendiriyor. İşlemler ücretsiz olarak gerçekleştiriliyor. Mahkeme sürecine göre daha kısa sürüyor ve maliyeti daha düşük. Mahkeme kararına karşı resmi bir bağlayıcılığı olmamasına rağmen, alınan kararlar yüzde 90 oranında hasta ve doktorlar tarafından kabul görüyor. Mahkemeye açılan davalar ise en az bir yıl sürüyor. Osnabrück Melle’de yaşayan Ahmet Yıldırım’ın anlattığı olay ise içler acısı. Hamile olan ablasının evde ateşlendikten sonra Melle’deki hastaneye kaldırıldığını vurgulayan Yıldırım, “Bir iğne verdiler. Durumu kötüye gitmeye başlayınca Osnabrück’te büyük bir hastaneye götürdüler. Orada, Melle’de vurulan iğnenin gereksiz olduğu söylendi. Ateşi de düşmedi. Kan pıhtılaşması oldu. 3 gün sonra vefat etti. Tedavi esnasında çocuğu aldılar. Eşi yıkıldı. Allah’ın takdiri. Ancak yanlış bir iğne bir cana, bir de bir çocuğun annesiz büyümesine neden oldu.”

Bremen’den Endüstri Mühendisi Fatih Şimşek ise geçen hafta, başından geçen olayı anlatırken gözyaşlarına zor hakim oluyor: “Annem Fatma Şimşek’i 10 gün önce Almanya’ya getirdim. Akşama doğru göğsümde ağrı var dedi. Acil’e, Bremen Rotes Kreuz Hastanesine götürdüm. Doktor bir şeyi yok dedi. Yarın ev doktoruna takip için götür dedi. Annemin ağrısı tabii bu arada devam ediyordu. Ev doktoru bir şeyi yok dedi. Mide ilacı verdi. Annem bu teşhisten birkaç saat sonra evde kalp krizi geçirdi. 4 dakika beynine oksijen gitmemiş. Bir haftadır komada. Kalp ağrısına mide ilacı verdiler, bu duruma geldi. Dua bekliyorum” Frankfurt’ta muhasebeci olarak çalışan Şaban Türk ise doktor hatasından dolayı yaşadığı sıkıntılı günleri şöyle anlatıyor: “Eşimle beraber hamileliği ile ilgili mutat kontrollerden birine gittiğimizde (takriben 5. ayında) kadın doktorumuz tarafından bana acil olmak kaydı ile Frankfurt Üniversite Hastanesine gitmem gerektiği söylendi. Kendisi de hastaneyi arayıp bilgi verdi ve bana en geç iki saat içinde orda olmam gerektiği söylendi. Kadın doktorunun teşhisi; çocuğun kalbinin çok düzensiz atması, hatta kalp atışlarının yok denecek kadar azalması idi. Bizler de hemen taksi tutup üniversite hastanesine gittik. Orda gelişmiş ültrason aygıtları ile yapılan kontrollerde kalp atışlarının normal olduğu ama kafatasında bir leke göründüğü (Zyste) söylendi. Bu lekenin ne gibi bir tehlike oluşturabileceğini sorduğumuzda, çocuğun sakat doğabileceğini ve aldırılmasının da söz konusu olabileceğini ve kendimizi hazırlamamamız gerektiği söylendi.Bu lekenin geçebileceğini ama kalıcı da olabileceğini söylediler. Çocuğun sakat olabileceğini söyleyip bizi endişeye sevk ettiler. Doktor en geç bir ay içinde tekrar gelmem gerektiğini söyledi, çünkü çocuk gelişme safhasında olduğu için organların tam şekillenemediğini, kalp atışları ile ilgili nihai durumu da o zaman tam olarak söyleyeceklerini ifade ettiler. Danışmaya gidip randevu isteyince iki ay sonrasına attılar. Hemen itiraz edip durumu anlattıktan sonra 1 ay içinde randevu alıp yine gittik. Bizi endişeye sevk etmeleri aylarca bizi üzdü. Allah’a hamd olsun çocuk doğdu (Melih Fuat Burak) ve şu an iki yaşında. Ama 4 çocuğum içinde en yaramazı en hareketlisi o desem yanlış olmaz. Demek tıp da yanılabilirmiş, ne diyeyim....”
  Alıntı ile Cevapla
Alt 29-07-2009, 03:28 PM   #3 (permalink)
BeRLiNDeN
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Trajikomik doktor hataları


En ilginç doktor hataları kitaplaştırıldı. İşte sizi hem güldürecek hem de dehşete düşürecek hatalar...


Radyo Televizyon Üst Kurumu (RTÜK) eski Başkanı Nuri Kayış, Türkiye’de yaşanan “hekim hatalarını” kitaplaştırdı. Doktorların trajikomik hatalarını derlediği “Neşter Bazen Yanlış Keser” adılı kitapta birbirinden ilginç olaylara yer veren Kayış, “Kitabıma aldığım hekim hatalarına ilişkin örneklerin tümü kanıtlara dayanıyor. Kitabı oluştururken, mahkeme kararlarından faydalandım” dedi. İşte trajikomik hatalar:


SOL GÖZÜ YERİNE SAĞI ALDI

Sol gözünün alınması için hastaneye yatan hastanın, yanlışlıkla sağ gözü alındı. Doktor hatasını anladığında iş işten geçmişti. Ömür boyu karanlığa mahkum olan hasta, Ankara 5. Asliye Ceza Mahkemesi’ne dava açtı.

‘CİNCİ HOCA’LI DOKTOR!

Bir psikiyatri uzmanı, “Benim içimde cin var” diyen hastasını, “Bu cini çıkaracak hoca biliyorum. Gelin birlikte ona gidelim” diyerek ‘cinci hoca’ya götürdü. TTB Yüksek Onur Kurulu, uzmana uyarı cezası verdi ama zaman aşımı yüzünden ceza uygulanmadı.

KARBONDİOKSİT VERDİLER


Ameliyat sırasında biten oksijen tüpünü doktor ve teknisyenler değil hizmetli değiştirince korkunç bir hata oldu ve hastanın nefes borusuna giden tüpe oksijen yerine karbondioksit verildi. Hasta önce morardı, birkaç dakika sonra da yaşamını yitirdi. Akhisar Asliye Ceza MAhkemesi’nde dava açıldı.

“SÜLÜK”LÜ GÖZ TEDAVİSİ


Bir çocuk doktoru, Manisa’da açtığı tıp merkezinde, görmeyen hastaların gözlerine sülük bağlayarak onları “tedavi” etmeye çalışıyordu. 2 bini aşkın kişi bu doktora başvurmuş, gözlerine sülük bağlatma karşılığında milyonlarca lira para ödemişti.

TAKMA GÖZE ‘GÖRÜR’ RAPORU


İKİ göz doktoru, muayene ettikleri bir kişinin hiç görmeyen ve protez takılı olan sol gözü için “sağlam” raporu verdi. Hasta ehliyet aldıktan bir süre sonra, Savcılık ikinci bir hastanede muayene ettirince gerçek ortaya çıktı.

AZOT VERDİLER AKLINI YİTİRDİ


Omuzundan sakatlanan gence, girdiği ameliyatta oksijen gazı yerine “azot protoksit gazı” verildi. Genç şimdi tedavisi olmayan bir akıl hastalığıyla boğuşuyor.

BURNU YÜZÜNE DAĞILDI


YargItay 13. Hukuk Dairesi üyeleri, davacı kadının estetik operasyonlar geçirmesinden önceki ve sonraki fotoğraflarını inceledikten sonra şu karara vardı: Başlangıçta burunda ciddi bir deformasyon yokken, operasyonlar sonrası burun adeta yüzün üstüne dağılmış.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 29-07-2009, 03:45 PM   #4 (permalink)
BeRLiNDeN
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

TIBBİ ETİK, TIBBİ ATIK MI? CEVABI SAĞLIK BAKANLIĞI’NIN SKANDAL TASLAĞINDA!


Doktor hataları ve bu hataların ahlaki boyut tartışmaları sürüp giderken Sağlık Bakanlığı tarafından şok bir taslak açıklandı. Taslağa göre tıpta etiğin yeri yoktu. Peki bu ne anlama geliyor?


Ersin Tokgöz'ün Radikal Gazetesi'ndeki köşe yazısı...

Tıbba etik fazla geldi. Belki dediler ki pratikte en zayıf halkaysa teorisine gerek yok, belki de sadece tıpta değil medyadan siyasete içi her zaman ve her yerde en çok boşaltılan ve ne kadar boşaltılıyorsa o kadar tok ses çıkarmaya matuf bir balon olduğu için Sağlık Bakanlığı’nın bir bilenleri doktorların uzmanlık yapacakları dalları tespit ederken, yan dallarla birlikte 81 tane uzmanlık dalını kabul edip bir tek “Tıbbi Etik Uzmanlığı”nı kaldırdı.
Şaka değil, aynen böyle. Çok yakında yürürlüğe girecek taslak Sağlık Bakanlığı’nın Sağlık Eğitimi Genel Müdürü tarafından açıklandı. Mealen dendi ki; “Uygulamada zaten ‘Tıbbi atık’ kadar değeri varsa ‘tıbbi etiğin…’ kaldıralım gitsin.” Ve kaldırdılar. Tabii henüz taslaktan bahsediyoruz ve erken bir teşhis bu. Ama uygulamaya baktığımızda gerçeğe toslamayacak bir taslak. Yürürlüğe girecektir.
Yurttaş inisiyatifinde ‘hasta’ olduğumuz bu topraklarda “Hipokrat’a Fatiha” okumanın bile nasıl bir mesleki birleşme yarattığını yakından gördüm. Doktorlar yanlış yapmazdı. Cefakar meslek mensupları varsa memlekette, işte onlar doktorlardı. Ben biliyor muydum neler çektiklerini? Hem kapak olsundu bana; Sağlık Bakanlığı müfettişleri Serhan Şeşen’in ölümü ile ilgili yaptıkları incelemede sıfır doktor/hastane hatasını rapor etmişlerdi. Şeşen, doktor/hastane hatasından değil, ölesi geldiği için ölmüştü. Doktorlara laf eden ben, özürlerden özür beğenmeliydim. Dilemeliydim. Diliyorum.

Ama işte doktor kontrolünden ve resmi raporlamalardan azade zihnim karıncalanıyor yine de. Üşüşen karıncalar, ısırıyor beni. O Sağlık Bakanlığı’nın müfettişleri, göğsüne üç kurşun yiyen medya patronunun yeğeninin kalp krizinden öldüğünü raporlamamışlar mıydı zamanında? Çıplak gerçekle resmi raporun her zaman (ve çoğu zaman) kesişmediğini benzer onca örnekten bilmiyor muyduk?

Ama hayır… Resmi dil, hep gerçeğin sesiydi. Devlet asla yalan söylemezdi. Hiç söylememişti. Hemen inanmalıydık Serhan’ın ecel ölümüne. Doktorların hepsi inandı. Yetmedi, benim de inanmam gerekiyordu. İnandım ben de. Korktum fena.

Ama bu arada;

Yine sökün etti o karıncala(ma)lar. Dediler ki; Ankara'da Zekai Tahir Burak Hastanesi'nde 15 günde 27 bebek öldü. Ne çabuk unuttun? Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu’nun ‘Ön inceleme raporu’ hastaneyi‘sorumlu’ bul(a)madı. Eh, koskoca Sağlık Bakanlığı böyle buyurduysa Valilik ne yapsın? Ne savcılığın harekete geçmesine izin verdi, ne de doktorlara bir soruşturmacık mesafe alabildi.

Resmi akıl, budur.

O 27 can… Daha cenin döneminde bile can değeri alıp etiğe konu olan yaşamların aksine ceninden öte, doğmuş olmaları, kutsal sağlık-devlet omertasını delecek kadar kayda değmedi. Değemedi. Nasıl değsindi ki? Bakın, isimlerini yazamıyorum ben de. Çünkü devletin kayıtlarına isim olarak geçememişlerdi. O kadar kayıtsız ölümler işte. Eğer temel dayanağımız tıbbın etiği değil de gözüken resimse, o ölümlere kayıtsız kalabilirdik. Kaldık.

Bunu resmi aklın bir yerlerine, zorlamasak da koyabiliriz. Çok kolay. Ama aklın, vicdanın, resmi raporlardan öte meslek ahlakının, içimizin en derinlerindeki yerin neresine koyacağız? Tıp eğitiminden etiği çıkararak sızıdan kurtulabilecek miyiz?

Yoksa Tıbbi Etik, aslında Tıbbi Atık mı? Hani o kendine has kamyonlarıyla bildiğimiz çöp objesi… Etiğin yeri tıpta bu mudur?

Serhan’ın ölümü, diyelim ki ünlü tutulmasına yakalandık da bizi yanılttı. Doktorlar fena haklı. Ama karton kutularda çıkartılan bebeklerin cesetlerini görüp tıbbi atık kamyonlarını anımsayıp bir de ne hastanede ne de doktorlarda kusur bulamayan müfettişleri/raporları bir araya getirdiğimizde etik hep atığı çağrıştırmayacak mı?

Bu sefer doktorlara soruyorum: Belki o dersi artık almayacaksınız, belki aldıklarınızı unuttunuz. Ama babasınız, annesiniz. Vicdanınızın temellerini döşeyen etik olmadan mümkün mü? Tepkilerinizi tahmin etmek zor değil ama kendinize şunu sorun lütfen: 27 ölü çocuğu"zaten bebek ölüm oranı çok fazla" diyerek normalleştirip meslektaşlarınızı, kurumlarınızı aklayan resmi raporu nerenize koydunuz?

Soru şu: 27 bebeğin ya da Serhan’ın ölümü mesleki dayanışma yanında ne değer ifade eder? Size. Asıl size. Ne anlatıyor bunlar? Eğer bir şey anlatmıyorsa, eğer bu sözler sadece bir toplu tepki nesnesiyse tekrar müjdeliyorum: Tıp uzmanlığı listesinden tıbbi etik konu başlığı çıkarıldı. Yol, daha açık.

Ama bunlardan bir şeyler anlayanlardansanız endişelenin… Bakın; Tıp Etiği ve Tıp Hukuku Derneği ve Türkiye Biyoetik Derneği üyesi Prof. Dr. Ayten Altıntaş diyor ki; “Tıbbi etik uzmanlığı ‘hekimin ahlakı ve vicdanını’ kazandırır.”

Resmi söyleme bu kadar bağlıyken, mesleki vicdanınız okulda öğrendikleriniz olurken… Etiksiz bir öğreti vicdanınızı nereye koyacak? Asıl siz? O vicdanı nereye koyacaksınız?

Yoksa bu sefer sözde tepkilerinizi bana boca etmek yerine, o tasarıyı katlayıp tasarlayanlara mı postalayacaksınız?

Ben, şaşırmaya hazırım. Haydi, şaşırtın.

ersin.tokgoz@radikal.com.tr
  Alıntı ile Cevapla
Alt 29-07-2009, 03:51 PM   #5 (permalink)
BeRLiNDeN
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

"Ölü" denildi, kürtaj masasında yaşadığı ortaya çıktı



Mersin'in Silifke ilçesinde, doktorun "ölü" raporu verdiği anne karnındaki 6 haftalık bebeğin, kürtaj masasında yaşadığı ortaya çıktı. Doktor, hata yaptığını kabul ederken, "O gün nöbetten çıktım. 40 hastaya baktığım için yorgundum, bebeğin kalp atışlarını göremedim" dedi.

Talip Güzel (32), 6 haftalık hamile eşi Nuray Güzel'i (34) gece rahatsızlanınca Silifke Devlet Hastanesi'ne götürdü. Nuray Güzel, Acil Servis'ten kadın doğum uzmanına sevk edildi. Hastayı muayene eden kadın doğum uzmanı, genç kadını ultrasonografiye gönderdi. Radyoloji Uzmanı Doktor M.S, ultrasonografi cihazıyla hastaya baktı. Doktor M.S, yaptığı muayenede, 6 haftalık olduğu anlaşılan bebek için "Fetal kalp aktivitesi (FKA): (+) negatif, fetal hareket izlenmemiştir" (Ölü cenin) raporu verdi.

Raporu eline alan Nuray Güzel, kadın doğum uzmanına gösterdi. Kürtaj için masaya yatırılan Güzel'i son defa başka bir ultarsonografi cihazıyla muayene eden kadın doğum uzmanı, bebeğin kalp atışlarını duydu.

Yanlış rapor veren Radyoloji Uzmanı M.S, hatasını kabul ederken, "Hastaya hastanemizin ultrasonografi cihazıyla ben baktım. Karın üzerinden yapmış olduğum bakımda 6 haftalık bir ceninin olduğunu anladım. Yapılan bakıda ceninin kalp atışlarının görülmesi mümkün değildir. 'Prop' denen cihazla baktım. Bu cihazın yaşı çok eskilere dayanıyor. Bu cihaz bazı hatalar vermektedir. Buna 'kristal defektleri' diyoruz. 4-5 yıldır cihazımızın kalibrasyon ayarları yapılmamıştır. Eski bir cihazdır.

Bu şartlarda anne rahmine düşmüş 6 haftalık bir ceninin kalp atışlarını görmem mümkün değildir. Bana gelen hastaya 'kalp atışlarını göremedim' diye 'ölü cenin' raporu yazıp, kadın doğum uzmanına gönderdim. Kadın doğum uzmanı hastaya vajinadan baktığında bebeğin canlı olduğunu tespit etmiş. Benim amacım da zaten 'Ben yanılabilirim, bir de kadın doğum uzmanının görmesi gerekir' demekti. Bu konuda ne çocuk zarar görmüştür ne de anne zarar görmüştür" diye konuştu.

Olayda herhangi bir suistimal olmadığını savunan M.S, "Ben görevimi yaptım. Kalp sesini duymamamın bir sebebi de, o gün nöbetten çıktım. 40 hastaya baktığım için yorgundum, bebeğin kalp atışlarını göremedim. Bu bir hatadır, bunu kabul ediyorum" şeklinde konuştu.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 29-07-2009, 04:01 PM   #6 (permalink)
BeRLiNDeN
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Danıştay’dan doktor hataları için karar…







Danıştay 1. Dairesi, emsal bir karara imza atarak, tıbbi kurallara aykırı olarak teşhis ve tedavide gerekli özeni göstermeyerek hastanın ölmesine neden olduğu bilirkişi raporuyla ortaya konulan doktorların ‘taksirle ölüme neden olma’ suçundan yargılanmaları gerektiğine karar verdi.

Danıştay’ın verdiği bu karar sonrası, bilirkişi raporuyla hastanın ölümüne neden olduğu tespit edilen doktorlar ‘taksirle ölüme neden olma’ suçunu işledikleri iddiasıyla yargılanacaklar.

Reflü rahatsızlığından dolayı “laparoskopik nissen” operasyonu geçirdikten sonra ağrıları olduğu gerekçesiyle Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi bölümüne başvuran bir hastayı bölüm doktorları H.F.B., R.S.E ve A.G.A taburcu etti. Taburcu edildikten sonra ağrıları artan hasta tekrar ynı hastaneye başvurdu. Akciğer ve batın filmleri çekilen hasta, herhangi bir sorunu olmadığı belirtilerek yeniden taburcu edildi.

Ertesi gün, nefes almakta güçlük çekmeye başlayan ve ağrıları iyice artan hasta yeniden hastaneye başvurdu. Yapılan kontrollerde hastanın akciğerinde su toplandığı, mide borusunun yırtılması nedeniyle midesinde enfeksiyon oluştuğu gerekçesiyle ameliyata alındı. Ameliyattın çıktıktan 14 gün sonra yoğun bakımda hayatını kaybeden hastanın yakınları Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayetti bulundu.

-BİLİRKİŞİ, DOKTORLARI SUÇLU BULDU-

Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığı, 2547 sayılı yasa gereği, şikayet edilen doktorlar ile ilgili dosyayı Marmara Üniversitesi rektörlüğü’ne gönderdi. Üniversite rektörlüğü tarafından başlatılan soruşturma sonrasında hazırlanan soruşturma raporunda; doktorların teşhis ve tedavide özellikle ameliyat sırasında uygulanan cerrahi yöntemin tıp kurallarına uygun olduğuna, ameliyat sırasında yemek borusun delinme olasılığının her zaman mevcut olduğu, daha sonra bu durumun fark edilmemesinin beklenen bir durum olarak görülmesi gerektiği bu nedenle taksir derecesinde bir ihmalin bulunmadığı gerekçesiyle soruşturma açılmaması önerildi. Soruşturma kurulu tarafından ölen hastanın dosyası bilirkişi incelemesine verildi.

Bilirkişi raporunda, hastanın ameliyatı sonrasında yapılan durum teşhisinde gecikmenin olduğu, ikinci ameliyata geç kalındığı, kontroller sırasında teşhis ve tedavi açısından gerekli özenin gösterilmeyerek rahatsızlığının artmasına sebep olunduğu ve doktorlar hakkında kamu davasının açılmasını gerektirecek yeterli kanıtın dosyada yer aldığı belirtildi.

-DOKTORLAR, 6 YILA KADAR HAPİS İSTEMİYLE YARGILANACAK-

Danıştay, bilirkişi raporlarına atıfta bulunarak Marmara Üniversitesi rektörlüğü tarafından oluşturulan Yetki Kurulu’nun verdiği men-i muhakeme kararının bozulmasına, şüpheli doktorların lüzum-u muhakemelerine ve eylemlerine uyan Türk Ceza Kanunu’nun 85. maddesi gereğince yargılanmalarına karar verdi. Daire, hastanın ölümüne taksirle neden olduklarına karar verilen doktorlarla ilgili dosyayı Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi.

Türk Ceza Kanunu’nun 85. maddesi şöyle:
“Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır”
  Alıntı ile Cevapla
Alt 31-07-2009, 08:27 PM   #7 (permalink)
BeRLiNDeN
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Ameliyat hataları için ‘kontrol listesi’ önerisi




Dünya Sağlık Örgütü cerrahi operasyonlardaki olası hataların önlenmesi için ‘Cerrahi Güvenlik Kontrol Listesi’ hazırlanmasını önerdi.




ANKARA - Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), cerrahi operasyonlardaki olası hataların önlenmesi amacıyla "Cerrahi Güvenlik Kontrol Listesi" hazırladığı ve uygulanması için tüm ülkelere öneride bulundu.



Listenin tam olarak uygulanması halinde, "ölüm, sakatlık ya da organ kaybı ile sonuçlanan ameliyat hatalarının" engellenebileceği belirtildi.

Toplum Sağlığı Araştırma ve Geliştirme Merkezi Başkanı Prof. Dr. Nazmi Zengin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dünyada yılda 234 milyon büyük cerrahi işlem yapıldığını söyledi.

Dünya genelinde her 25 kişiden birinin büyük ameliyat geçirdiğini belirten Zengin, "Küçük ameliyatları da sayarsak ameliyat sayısının 1,5 milyara ulaşacağı tahmin ediliyor" dedi.

Türkiye’de, 2007 yılı verilerine göre 2 milyon 256 bin büyük, 1 milyon 308 bin orta ve 1 milyon 585 bin küçük ameliyat yapıldığını anlatan Zengin, "Bu ameliyatların önemli bir kısmında basit önlemlerle engellenebilecek hatalar nedeniyle hastalarda kalıcı sağlık sorunları ya da ölümlerin ortaya çıkabildiğini" öne sürdü.




"LİSTE SAĞLIK BAKANLIĞINA GÖNDERİLDİ"



Zengin, DSÖ’nün, haziranın sonunda hazırladığı "Cerrahi Güvenlik Kontrol Listesi"ni tüm ülkelere uygulanması yönünde öneride bulunduğunu söyledi.
Listenin, küresel planda yaşanan cerrahi güvenlik sorununu çözebilmek amacıyla hazırlandığını belirten Zengin, "Listenin tüm hastanelerde uygulanması halinde ölüm, sakatlık ya da organ kaybı ile sonuçlanan ameliyat hatalarının önüne geçilebilecek" dedi.

"Türkçe’ye çevirdikleri listeyi temmuz ayının ilk haftasında Sağlık Bakanlığı’na gönderdiklerini" belirten Zengin, hem dünyada hem de Türkiye’de daha önce de benzer listelerin çeşitli hastanelerce ve uluslararası akreditasyon kuruluşlarınca geliştirildiğini ve sınırlı sayıda hastanede uygulandığını söyledi.


Zengin, listenin, dünyanın önde gelen 8 tıp merkezinde bin hasta üzerinde yapılan pilot çalışmayla listenin güvenilirliğinin ve geçerliliğinin test edildiğini, bu açıdan dünyanın her yerinde uygulanabilir standart bir liste olma özelliği taşıdığını ifade etti. Zengin, "Bu nedenle, biz, Cerrahi Güvenlik Kontrol Listesi’nin Sağlık Bakanlığı tarafından ülkemizde cerrahi uygulanan tüm sağlık birimlerinde kullanımının zorunlu hale getirilmesini istiyoruz" diye konuştu.


ÜÇ BÖLÜMDEN OLUŞUYOR


Cerrahi Güvenlik Kontrol Listesi, anestezi verilmeden önceki ’Giriş’, cilt kesisi yapılmadan önceki ’Ara’ ve hastanın ameliyathaneden çıkarılmadan önceki ’Çıkış’ evresine ait soruların bulunduğu tek sayfalık bir formdan oluşuyor.
Formun 1. bölümünde, hastanın kimlik bilgileri ile ameliyat yeri ve yapılacak işlemin hasta tarafından onaylandığını belirten bilgiler bulunuyor.

Ameliyat yerinin işaretlenip işaretlenmediği, anestezi güvenlik kontrolünün tamamlandığı, hastaya takılan cihazların çalıştığının kontrolünü kapsayan soruların yanı sıra "Hastanın bilinen alerjisi var mı?’, ’ Zor entübasyon/aspirasyon riski var mı?’ ve ’500 mililitreden fazla (çocuklarda 7 mililitre) kan kaybı riski var mı?" sorularının yanıtlanması gerekiyor.

Formun 2. bölümünde de şu soruların yanıtlanması isteniyor:

"-Ekibin tüm üyelerinin adlarını ve rollerini bildirdiler mi?

-Cerrah, anestezi görevlisi ve hemşire (hastayı, ameliyat yerini ve işlemi) sözel olarak onayladı mı?

-Beklenen kritik olaylar cerrah, anestezi ekibi ve hemşire ekibi tarafından gözden geçirildi mi?

-Son 1 saat içinde koruyucu antibiyotik uygulaması yapıldı mı?

-Gerekli görüntüleme tetkikleri ortaya konuldu mu?"


Formun 3. bölümünde ise hemşire ve ameliyat ekibinden sözlü olarak, "Yapılan işlemin adının yazıldığı; alet, spanç ve iğne sayımlarının doğru olduğu; alınan materyalin nasıl işaretlendiği; cerrahi, anestezi görevlisinin ve hemşirenin hastanın derlenme odasındaki bakımı ve tedavisi konusunda dikkate değer noktaları gözden geçirdiği konularında onay alındığı" gibi sorulara cevap isteniyor.


GÜVENLİK KOORDİNATÖRÜ DENETLEYECEK


Prof. Dr. Nazmi Zengin, ameliyathanelerde belirlenecek bir cerrahi güvenlik koordinatörünün, bu listeyi takip ederek ameliyat yapan ekibin bir evrede gerekli olan güvenlik koşullarını yerine getirmeden bir sonraki evreye

geçmemesini sağlayacağını belirterek, şunları kaydetti:

"Örneğin, ’Giriş’ evresinde, koordinatör hastanın vücudunda ameliyat yeri dosyasındakine uygun olarak işaretlenmiş mi işaretlenmemiş mi bakar ve bir uyumsuzluk varsa ameliyat ekibini uyarır. Açıktır ki, Sağlık Bakanlığı söz konusu listeyi ülke çapında uygulanmaya koyduğunda, ’katarakt ameliyatı yerine rahim ameliyatı yapılması ya da yanlış taraftan ameliyat yapma’ gibi durumlar tarihe karışacaktır.

Bir başka örneği ’Çıkış’ evresinden verelim. Bu evrede cerrahi aletler, havlular, iğneler teker sayılır ve koordinatör bunların ameliyat sonunda olması gereken sayıda olup olmadığını denetler. Bu kontrol yapılırsa basında sık sık karşılaştığımız ’hastanın karnında pens unutuldu’, ’gazlı bez unutuldu’ haberlerini de bir daha duymamız mümkün olmayacaktır."


TIBBİ HATALAR

Hasta Güvenliği Derneği Genel Başkanı Dr. Mustafa Bulun ise ABD’de, Institute of Medicine tarafından yayımlanan bir raporda, "ABD’de her yıl 44-98 bin kişinin önlenebilir tıbbi hatalar sonucu yaşamını yitirdiğinin" ifade edildiğini belirterek, "Bu ölümler gözönüne alındığında, tıbbi hatalara bağlı ölüm oranının tüm ölümler arasında ilk beşte olduğu belirlenmiştir" dedi.


"Cerrahi hataların tıbbi hataların yüzde 48’ini oluşturduğunu" ifade eden Bulun, cerrahi hataları engellemek için hastanın ameliyat olacağı yerin mutlaka işaretlenmesi gerektiğini kaydetti.


  Alıntı ile Cevapla
Alt 31-07-2009, 08:31 PM   #8 (permalink)
BeRLiNDeN
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

“Hataların yüzde 48'ini cerrahi hatalar yüzde 20'sini ilaç hataları oluşturuyor”





Hasta Güvenliği Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Mustafa Bulun, hasta güvenliğinde hataların yüzde 48'ini cerrahi hataların yüzde 20'sini ilaç hatalarının oluşturduğunu söyledi


Antalya-İHA - Hasta Güvenliği Derneği tarafından Dünya Sağlık Örgütü Hasta Güvenliği Birimi'nin desteğiyle düzenlenen 2. Uluslararası Hasta Güvenliği Kongresi, 65 ülkeden toplam bin kişinin katılımıyla Antalya'da başladı.

Antalya'daki Kremlin Place Otel'de başlayan 2. Uluslararası Hasta Güvenliği Kongresi'nin açılış konuşmasını yapan Hasta Güvenliği Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Mustafa Bulun, 'Önce Zarar Verme' ilkesinin sağlık hizmet sunumunun ilk ve en önemli ilkelerinden biri olmasına karşın tıbbi hataların boyutunun her geçen gün arttığına dikkati çekti. Bulun, "Sağlık hizmetlerinde kalitenin temel belirleyicilerinin hasta güvenliği ve kanıta dayalı hizmet sunabilmek olduğu görüşü tüm dünyada kabul edilmektedir.

Birçok ülkede bu konuda önemli çalışmalar yapılmaktadır. Derneğimiz, bu gerçekle bu yılki ana konuyu 'Hasta Güvenliği için Küresel Bilgi Paylaşımı' olarak belirlemiştir" dedi.
Bulun, bu kongrede hedeflerinin hasta güvenliği alanında en üst düzey bilgiye sahip olan organizasyon ve kişiler ile bu bilgiye ihtiyacı olduğu halde kaynakları yetersiz olduğu için, bilgiye ulaşamayanları bir araya getirerek, küresel düzeyde bilgi ve tecrübe paylaşımının sağlanması olduğunu belirtti. Tıbbi hataların yüzde 98'inin kişiden değil, sistemden kaynaklanan önlenebilir hatalar olduğunu vurgulayan Bulun, şunları söyledi:

"Hasta güvenliğinde insan değil, sistem öldürüyor. Tıbbi hatalar ölüm nedenleri arasında ilk beşte bulunuyor. Hataların yüzde 48'ini cerrahi hatalar yüzde 20'sini ilaç hataları oluşturuyor. ABD'de hastaneye yatışların yüzde 3.4'ü istenmeyen hatayla sonuçlanıyor. İngiltere'de yatan hastalarda yüzde 11, Avustralya'da ise yüzde 16.7 oranında tıbbi hata görülüyor."

2. Uluslararası Hasta Güvenliği Kongresi Genel Sekreteri Dr. Rabia Kahveci de konuşmasında, kongrenin Batı Avrupa'dan Kuzey Amerika'ya, Asya'dan Afrika'ya 70'e yakın ülkeden bine yakın katılımcıya ev sahipliği yaptığını söyledi. Kahveci, 'Hasta Güvenliği'nin, yalnızca bir meslek grubuyla ve tek başına kurumlarla sınırlı olmadığına dikkati çekerek, "Hasta Güvenliği, sağlık sistemi aktör ve paydaşlarının tamamının, ortak akıl ve ortaklaşa yaklaşımla çözebileceği, insan davranışlarının ve kültürünün ağır bastığı, ortak bir dil etrafında bilgi paylaşımından başka çözüm yolu bulunmayan zorlu ve önemli bir alandır" dedi.

Konuşmaların ardından katılımcılara sema gösterisi sunuldu.

Sistem kaynaklı önlenebilir tıbbi hataların azaltılmasına yönelik tüm dünyada yürütülen son çalışmalar hakkındaki bilgilerin paylaşılacağı kongre, 29 Mart'a kadar devam edecek.

  Alıntı ile Cevapla
Alt 31-07-2009, 10:19 PM   #9 (permalink)
BeRLiNDeN
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Lüzumsuz çok ameliyat var, yüksek oranda hata yapılıyor

Prof. Dr. Cengiz Kuday, Lüzumsuz çok ameliyat var, yüksek oranda hata yapılıyor. Hataları en aza indirmek için hastanelerde komplikasyon toplantısı şart dedi.

Çoğu hekimden duyarız..Her ameliyatın bir riski vardırdiyeEn basitinden en ağırına kadar çoğu cerrahi girişimin istenmeyen sonuçları olabiliyor.Bu sonuçlar bazen telafi edilebiliyor.Ama bazen de geri dönüşü olmuyor

Ameliyatlarda sadece cerrahın başarılı da olması yeterli değil. Bunda pek çok faktör ön plana çıkıyorHastane şartları,teknik olanaklar,hastadan kaynaklanan hatalar ,ameliyat ekibinin hataları sonucu etkileyebiliyor.

Florance Nightingale Hastaneleri Nöroşirürji Bölüm Koordinatörü Prof.Dr.Cengiz Kuday, kişisel başarısızlıklar, kötü neticeler bir kenara yazılırsa hatalar en aza iner diyor.

Prof. Dr. Kuday:

Neden? Çünkü doktorlar aynı balıkçılar,avcılar,borsacılar gibi yalnız başarılarını anımsarlar onları anlatırlar.Halbuki başarısızlıklarını da bir yere yazarlarsa aynı komplikasyonları tekrar yaşamazlar.. diye konuşuyor.

Hata yapmayan hiçbir doktorun olamayacağını belirten Prof. Dr. Kuday, ancak hiç ameliyat yapmayan cerrahın komplikasyonu olmayacağını vurguluyor.
1930'lara kadar,(doktorlar istemediği için) ABD'de hastanelerde komplikasyon toplantıları yapılmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Cengiz Kuday, daha sonra bu toplantıların yapılmaya başladığını ve hataların azaldığını söylüyor.

Bu toplantıların hatalardan ders alınması için yapılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Cengiz Kuday, kimse hatalarının yüzüne vurulmasından hoşlanmasa da bu durum hayati öneme sahip diyor.

Prof. Dr. Kuday, gelişmiş ülkelerdeki hastanelerde düzenli olarak gerçekleştirilen komplikasyon toplantılarının Türkiye'de sadece üniversite hastanelerinde yapıldığına dikkat çekiyor.

Yurtdışında pek çok hekimin komplikasyon kitabı bulunduğunu belirten Prof.Dr.Kuday, Bu yurtdışında bu çok güzel yapılıyor.Hatta benim de bir kitabım var. Boyun ameliyatlarında komplikasyonlar yani kötü neticeleri neler olabilir bunları yazdım ki genç meslektaşlarıma yol göstereyim. Bunlar yalnız Türkiye'den değil,tüm dünyadan derlenmiş hatalardır.

Prof. Dr.Kuday, bir gerçeğin daha altını çiziyor:

Tüm dünyada ve Türkiye'de çok yüksek oranda komplikasyonlar ve luzumsüz ameliyatlar var.Bunların en az inmesi için her hekim hatasını bir kenara not etsin
  Alıntı ile Cevapla
Alt 31-07-2009, 11:04 PM   #10 (permalink)
BeRLiNDeN
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Tıbbi hatalar ölüm nedenleri arasında ilk beşte



Dünya genelinde, ilaç kullanımı, cerrahi müdahale, hastane enfeksiyonları, hastane içinde meydana gelen intiharlar ile düşmeler gibi önlenebilir tıbbi hataların, ölüm nedenleri arasında ilk

Dünya genelinde, ilaç kullanımı, cerrahi müdahale, hastane enfeksiyonları, hastane içinde meydana gelen intiharlar ile düşmeler gibi önlenebilir tıbbi hataların, ölüm nedenleri arasında ilk beş içinde yer aldığı belirtildi.

Hasta Güvenliği Derneği Genel Başkanı Dr. Mustafa Bulun, yaptığı açıklamada, her yıl çok sayıda kişinin önlenebilir tıbbi hatalar nedeniyle sağlık problemi yaşadığını, hatta yaşamını yitirdiğini söyledi.

Tıbbi hatalara ilişkin çalışmaların 2000`li yıllardan sonra hız kazandığını, bu konuda tüm dünyada önemli araştırmalar yapıldığını belirten Bulun, hataları önlemeye yönelik yeni düzenlemelerin hazırlandığını ve hasta güvenliğinin artırılmaya çalışıldığını söyledi.

Bulun, ABD`de, Institute of Medicine tarafından yayımlanan bir raporda, “ABD`de her yıl 44-98 bin kişinin önlenebilir tıbbi hatalar sonucu yaşamını yitirdiğinin” ifade edildiğini belirterek, “Bu ölümler göz önüne alındığında, tıbbi hatalara bağlı ölüm oranının, tüm ölümler arasında ilk beşte olduğu belirlenmiştir” dedi.

Her yıl en az 100 bin kişinin tıbbi hatalara bağlı nedenlerden dolayı ölmesinin dikkate alınması gerektiğini anlatan Bulun, “Verilere göre, ABD`de hastaneye yatışların yüzde 3.4`ü istenmeyen bir hatayla sonuçlanıyor. Her yıl 44-98 bin kişi tıbbi hata nedeniyle yaşamını yitiriyor. İngiltere`de yüzde 11, Avustralya`da ise yüzde 16,7 oranında tıbbi hatalara bağlı ölüm görülüyor” bilgisini verdi.

Bulun, “Türkiye`de ise bu konuda bir araştırma sonucu bulunmuyor. Türkiye`de yaklaşık 105 bin hekim var. Her hekim yılda bir defa hata yapsa 105 bin hata eder. Hekim başına bir hata önemli değil gibi gözükse de toplamda ciddi oranlardır” diye konuştu.

HATALARIN ORTAYA ÇIKMASININ ENGELLERİ

“Hekimler ve sağlık çalışanlarının hata yapmaları durumunda cezalandırılmalarının, önlenebilir tıbbi hataları azaltmayacağı” görüşünü savunan Bulun, “hasta yakınları tarafından fiziksel şiddete maruz kalma ve meslekten uzaklaştırılma-men edilme, meslek camiasında yanlış tanınma gibi kaygıların hatanın açıklanmasını engellediğini” öne sürdü.

Bulun, her hekimin hata yapabileceğinin kabul edilmesi gerektiğini, önemli olanın hatanın “neden” yapıldığının belirlenmesi olduğunu ifade ederek, “Hekimler, hekim hatasının kesinleşmediği durumlarda dahi hasta yakınları tarafından fiziksel şiddet görebiliyor. Hatta, yargısız infaz yapılarak hekimin öldürülmesine kadar uzanıyor” dedi.

HATANIN BİLDİRİLMESİ

Hekimlerin, yapılan hataları açıklayabilmesi için “Hata Raporlama” sisteminin oluşturulmasını öneren Bulun, “dernek olarak oluşturmayı planladıkları sistemle, kimlik belirtilmeksizin hatanın sisteme bildirilmesini amaçladıklarını” söyledi.

Bulun, “Bu sistemde, hekimler kendi kimliklerini, hastalarının kimliğini ve kurumunu yazmadan hatayı yazabilecekler. Doktor, sisteme girerek, `A ilacı yerine B ilacını verdim. Hasta şu tür bulgular gelişti gibi` açıklama yazacak” dedi.

Bu bilgiler doğrultusunda inceleme yapılacağını anlatan Bulun, hatanın, doktorun yoğun çalışmasından mı, hastanın kimliğinin karışmasından mı yoksa ilaçların isim benzerliğinden mi kaynaklandığının belirlenmesine çalışılacağını kaydetti.

“HATALARIN YÜZDE 98`İ SİSTEMDEN KAYNAKLANIYOR

Bulun, tıbbi hataların yüzde 98`inin sistemden kaynaklandığını belirterek, öncelikle sistemin sorgulanması gerektiğini söyledi.

Kaliteli bir sağlık hizmeti verilebilmesi için başta hekimler olmak üzere sağlık çalışanlarının sayısının yeterli olması gerektiğini savunan Bulun, “Günde ortalama 50 hasta muayene edebilecek olan bir hekimin 100 hasta görmesi fiziksel ve düşünsel yorgunluk yaratacağı, dikkati azaltacağı için hataya neden olabilir” diye konuştu.

Bulun, hasta bileziklerinde de renk standardının sağlanması gerektiğini belirterek, “Hasta bileziklerinin rengi hastaneden hastaneye değişiyor. Örneğin kırmızı bileklik tüm hastanelerde alerji anlamına gelmeli, çeşitlilik göstermemeli” dedi.

“HATALARIN YÜZDE 48`İ CERRAHİ

Bulun, “cerrahi hataların tıbbi hataların yüzde 48`ini oluşturduğunu” ifade ederek, yanlış ilaç kullanımının, hastane enfeksiyonlarının, hastane içinde meydana gelen intiharların ile düşmelerin önlenebilir tıbbi hatalar olduğunu söyledi.

Cerrahi hataları engellemek için hastanın ameliyat olacağı yerin mutlaka işaretlenmesi gerektiğini belirten Bulun, “Böylece `beli yerine boynundan ameliyat edildi` gibi haberler ile karşılaşılmaz” dedi.

Bulun, tıbbi hataların yüzde 20`sinin ilaçların hatalı kullanımından kaynaklandığını ifade ederek, “isimleri, kutuları, renkleri birbirine benzeyen ilaçlar bulunuyor. Riskli ilaçlarla diğer ilaçlar reyonlarda yakın yerlerde durabiliyor. Bunlar hataya neden olabiliyor” uyarısında bulundu.

Hastane enfeksiyonlarının da ciddi bir sorun olduğunu anlatan Bulun, hastane enfeksiyonundan korunmak için el temizliğine dikkat edilmesi, hasta ile her temastan önce ellerin iyice yıkanması gerektiğini söyledi.

Bulun, hastanedeki intiharların da hasta güvenliği kapsamında olduğunu, hastane personelinin, hastanın psikolojik durumunu iyi değerlendirmesi ve ona göre önlem alması gerektiğini belirterek, “Hastanede, hastanın intihar edememesi lazım. Bunun için hastanın ulaşabileceği yerlerde kesici alet, ilaç ve kendini asabileceği ip ve benzeri gereçler bulunmamalı” dedi.

Hastaların, hastane içinde yataktan ya da yürürken düşmesinin de tıbbi hatalar arasında olduğunu belirterek, “Düşmeye bağlı daha uzun süre hastanede yatan, sakat kalan hatta ölebilen kişiler oluyor. Düşme riski olan kişilerin yakın takipte olması, yanında bir yardımcının bulunması gerekir” diye konuştu. Bulun, ABD`de yapılan bir çalışmada, 400`ün üstünde hasta yatağına bağlı ölüm olduğunun bildirildiğini, yatakların yan tarafındaki parmaklıklara hastanın başının sıkışabildiğini, yatağın yüksek olmasına bağlı düşmelerin olabildiğini söyledi.

Hasta yataklarının da karışabildiğini ve buna bağlı olarak yanlış tedavinin uygulanabildiğini dile getiren Bulun, servislerden bebek kaçırma, doğum sonrasında bebeklerin karışması gibi olayların da hasta güvenliği kapsamında olduğunu söyledi.

Bu arada, 25-29 Mart günleri arasında Antalya`da yapılacak “2. Uluslararası Hasta Güvenliği Kongresi”nde konu ayrılı bir şekilde ele alınacak.
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
bölümü, doktor, dünyada, genel, haberlerin, hatalari, ile, tüm

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Forum Şartları


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 03:45 AM.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2
aBSHeLL
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Abshell-AileVadisi

Linkler

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314